Bayram Sabahı Çocuklar ve Hatırlamak
Bayram Sabahı Çocuklar ve Hatırlamak

Bayram Sabahı Çocuklar ve Hatırlamak
Bugün bayram…
Sabahın erken saatlerinde uyanan çocukların heyecanıyla başlar her şey.
Daha güneş doğmadan giyilen yeni kıyafetler, aynanın karşısında kendine bakıp gülümseyen yüzler…
Kapı kapı dolaşan küçük adımlar, “İyi bayramlar” diyen o temiz sesler…
Çocuklar için bayram; sadece şeker değildir, sadece harçlık değildir.
Bayram, hayatın güzel olduğuna ilk kez inandıkları gündür.
Ama…
Bir de başka çocuklar var bugün.
Kapı çalamayan…
Bayramlık kıyafeti olmayan…
Bir odada sessizce oturan…
Belki bu ülkenin bir köşesinde, belki dünyanın başka bir yerinde…
Savaşın, yoksulluğun ya da yalnızlığın içinde büyüyen…
Onlar için bayram, bazen uzaktan geçen bir sestir sadece.
İşte bayram, tam da burada başlar.
Görenle görmeyen arasında…
Hatırlayanla unutan arasında…
Bugün kendimize sormalıyız:
Bir çocuğun bayramı eksikse, bizim bayramımız tam mıdır?
Bir çocuğun yüzü gülmüyorsa,
bizim gülüşümüz ne kadar gerçektir?
Bayram; sadece sevdiklerimizle kucaklaşmak değildir.
Bayram; hiç tanımadığımız bir çocuğun da yüzünü güldürme sorumluluğudur.
Bir oyuncak…
Bir kıyafet…
Bir kapı…
Bir selam…
Bazen küçücük bir dokunuş, bir çocuğun hafızasında ömür boyu sürecek bir bayram bırakır.
Bugün biraz yavaşlayalım…
Telefonları bir kenara bırakalım…
Bir çocuğun elinden tutalım.
Onunla birlikte kapı çalalım,
onunla birlikte şeker toplayalım,
ve belki…
hiç bayramlaşamayan bir çocuğa ulaşalım.
Çünkü o çocuk…
yarının öğretmeni, yarının çiftçisi, yarının mühendisi, yarının devlet adamıdır.
Bir çocuğun bayram sabahı mutlu uyanması,
aslında bir ülkenin geleceğe umutla bakmasıdır.
Unutmayalım…
Bir toplumun vicdanı, en çok bayram günlerinde ortaya çıkar.
Ve belki de en güzel bayram,
hiç bayramlaşamayan bir çocuğun ilk kez “İyi bayramlar” diyebildiği gündür.
İyi bayramlar…





