Nereye "Doğru"

Altan BEZEK altanbezek@gmail.com
ABONE OL

Bugün işe doğru giderken yolda arabası bozulmuş birini gördüm. Yaşlı sayılabilecek bir adam arabasından inmiş hafif bir tebessümle otostop çekmeye çalışıyordu. Hafif çekimser bir tavırla da olsa el sallamaya devam ediyor ve biryandan da düştüğü durumun komikliği hakkında düşüyor gibiydi.
   
Onca araç geçti buna ben de dahil hiçbirimiz durup yardımcı olmadık. Belki kimimiz olamadık fakat muhtemelen bu yönde hayatlarımız devam ederse bir daha da bu durumdaki kimseye yardımcı olmak istemeyeceğiz.
   
Aklıma şu sorular geldi. Dünya ve insanlık gelişmişliğe doğru gidiyorsa -samimi olarak soruyordum- birbirimize duygusal olarak uzaklaşmamız mı gerekiyordu? Gerçekten gelişmişlik, ilerleme , çağ atlama , ileri teknoloji , yeni jenerasyon davranışlar  falan hep daha samimiyetten uzak davranmayı mı gerektiriyordu? Yani şuan gözümüzde Anadolu kültürü olarak kalmış olan bu yardımlaşma ve en önemlisi insana insan olduğu için ve hatta hepimiz bu yeryüzünde birer Tanrı misafiri olduğumuz için birbirimize saygı sevgi en önemlisi güven vermeyi ve güven almayı eski zaman kültürü olarak mı göreceğiz?
   
Belki de şu olacak ; köyden büyük bir hevesle çıkıp şehirli olma hayalini kuran birinin köydeki evini barkını bırakıp, şehirde yıllarca çalışıp sonra kazandığı parayla hatta henüz kazanamadığı parayı borç edinerek kendine birkaç ağaç ekip çiçek dikebileceği bahçesi olan bir ev almaya çalışana benzeyecek. Aynı mantıkla önce kalpsizleşmeyi seçen insan sonrasında en başta dostsuzluktan ve güvensizlikten şikayetçi olacak. Sonrasında eski bir kültürü yeni isimlerle tanımlayarak daha önce örf adet olan şeyi bu kez bir felsefe veya evrensel bütünsellik adı altında yeniden öğrenmeye çalışacak. Daha önce iyilik, yardımseverlik, doğruluk olarak bildiği “ ne ekersen onu biçersin “ i bu kez karma olarak tanımlayacak. 
   
Peki gerçekten eğer şuan İstanbul gibi bir yerde kavga eden iki kişinin arasında girmek ne kadar zor? Yolda kalmış insana , bayılmış insana , ölmüş insana, hasta insana yardım edene kadar kaç korkunç sahneyi aklından geçiriyor insan? Yani bundan elli yıl sonra, yüz yıl sonra hangi yönümüz gelişmiş ve ilerlemiş olacak? Daha çok korkudan dolayı birbirinden daha çok uzaklaşmış insanlar mı göreceğiz? Yoksa “Eskiden büyükşehirlerde kimse kimseye güvenip yardım etmezmiş” diye hikayeler mi anlatacağız?

Altan BEZEK