BİR ZAMANLAR BATI'NINDA DİKKATİNİ ÇEKİP ÖVGÜSÜNÜ ALAN...

istanbul escort

escort bayan

Nesrin Dokuman

Nesrin Dokuman

Nesrin Dokuman

BİR ZAMANLAR BATI'NINDA DİKKATİNİ ÇEKİP ÖVGÜSÜNÜ ALAN TÜRK MUSİKİMİZ NEDEN YOK OLUYOR .!!!

Türk musikisi değerini bizlere unutturuyorlar mı?
Neden batıya özenti duyarak bu tarzda müzik yapılıyor? Sözleri anlamsız ve nakarattan ibaret olan batı müziğini bizlere empoze etmelerini doğru bulmuyorum.
Gerçekten özümüzümü kaybediyoruz.
Oysa eskiden batı, bizim musikimizi örnek alıyordu.
Osmanlı döneminde kurulan mehter ise herkes tarafından dikkati çekiyordu.
Budapeşte ve Viyana vasıtasıyla mehtere aşina olan Avrupalı bestecilerdan Mozart, Haydn, Gluck ve Beethoven, bu ilhamla Türk Marşları bestelemişlerdir. Wagner, mehter konserini dinledikten sonra heyecandan kendisini tutamayarak “İşte musiki buna derler.” demiştir. Cumhuriyet devrinde dünyanın pek çok şehrinde verilen konserler fevkalade alaka çekmiş; gazeteler “Osmanlı Avrupa’yı fethetti.” diye başlık atmışlardır.
Bir zamanlar Avrupa da bizim musikimize 
bu kadar değer verirken ,
Türk musikimiz nedense artık yok oluyor. 
Bir başka örnek ise Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet döneminin en ünlü hekimlerinden biri kabul edilen Sabuncuoğlu Şerefeddin, hastalarında Müzik ile tedavi yöntemlerini kullanıyordu;
baş ağrısı için rehavi, ateşli hastalıklarda ırak, tehlikeli ağrı ve sancıda hicaz, uykusuzluk için uşak makamı müziği kullanmıştır. 
Türk sanat müziğinde 
590 civarında makam tespit edilmiştir ama günümüzde bunların hepsi kullanılmamaktadır.
Oldukça zengin olan bu müziğimizin
ilaç niyetine kullanılması nedeniyle atalarımızın da
“Müzik ruhun gıdasıdır.” diye  boşuna demediklerini anlıyoruz.
Benim de tecrübe ettiğim Ney dinletisinin asabiyete ve gerginliğe iyi geldiğini sizinle paylaşmak istedim.
Ruhsal ve sinirsel hastalıklara dahi şifa olabilen musiki kültürümüze medya neden yer vermiyor?… Yani yayın yapan, gazeteler ve televizyonlar buna da sıkı el atmalı derim.
Türk sanat müziğini televizyonda sadece TRT Müzik kanalında izler olduk ve bu çok yazık…
Sabun köpüğü gibi kısa sürede eriyen şarkıları bizlere nakşetmeye çalışıyorlar, her gün mantar gibi çoğalan bir eserlik şarkıyla gündemi oyalayan sanatcılar yüzünden gerçek sanatcılarımıza yer verilmiyor.
Üzülerek şunu itiraf etmeliyim ki eskiden bir ses sanatcısı TRT Radyosunda şarkısının yayınlanabilmesi için iki ayrı imtihanı geçmek zorundaydı şimdi ise maddi gücü olan herhangi birisi şarkısını kliplendirerek istediği medya yayın grubunda yayınlatabiliyor.
Bu durumun sanatın ne kadar yozlaştığının açık bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Konu müzik olduğunda, çoğu kişi müziksiz bir dünya düşünülemeyeceğini ifade eder. Özellikle de Türk sanat müziği. 
Neden mi? Gerek Türk müziğinde gerekse de dünya müziğinde Türk sanat müziğindeki kadar makâm zenginliği ve beste güzelliği yoktur. Bir şarkıda 7-8 makâmın değiştiği eserler, söylemek için gerçekten güçlü bir nefese ve gırtlağa sahip olmayı gerektiren besteler, çoklukla Türk sanat müziği eserlerindedir. O yüzden eşsizdir ve yeri ayrıdır. Bir müzisyen olarak 
bizzat tanık olduğum bir konuya değinmek istiyorum. Genç kardeşlerimizle bulunduğum, Türk sanat müziği icra eden sanatçımız ile konser sonrası bana yöneltilen “Türk sanat müziği nedir?” sorusu beni hayretler içerisinde bırakmıştı. Maalesef böyle bir değerimizi genç neslimizin bilmemesini büyük bir eksiklik olarak görüyorum.
Türk’e özgü ezgileri nameleri unutmak özümüzü unutmaktır. Bize ait değerleri gelecek nesillere de tanıtmak gerektiğini düşünüyorum.
Büyük milletlerin, büyümelerinin ana sebeplerinden biri de sahip oldukları tarihlerine verdikleri önemdir. Yapmamız gerekenin  tarihi değerlerimiz olsun, bize özgü değerler olsun, bunlara sahip çıkarak  ileriye taşımak gerektiğini söylemek istiyorum.
Tekrarlıyorum lütfen bizler özümüzü kaybetmeyelim ve başkalarına özenmeyelim.
Biz birbirinden güzel eserlere sahipken yok olup gitmesine izin vermeyelim. Türk halk ,Türk sanat ve Tasavvuf müziğimiz bize aittir onlara sahip çıkalım.
Özellikle genç kardeşlerimin dinlemesini tavsiye ediyorum. İçinde kendinizi bulacağınız; aşkın, hüznün, ayrılığın konu alındığı zenginleştirilmiş enstrümanların eşliğinde en güzel şekilde icra edilen bu eserleri beğeneceğimizi umuyorum. 


Selam ve Dua ile
Nesrin Dokuman

YORUMLAR

  • 0 Yorum