Sivil Toplum mu, Şahsi Rant Kapısı mı?
Sivil Toplum mu, Şahsi Rant Kapısı mı?

DOSYA HABER Nur Delice Ankara
Sivil Toplum mu, Şahsi Rant Kapısı mı?
Bir gazeteci olarak kamuoyunun toplum yararına bilgilendirilmesi esastır. Bugün sayıları yüz binleri bulan ve her geçen gün artan dernekler, ne yazık ki her zaman kağıt üzerindeki tüzük amaçlarına hizmet etmiyor. Birçok dernek, tüzüğünü kılıfına uydurarak şahsi çıkar odaklı faaliyetler yürütüyor. Buradan İçişleri Bakanlığı’na ve ilgili denetim organlarına açık bir bildirimde bulunmak istiyoruz: Bu alanda ciddi bir denetim boşluğu ve hukuki açık vardır.
1. Üyelikten Çıkış Engeli: "Girmek Kolay, Çıkmak İmkansız"
Dernekler gönüllülük esasına dayanır. Ancak sistemdeki açık nedeniyle kişi, yönetimdeki usulsüzlükleri görüp ayrılmak istediğinde dernek yönetiminin keyfiyetine mahkûm ediliyor. E-devlet üzerinden tek tıkla istifa imkanı tam olarak sağlanmadığı için, kişi ancak noter kanalıyla ihtar göndererek veya savcılığa başvurarak ayrılabiliyormuş gibi bir algı yaratılıyor. Noter masrafları emekli veya işsiz vatandaşlar için büyük bir yük teşkil ederken, insanların rızası dışında veya geçmiş tarihli kayıtlarla derneklere üye yapılması, onları bilmedikleri suçlara ortak etme riski taşıyor.
2. Dezavantajlı Gruplar Üzerinden "Hibe ve Proje" Tuzağı
Asıl vahim tablo ise projeler üzerinden dönen çarklarda saklı. Dezavantajlı grupları (engelliler, kadınlar, çocuklar vb.) kullanarak kamu yararına çalışıyor görünen bazı yapılar, aslında milyonluk projeleri şahsi kazanç kapısına dönüştürüyor.
Bu "tezgah" genellikle şöyle işliyor:
İhtiyaç sahibi veya iş arayan kişiler "sigorta ve maaş" vaadiyle projeye dahil ediliyor.
"Resmi işlemler sürüyor" denilerek sözleşme yapılmıyor, zaman kazanılıyor.
Çalışanlar, "proje yetişmeyecek" baskısıyla gece gündüz, insani olmayan şartlarda çalıştırılıyor.
Ödeme vakti geldiğinde; "sponsor bulunamadı", "evrak eksik" gibi bahanelerle süreç geçiştiriliyor.
3. Bir Mağdurun İtirafı: "Emeğim ve Kimliğim Gasp Edildi"
Araştırmalarımız sırasında konuştuğumuz bir mağdurun anlattıkları, durumun vehametini özetliyor.
"Federasyonun hibe destekli projesine asgari ücret vaadiyle alındım. Güvendiğim için sözleşme sormadım. Günde 23 saat çalıştığım oldu. Ancak istifa ettiğim gün öğrendim ki, beni bilgim dışında geçmiş tarihli olarak 'dernek üyesi' yapmışlar. Emeğimle bitirdiğim projeye hiç ilgisi olmayan kişilerin adını yazdılar. Hakkımı aradığımda ise 'Seni zarara uğrattığın için dava eder, 5 katını alırım' diye tehdit edildim. Sosyal medyada neden paylaşım yapmadıklarını sorduğumda ise 'Nazar değiyor' dediler; oysa asıl korkuları alacaklıların onları bulmasıydı."
Sonuç ve Çağrı: İvedilikle Denetim Mekanizması Şart!
Bu yapılar, kanundaki boşlukları ve kurumlar arası karmaşayı bir kalkan olarak kullanıyor. Vatandaşın doğrudan savcılığa gitmekten çekineceğini bildikleri için süreci bilerek yokuşa sürüyorlar.
Çözüm Önerileri:
Özel İhbar Hattı: Dernek içi usulsüzlükler ve çalışan hakları ihlalleri için doğrudan bir denetim hattı kurulmalıdır.
E-Devlet Entegrasyonu: Kişiler dernek üyeliklerinden hiçbir onaya tabi olmaksızın e-devlet üzerinden anında çıkabilmelidir.
Proje Denetimi: Kamu hibesi alan projelerin personel ödemeleri ve SGK girişleri, proje onay birimleri tarafından doğrudan takip edilmelidir.
Aksi takdirde, "iyilik" maskesi altında yürütülen bu rant çarkı, hem güven duygusunu hem de binlerce insanın emeğini sömürmeye devam edecektir.







