SÖZÜN BİTTİĞİ YER DEĞİL, SÖZÜN BAŞLADIĞI YER
Ömer Faruk Arlı

Ömer Faruk Arlı

Araştırmacı Yazar

SÖZÜN BİTTİĞİ YER DEĞİL, SÖZÜN BAŞLADIĞI YER

"Organ bağışı" dinen caiz mi, değil mi? tartışmaları devam ededursun, bir küçük hatıramla girizgâh yapayım;

İki yıl önceydi. Komşumuzun lise çağındaki oğlu, böbrek yetmezliğinden diyalize mahkûm bir hayat sürmekteydi ki, aile üyelerinden alınan kan örneklerinin sonucuna göre “iki kişinin böbreği uyuşuyor” müjdesini aldılar. Nihayet, uygun donör bulunmuştu. Hastalığın pençesindeki genç ve yakınları sevinç yaşadılar. Ancak gel gör ki, bu sevinçleri kısa sürdü zira donör pozisyonundaki amca, böbreğinin birini yeğeniyle paylaşmaktan imtina ettiğini açıkladı. Devreye ikinci isim, fedakâr annesi girdi ve ameliyat süreci başladı. Uzun ve zorlu bir dönemden sonra sağlığına kavuştu. Şimdi sapasağlam bir delikanlı olarak her sabah karşılaşıyoruz...

Sevinelim, sevindirelim
Durduk yere niye bu mevzuya girdiniz diyebilirsiniz! Şöyle ki, 
Adana'da ikâmet eden, çok sevdiğim, değer verdiğim ve bendeki yeri tartışılmaz olan NLP Uzmanı sevgili Betül Ergül'ün; “İzmir'de yaşayan ve 22 Ekim'de evliliğinin birinci yılını kutlayan Servet Teker isimli kardeşimiz için, yaklaşık 4 aydan beridir karaciğer nakline uygun donör aranmakta” olduğu bilgisini benimle paylaşmasını müteakip, konuyla ilgili sosyal medya hesabımdan; “200 binde bir görülen hastalığın pençesindeki genç kardeşimizin "medet" sesine kayıtsız kalmayalım ve yayalım. Uygun donör bulununca da sevinelim ama en çok o ve eşi sevinsin...” şeklinde bir paylaşım yaptım. Hassasiyet gösterenler, arayıp soranlar ve yazanlar oldu... Kan grubu uyuşmazlığı ve uzaklık nedenlerini dile getiren dostlarımız haliyle üzgün olduklarını yazdılar... 

Ancak içlerinden biri var ki, burada adını ve fedakârlığını anlatmadan geçemeyeceğim;

Sevinç gözyaşlarıyla harmanlanmış dualar
"Paylaşımınızı emir terakki ediyorum üstadım. Bugün gün içinde arayacak ve Kahramanmaraş'tan İzmir'e gerekli tahliller için seyahat edeceğim inşallah." dedi ve bana haber vermeden soluğu İzmir'de aldı. Ne reklam etti ne afişe... İzmir’e hastaneye gittiğini, birkaç gün süren tetkiklerden sonra haberdar oldum. Gözlerim doldu. “Üstadım ben tetkikler için kan örnekleri vs verdim sonuçlar bir ay sonra açıklanacak, Azerbaycanlı olduğum için sorun çıkardılar! Bu işi para için yaptığımdan şüphelenmiş olmalılar ama ben yılmadım Başhekime çıktım ve istekli olduğumu, meseleyi Ömer Faruk üstadımın emri olarak algıladığımı ve Allah rızası için bu işi için yaptığımı izah edince bana inandı ve donör olmam için onay verdi. Uzman bir psikolog tayin edildi, onun eşliğinde istenen tahliller yapıldı. 

“Gerek hasta gerekse birinci dereceden yakınlarının sevinç gözyaşları ile duaları benim için yeter de artar bile" dedikten sonra organizasyon sahibi sıfatıyla Kahramanmaraş Kitap Fuarı hazırlıkları için alelacele uçağa atlayıp Kahramanmaraş'a gitti. Giderken de ısrarla fuara onur konuğu olarak katılmamı talep etti. Yoğunluğumdan iştirak edemedim ve nedamet duydum çünkü Türk Şiirinin Beyaz Kartalı Bahaettin Karakoç üstadımızı kaybettik :(( Ruhu şâd, mekânı cennet olsun. 

Konuyla ilgili detayları, “Allahım bir mucize olsun” diyen ve ihtimal has duası kabul edilen sevgili Betül ile paylaştım. Bir yandan sevinç naraları atıyordu, bir yandan da göz çukurları ıslanıyordu... 

Müşfik dost
Bahsini ettiğim kahraman, gardaş can Azerbaycan’dan bir isim, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'de Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra Ayzıt Yayınevinden çıkan “İlham Aliyev Döneminde Türkiye Azerbaycan İlişkileri” isimli kitabı kaleme alan genç bir yazar, Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği ile İNDEX Derneği Kahramanmaraş Temsilcisi, Dünya Azerbaycanlılar Kültür Merkezi Ekspertiz Kurul Üyesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi ile Evrensel Barış Federasyonu “Barış Elçisi, Kahramanmaraş-Azerbaycan Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği ile Türk Kızılay Kahramanmaraş Gençlik Kolları Başkanlığını başarıyla yürüten sevgili Tural Şahbazlı’dan başkası değil.

O ki, kitabının gelirini davası ve Türkiye Azerbaycan İlişkileri kapsamında kurucu başkanlığını yürüttüğü derneğe bağışlayan civanmert… Paraya, pula, makama, şöhrete aldırış etmeden, evdeki yeni gelini ve kundaktaki evladını Allah’a emanet ederek çıkan ve gelecek kaygısı yaşamayan aile reisi, hak hakikati dillendiren cesur bir gazeteci… O Allah rızası yörüngeli kul ve müşfik bir dost…
Bu akşam da yeniden İzmir’de olduğu bilgisini paylaştı benimle… Sözün bittiği yer değil, sözün başladığı yerdir burası diyerek, çoğaltmak istedim bu sevinci… O, “Allah’ın dediği olur” iradesiyle bu yola baş koymuş günümüz velilerinden biri olsa gerek…

Ne diyelim, yürüyüşün kutlu, böbreğin şifa olsun. Ötelerde cennet yurdunda da komşuluk nasip olsun güzel insan…

Genç hastamıza ve fedakâr donörümüze şimdiden şifa, operasyonu gerçekleştirecek ekibe muvaffakiyet, “Essebebü kel fâil” sırrınca; sebep ve aracı olanlara da sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum…

Ömer Faruk Arlı
Ülke Postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum