AK PARTİ NEDEN KAN KAYBEDİYOR?
İnci Salar

İnci Salar

Siyaset Akademisi Araştırmacı Yazar Siyasi Analist

AK PARTİ NEDEN KAN KAYBEDİYOR?

Balık baştan koktu, en tepede ne oldu ki, en aşağıdakiler döküldü? 
Peki bu başlar kimler? 
Vampir gibi direncin ve davanın kanını emen, onu güçsüzleştirip kırılgan hale getiren ne yazık ki, birbirinden bağımsız iki direnç kendini var etti. 
Pusulasını şaşırmış bu iki gücün ilki tam da merkezin odağında, evin içinde, aileden geldi. İkinci zehirli güç ise yola birlikte çıkılan, zaman içinde ranta ve erke yenik düşmüş vazgeçilmezlerin, bu vazgeçilmez özgüveni kötüye kullanmasıyla geldi. 
Şimdi biz buna iki gurup diyelim. Rantçı, erkçi grup güç kaybı yaşamamak için aile grubu ile gayet danışıklı dövüş içerisinde, dengede ilişkiler yürüttü. Zira aile grubu Erdoğan'ı en etkileyebilecek grubun başıydı. Rant ve erk grubu çok iyi biliyordu ki, dışarıda kalmamak için Erdoğan'dan ziyade onun çekirdek aile çevresine yakın durmak zorundaydı! 
Aile grubunun başını çeken Emine Erdoğan ve damat Berat Albayrak, çevresine kayırıcılık edasıyla eş, ahbap, dost duvarı ördü. Örneğin Emine Erdoğan KADEM ile olan ilişkileriyle oradan vasıfsız bir çok insanı yönetimin içine devşirdi. Keza Kavakçı aşiretini yine liyakattan uzak bir dirençle korudu, besledi. Damat Albayrak ise, Fatma Betül Sayan Kaya ile Devletin içine ne kadar eş, dost, akraba varsa doldurdu, liyakatsızlığı devam ettirdi. Az önce yazdım, bu gruba ters düşmek kelleyi koltuğa almakla eş değerdi zira Süleyman Soylu bunu bizzat deneyimlemiş bir isimdi. 
İşin iç yüzünden biraz bahsedecek olursak; 
Fatma Betül Kaya Aile Bakanı iken birgün İçişleri ile ilgili boşboğaz bir açıklama yapıyor. Süleyman Soylu buna tepki vererek derhal kendisini arıyor ve ona; kendi bakanlığı ile hemhal olmasını içişlerine karışmamasını salık veriyor. Ne hikmetse ilk tepki Berat Albayrak'tan geliyor ve Soylu ile Albayrak ağız dalaşı yaşamakla kalmıyor, arada tehditler de uçuşuyor. Ne yazmıştık, ters düşersen koltuk gider! 
Oysa ki, Soylu çok akıllıydı, koltuğun gideceğini anlayınca kıvrak bir zekayla hemen twit atıyor; Twit'inde, 'bugün varım, yarın olmayabilirim' mealinde helalleşme mesajı atıyor. Tabiki tüm Türkiye bu twit üzerine ayağa kalkınca hiç kimse koltuğundan etme riskini göze alamıyor ve tehlike bertaraf oluyor. 
Geçtiğimiz yerel seçimlerde de aldığımız duyumlara göre, Berat Albayrak'ın Süleyman Soylu'nun İzmir'den aday gösterilmesi için yoğun kulisler yaptığını işitmiştik. Söylenen oydu ki, İzmir'i almanın imkansızlığı içinde, bu yolla amaçlanan Soylu'dan da kurtulmak mıydı? 
Yani başka bir değişle "Devletçilik" anlayışından uzak bu grup, "Devletçilik" anlayışında olan Soylu gibi, Hulisi Akar gibi Hakan Fidan gibi isimlerle farklı noktalarda mıydılar? 
Diğer rantçı, erkçi grup ise 17 yılda Erdoğan'ın gücünden fayda ile semirdikçe semirdi ve en nihayetinde hem erkin hem de rantın gücüne devşirildi. 
İnsanoğlu nasıl çok yemek yeyince hareket edemez, gevşer, kendinden geçer, hantallaşır. Bu doygunluğun ağırlığı içinde Memleket meselelerinden uzaklaştı, parayı da gani gani bulunca Memleket ve Dava tam unutulmuş oldu. Bu erk ellerinden gitmesin diye de teşkilatlara parmak atıldı, Teşkilat Başkanları (Mustafa Ataş gibi) kendilerine biat atandı ve bu yollarla 81 İl'de güç ve şahsi hareket kabiliyetinden hegemonya kuruldu. 
Zaman içinde onlara dokunulmadıkça daha da azgınlaşıp, fetö borsasında, tahliye borsasında etkin görevler alarak ihanetin de suyunu çıkarmış oldular. 
Erdoğan'ı gönülden seven halkın tamamı bu direnci şaşkınlıkla ve anlam veremeden izlerken, Erdoğan'ın çevresine etten duvar örmüş bu iki tehlikeli grub sayesinde partisinden uzaklaştı, küstü, gönül koydu. 
Terzi kendi söküğünü dikemez hesabı, Erdoğan dışarıda, içeride Liderlik gücünü üst seviye ortaya koyarken, en içeride yani aile içinde başarısız oldu. 
Her tehlikeye hazırlıklı ama çekirdek tehlikelere kör ve hazırlıksız yakalandı.
Şimdi bugün Ak Parti'nin sonunu hazırlayan, pusulası şaşmış bu iki grubun gölgesinde Ak Parti alarm sesleriyle kulağımızı sağır ediyor. Bağıra bağıra, çığlıklar eşliğinde (son) geliyorum diyor. 
Oysa ki, çok basit değil mi? 
Öze dönmek, damar nerede tıkanmışsa oralara by-pass yapmak.. 
Çok basit..! 
Ya Eylem
Ya Elem. 
İnci Salar



YORUMLAR

  • 1 Yorum