MERAKLI

Altan BEZEK altanbezek@gmail.com
ABONE OL

      MERAKLI
Her sabah uyanan adam dünyanın bilgisini arama yolunda gidermiş. Dünyanın bilgisi her gün günde 4 öğün dünyaya bir koku yayarmış. Her gün günde 5 öğün bilgelik sesi denilen bir ses ile bilgi yayarmış. Bunlardan herhangi birini yakalayan olursa 3 gün etkisinde kalıp işlerini daha iyi halledebilirmiş.
               Diyelim ki bir anda yakalandınız. Bir dakika! Yok öyle sadece yakalamak olmaz. Yakalanmanız da lazım. Yani bilgelik etkilerinden herhangi biri için onun da sizi yakalaması lazım. Tıpkı internet ağı gibi. Siz internet sağlayıcı gibi, o da ağ bulucu telefon gibi. Sizi bulmasına açık olmalısınız. Aynı zamanda kapsama alanına da girmiş olmalısınız.
               Her sabah uyanan adam dünyanın bilgisini arama yolunda gidermiş. Her şey yolunda gittiğinde korkarmış. Sonra neye göre yolunda diye düşünürmüş. Her bir mücadele ve uğraş ile hayattan birtakım dersler almaya özen gösterir ve mümkün olduğunca bunları genele yaymaya çalışırmış. Anladıklarından ve genele yayabildiği hayat çıkarımlarından ciddi anlamda haz duyarmış. Kaçırdığı bir şey olduğunun hep farkında imiş. Fakat bir alt bilincinde bu düşüncenin sadece onu uyanık tutmak için var olduğuna inanırmış. Mesela herkesin kendi kafasında kendine bir dünya yarattığının farkında imiş. Hatta bu dünya sınırlarının kendi mecburiyet, korku, arzu ve cesaret hatta akıl etmeye çalışma vs. şeylerin insan bünyesindeki karışımından ortaya çıkan patlama enerjisinin gücünde bir dünyada yaşadıklarını dahi sezebildiğine inanırmış.
Her sabah uyanan adam dünyanın bilgisini arama yolunda gidermiş. Aklına hep bazı sorular takılırmış. Mesela sonsuzluk disiplin ister mi? Sonsuzluğun bir şekli yoksa neden bir disiplin istesin? Sonsuzluğu disiplinsizlikle mi bulabilecekti? Fakat sonra kendini cevaplardı; Sonsuzluk tıpkı herhangi bir konuda uzmanlaşmak için disiplinli ve çok çalışıp o konuda sınır tanımayacak kadar uzmanlaşmak demekti. Öyle ise sonsuzluk için de zaman ile alakalı ne varsa onun uzmanlık alanına girmeli idi. Bir anda aklına bir şey geldi. Acaba sonsuzluk özgürlükler topluluğu mudur? Çünkü her özgürlük bir taraftan sonsuzluk bir taraftan disiplin isterdi. Fakat sonsuzluk bir disiplin ister miydi ki? Neyse.
Her sabah uyanan adam dünyanın bilgisini arama yolunda gidermiş. Bir gün bir ses duymuş.3,4 notalı bir müzik sesi gibi. Sanki bedenini şekilden şekle sokup evreni hissetmesine yol açıyormuş. 3 gün boyunca konuşmamış. Sonra sebebini saçma bulup konuşmaya başlamış. Kafasının içi hiç susmazmış. Bir gün çok zeki bir arkadaşı ile konuşurken bir soru sormak istemiş. Kimse öyle içsel konuları konuşmak istemediğinden sıradanlaştırırp sormak istemiş; “ya nasıl çalışıyorsun da her şey aklında kalıyor da bu kadar akıllı olabiliyorsun?” diye sormuş. Arkadaşı demiş ki ;” çok uğraştığım bir şey değil fakat öğrenmek hoşuma gidiyor. Ben de içimden geldiği gibi çalışıyorum.” Demiş. Adam demiş ki “yani bir nevi içindeki sesi mi dinliyorsun? Yani  dışarıdan gelmiyor mu ses?” Arkadaşı gülmüş. “Hahaha iç dış farketmez sonuca bak işte “ demiş.
Susarsan okumaya başlayabilirsin.
Altan BEZEK