Yakup Erdem-Jale Yeni Gokyer Roportaj 13 (iletisim)
Yakup Erdem

Yakup Erdem

Genç Yazar

Yakup Erdem-Jale Yeni Gokyer Roportaj 13 (iletisim)

İşinde,egitiminde ve alanında uzman olan Jale hanım ile güzel bir soru cevap tarzında röpörtaj yaptık . Güzel konulara ve güncel olaylara degindik . Kendisinin güzel tespitleri oldu . Okumanızı tavsiye ederim . Tüm okuyucuların huzurunda birkez daha teşekkür ederim . İleriki hayatınızda bir kitap bazında eserinizi,eserlerinizi de görmeyi umut ederiz . 

Buyrun Röpörtajımız . İyi okumalar .


Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Jale Yeni Gökyer kimdir? 

Yaklaşık 15 yıldır televizyon program sunuculuğu ve yapımcılığı yapıyorum. Bu zaman kadar, birçok televizyon kanalında, program projelerini, formatlarını kendimin oluşturduğu, Türkiye’nin yakından tanıdığı önemli isimlerin yer aldığı yüzlerce programın hem sunuculuğunu hem de yapımcılığını üstlendim. 
Ulusal çapta yerel yönetimlere yönelik her ay yayınlanan “Belediyem” isimli dergide  yazı işleri müdürlüğü, editörlük ve köşe yazarlığı yaptım.
Öğrenmeyi, işine değer katmayı çok seven bir kişi olarak sürekli kendimi geliştirmeyi seviyorum. Bu anlamda Zafer Kiraz gibi işini çok iyi yapan üstatlardan “Diksiyon ve Hitabet” eğitimleri aldım. Şu anda uyduda yayın yapan Kanal 3 ekranlarında her hafta yayınlanan İletişim Hayattır isimli televizyon programını yaparken aynı zamanda “Diksiyon ve Hitabet” ve “Beden Dili” eğitimleri veriyorum. 

İletişim Nedir? 

En basit tanımıyla iletişim, insanların jest, mimik hareketleri ile birlikte beden dilini kullanarak duygu ve düşüncelerini sözlerle ifade etmesidir. Bizim kullandığımız bir sloganımız var; “ İletişim Hayattır”. Gerçekten de iletişim hayatın tam ortasındadır. Ne kadar etkili ve güçlü kullanırsak, kendimizi o kadar doğru ifade edebiliriz. İletişim kurduğumuz herkesi daha iyi anlayabiliriz. Kendimizi ifade ederken ağzımızdan çıkan kelimeler, o kelimeleri telaffuz şeklimiz, konuşurken göz teması kurmak, bize bir şeyler anlatan insanları gerçekten “duyarak, kalpten” dinleyebilmek gibi konularda hayatımıza farkındalık kazandırır. Farkındalıkla birlikte önce kendimize sonra da etrafımızda bulunan her şeye kalite katarız. 

İnsanlar iletişimde neye dikkat ediyor? Toplumumuz doğru iletişim kuruyor mu? 

Özel hayatımızda, iş hayatında, okul ve sosyal yaşamda insanlar “ne söylediğimizden ziyade, nasıl söylediğimize” dikkat ediyor. İnsanlar yaptıklarınızı, söylediklerinizi unutabilirler ama; hissettiklerini asla unutmazlar. İnsanların üzerinde bıraktığınız etki, his sizin onlara nasıl bir iletişim tarzıyla yaklaştığınızın en temel göstergesidir. 
Bu noktada maalesef toplumumuzun her kademesinde doğru olmayan iletişim tarzı olduğunu görebiliyoruz. İnsanların çoğunluğu birbirini dinleyecek sabrı, nezaketi göstermiyor. Dinliyor(muş) gibi yapıyoruz. Duymak için dinlemiyor, cevap vermek için dinliyoruz. Böyle olunca karşıda ki kişinin neler söylediğini kaçırıyoruz. Konuşurken bırakın gözlerimizin içine bakmayı, konuştuğumuz kişinin yüzüne dahi bakmıyoruz. Karşımızda ki kişinin kendisini değersiz hissetmesine sebep oluyoruz. Bunun temeline bakarsak o da kendimize değer vermememizden kaynaklanıyor. 

İletişim sadece konuşarak mı kurulur? Başka iletişim şekilleri var mı? 

“İnsanlar konuşurken hiçbir şey söylemeyebilir ama; susarken asla.” 
İnsan susarken de çok şey söyler karşı tarafa. Yanılgılarımızdan bir tanesi de “iletişim kurmak için en az iki kişi olması gerektiği” düşüncesidir. Neden yanılgı diyorum? Çünkü en etkili iletişim şekillerinden bir tanesi de, hatta atılması gereken ilk adım kişinin kendisiyle olan güçlü iletişimidir. Hayatın telaşesi, koşuşturması içerisinde kendimizle baş başa kalmayı atlıyoruz. Ve kendi özümüzden uzaklaşıyoruz. Bu 
mutsuzluk oluşturuyor. Mutsuzluk iletişimimize yansıyor. Etrafımıza da aynı mutsuzluğu bulaştırarak, onlarında mutsuz olmalarına sebep oluyoruz. Gördüğünüz gibi zincirin halkaları gibi birbirine bağlı noktalar. Bunun için kendimizle baş başa kalacağımız, kalite yalnızlık yaşayacağımız an’lar oluşturmalıyız. Düşünmeliyiz. İçimize yönelmeliyiz. Neredeydim, şu an neredeyim ve nereye gidiyorum? Sorularını sorarak kendi cevaplarımızı bulmalıyız. İşte bakın yine aynı noktaya geldik. İletişimin en temel noktalarından bir tanesi de soru sormaktır. 

Soru sorabilme becerisinin iletişimde ve hayatımızdaki önemi nedir? 

Güçlü soru sorabilme becerisi? O kadar önemli ki. İnsanları verdikleri cevaplardan ziyade sordukları sorulardan çok daha iyi tanıma, izlenim edinme şansına sahip olursunuz. Okullarda hep öğretmen soru sorar, konuyu anlatır. Bitirir ve sorusu olan var mı? Şeklinde sınıfa seslenir. Kocaman sınıf içerisinden bir kişi çıkarsa iyi. Çocuklarımızı soru sormaktan korktukları bir noktaya getiriyoruz. Soru sormaktan uzaklaştıkça, burada da zincirleme olumsuz bir etki görürüz. Güçlü soru sordukça, düşünmeye, düşündükçe sorgulamaya, sorguladıkça, fark etmeye, fark ettikçe de hayatımıza değer katarız. 
Üzülerek ifade etmek istiyorum ki; şu anki eğitim sistemimizde maalesef çocuklarımızın güçlü iletişim kurabilme, kendisini doğru ifade edebilme, etkin soru sorabilme gibi yetkinlikleri kazanma şansı yok denecek kadar az. Dışarıdan eğitimlere, seminerlere ve iletişim atölyelerine katılarak bu yetkinlikleri kazanmaları gerekmektedir. Bu da anne babaların konuya yaklaşımına, çocuklarının geleceklerine dair yapacakları açılıma çok bağlı. 

Şu anda İletişim Hayattır isminde bir tv programı hazırlayıp sunuyorsunuz. Birazda bu programdan bahseder misiniz? 

Tabi ki. Programımızın ismi İletişim Hayattır. Uydu da yayın yapan Kanal 3 ekranlarında yayınlanıyor programımız Eşim, profesyonel koç – Eğitmen Eren Gökyer’in daimi konuk olduğu, iletişime dair birçok şeyi konuştuğumuz haftalık yayınlanan bir tv yayını gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte alanında uzman olan kişileri de program konuğu olarak davet ediyoruz . Programda aile içi iletişim, anne-baba-çocuk iletişimi, gençler, iş yaşamına dair gibi birçok konuyu konuşuyoruz. Bu zamana kadar 64 bölüm yayın yaptık. Kendine özgü, çok özel bir izleyici kitlesi var programın. Seyircilerimiz tarafından yapılan geri dönüşler bizi çok memnun ediyor. Aynı zamanda programın devamı için çok motive ediyor. 


Eşinizle birlikte program yapıyor olmanız keyifli , keyifli olduğu kadar da farklı olmalı. Nasıl tepkiler alıyorsunuz? 

İki grup var. Bizi tanıyan ve eş olduğumuzu bilenler. Bir de tanımayıp eş olmadığımızı bilmeyenler. Eş olduğumuz bilmeyenler, programı izlerken yayın esnasında altta isimlerimiz çıktığında soy isimlerimizden anladıklarını söylüyorlar. Tanıyanlar ise, program esnasında nasıl mesafeli durabildiğimizi, birbirimize bey, hanım şeklinde hitap ettiğimizden dolayı evliliğimizi belli etmediğimize şaşırdıklarını ifade ediyorlar ve eş olduğunuzu bilmesek anlamamamız mümkün değil şeklinde tepkiler veriyorlar. 
Tv yayıncılığı ciddi bir iştir. Profesyonellik gerektirir. Bizde Eren beyle birlikte yayıncılığın gerektirdiği profesyonelliği ekrana yansıtıyoruz. Bununla birlikte programımız sıcak ve samimi sohbet havasında gerçekleşiyor. İzleyicilerimizin de en çok hoşuna giden tarafta bu oluyor zaten.

Yakup Erdem/Ulke Postasi

Son Yazılar