Yakup Erdem Güldalı Coşkun Röpörtaj 5 (Seçim Degerlendirmesi)
Yakup Erdem

Yakup Erdem

Genç Yazar

Yakup Erdem Güldalı Coşkun Röpörtaj 5 (Seçim Degerlendirmesi)

Renkli bir seçim süreci yaşadık, Milat Gazetesi yazarı, Güldalı Coşkun ile bu konularda bir söyleşi yaptık..

#Soru1
Evvela sizi tanıyalım mı? Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Güldalı 
Coşkun kimdir?
#Cevap1
Orta Anadolu’dan İstanbul’a göçmüş bir ailenin ilk çocuğuyum. Yaşadığımız yer küçük Türkiye gibiydi. Hoş İstanbul, zaten küçük Türkiye’dir. Her ırk ve dinden insanların kardeşçe yaşadığı Balat’a gelmişler ilk. Oradaki kültürün ailemize kattığı çok şey var.Hakikaten, Laz ve Kürt bakkal, manifaturacı Leon Amca, Alevi ve Arap komşularla renkli bir yerdi. Mahalle okuluna da aynı görüntü yansırdı. Din dersinde dışarı çıkan Rum arkadaşımızla, “oğlum ne şanslısın ya, yırttın bu dersten” diye şakalaşırdık.En son Nurettin Sözen’i desteklemişti babam; Karaoğlancıydı. Yani CHP’li bir aileydik. Eniştem işverendi ve Demirelci babam ise İşçi sınıfını temsil eden bir CHP’li. 
Onların tartışmalarını dinleyerek büyüdüm. Babamın sözleri daha romantik gelirdi.Patronların işçileri ezmesi, eşit olmayan paylaşım, yaşam koşullarındaki adaletsizlik vs.
Birgün eniştem dedi ki, “Ben olmasam, işçi evine ekmeği nasıl götürecek, gece gündüz çalışıyorum, riske giriyorum, borç alıyorum ve daha fazla işçi çalıştırmak için uğraşıyorum.” İçimden bu da doğru demiştim ve hiç unutmadım. Ortaokul 2.Sınıftaydım. Büyüklerin sohbetlerinde en çok duyduğum cümlelerden biriydi; “İş arıyorum” cümlesi. İnsanlara istihdam yaratmanın aslında çok güzel olduğunu düşünürdüm ama solcu misafirlerin; “hele devrim olsun, her şey güzel olacak” sözleriyle de coşardım.
12 Eylül. Apolitik yıllar. Ortaokul Türkçe öğretmenimin evinden getirip okumamı istediği kitaplar. Ve o kitaplar sayesinde, oturduğum yerden tanıdığım çeşit çeşit dünyalar ve insanlar. Birçok şeyi sorguladığım yıllar. Ailemle birlikte, birilerinin sadece konuştuğu ama birilerinin de çok çalışıp, ülkeye hizmet ettiğini gördüğümüz 
yıllar. Asıl hak, hukuk, adalet diyenlerin, tam tersi eşitsizliği derinleştirdiklerini de anladığımız yıllar.
Bu yolculuğa; evlilik, annelik, değerli dostları eklemenin yanında, son 8 yıldır da çeşitli yerlerde naçizane kendimce fikirlerimi yazarak paylaşıyorum.

#Soru2
Belli ki Erdogan’ı seçimle yenemeyecekleri artık aşikâr. Muhalefetin ne yapması lazım?
#Soru2
Erdoğan’ı ilk İstanbul Belediye Başkanlığına aday olduğunda tanıdım. Adayların içinde Zülfü Livaneli de vardı. Televizyon açık ve tüm adaylar tartışıyordu. Erdoğan, konuşmaya başlayınca dikkatimi çekti. Ekrana döndüm ve dinlemeye başladım. Susuzluk, hava kirliliği, ulaşım sorunu ve çöp yığınlarına çözüm önerileri vardı. 
Enteresan fikirleriyle, idealist biri olduğunu düşündüm. Fakat, o yıllarda hem bu “dinci” (medyanın tabiri) camiaya karşı ön yargılarımız vardı hem de genel olarak siyasetçilerin vaatlerine alışmıştık, gülüp geçerdik. Gençtim ve Livaneli o dönem çok popülerdi. Bence Erdoğan kazanır ama ben Livaneli’ye vereceğim; “çağdaş ve modern” biri olduğu için demiştim. Erdoğan kazandı. Tüm dikkatimi ona verdim ve merakla takip ettim; bakalım sözünü tutacak mıydı?
Bu arada, medyanın Erdoğan’a açtığı savaş, dindarları aşağılayan yayınlar, kibirli dilleri ve alaycı halleri beni daha da çok Erdoğan ve davasına yaklaştırdı. Zaten önceki yıllardan, Erbakan’a olan dışlayıcı tavır, başörtülü insanlara yapılan zulüm, farklı yaşam tarzına sahip olmamıza rağmen çok üzüyordu beni. Tepki olarak Refah’a oy vermiştim.
Erdoğan’ı tanıdıktan sonra, aslında şunu fark ettim. Kimse Erdoğan ve AK Parti’ye gitmedi; Erdoğan ve AK Parti, bize geldi. Bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermeye geldi. 
Sadece oy alıp, öncekiler gibi yan gelip yatmadı. İstanbul’un devasa sorunlarını çözdü. Hava kirliliğinden bebeği hasta olan benim gibi genç bir anne için, bunun önemini bilemezsiniz.
Her siyasetçi seçimle yenilebilir; Erdoğan’ı da yenebilirler. Ancak bunun için önce, Erdoğan kadar çalışkan, idealist, sorunları çözmeyi seven ve en önemlisi, samimi olmaları gerekiyor. Samimiyet ile laubalilik ya da doğal davranmakla kabalık karıştırılmamalı. Olmadığı biri gibi davranarak, insanları kandıramaz artık siyasetçiler.
Bir de aslında bütün bunlar, normal bir siyasi ortam ve şartlarda söylenebilir. Asıl sorun şu; CHP, salt bir siyasi parti mi? Buna karşın, AK Parti de salt bir siyasi parti mi?
Bence hayır. Her ikisi de normal koşullarda sağcı-solcu diye iki kaba tanımla 
kategorize edilebilirdi. Oysa, biri statükoyu ve Merkezi, diğeri halkın statükoya karşı direncini ve Çevreyi temsil ediyor. İki keskin kutup, iki farklı zihniyet. Dolayısıyla, evrensel anlamdaki demokraside bile daha ortak bir zeminde anlaşma olmamış ki, salt parti olsunlar ve hizmet yarışı galip gelsin. Kaldı ki, hizmet konusunda da devrim yapan yine AK Parti.

#Soru3
İnce, 2 bin 3 bin oyla seçimi kaybetseydi tavrı nasıl olurdu?
#Cevap3
“Oylar çalındı” vaveylasından samanyolu inlerdi! Şiddetli tartışmalar hatta pratikte de şiddete varan çatışmalar olabilirdi. Şimdi bile Kılıçdaroğlu’nun yakışıksız ve histerik tavrına bakınca…. Allah korudu yine diyorum. 

#Soru4
Sizce bu seçimin kazananı kim?
#Cevap4
Açıkçası, dolaylı bakışlar, olası tahminler ve daha birçok söylemi, seçim sonucu bitirmeli. Bu rakam işi. Erdoğan ve partisi; ayrıca Cumhur İttifakı, seçimin galibidir. 
Yok efendim şu olmasaydı, bu olurdu; öteki olmasaydı beriki olurdu gibi yorumların hiçbir kıymeti yok artık.
Bu bir seçim, adaylar ortada ve tercihler de ister zorunlu olsun, ister yönlendirilmiş olsun hiçbir ehemmiyeti yok. Amiyane tabirle, dayımın bıyıkları olmasa halam olurdu!

#Soru5
Millet ittifakına göre seçim nasıl geçti?
#Cevap5
Kötü geçti. Seçime niye ittifak yaparak girdiler; kazanmak için. Kazandılar mı; hayır. 
Bekledikleri oldu mu; hayır. Bitti öyleyse.

#Soru6
Cumhur ittifakına göre seçim nasıl geçti ?
#Cevap6
Yukarıdaki soruya baktığım mantıkla, bakarak; iyi geçti.. Kazandılar mı; evet..

#Soru7
Erdoğan’ın balkon konuşmasında "mesajı aldık" derken, aldığı mesajda neyi 
kastetmiş olabilir ?
#Cevap7
Evet, şimdi detaylara gelince işte, kim neyi kazandı ve beklentiler doğrultusunda mı oldu, bu, ayrıca konuşulur. Yoksa yukarıdaki sorulara göre, kazanan da kaybeden de nettir.
Alınan mesaj şudur: AK Parti oyları, geçmiş yılara göre düşük çıktı. Üstelik, toplam oy kullanan kitlede artış olmasına rağmen. Buna karşın, partinin Lideri, oylarını korumuştur. Yani bir liderlik sorunu yok. Parti içinde bir sıkıntı olduğu, halkın beklenti çıtasını da yükselttiğini göz önüne alırsak, partinin bunu yeterince okuyamadığını da 
söyleyebiliriz. Aday tercihleri ve parti içindeki sıkıntıları görmeleri gerektiğine dair verilmiş/alınmış bir mesaj olabilir.

#Soru8
Sizce demokrasi ne demek?
#Cevap8
Daha iyisi bulununcaya kadar, razı geldiğimiz en iyi sistem. Herkesin, tercihini belli sınırlar içinde ortaya koyabildiği, teveccüh gördüğü ölçüde yer bulduğu ve sonuçta sayısal olarak en fazla tercihin, uygulanmaya konulmasının ortamıdır demokrasi.
Bazılarının sandığı gibi sınırsız, kuralsız, ölçüsüz değildir. Küçük bireysel 
hayatımızdaki sınırlar gibi aslında. Hani çok bilinen, benim özgürlük sınırım, senin özgürlük sınırını aşamaz. 
Aslında demokrasinin erdemle de yakın bir ilişkisi var. Okullarda demokrasi 
anlatılırken, bu bağ çok daha fazla kurulmalı.
Tahammülü, sabrı, anlayışı, empatiyi, erdemli kişilerin başarması çok daha kolaydır. 

#Soru9
Medya hakkında ne düşünüyorsunuz?
#Cevap9
Dünyada daha iyi bizde daha kötü değil. Dünyanın hiçbir yerinde tarafsız medya da yoktur. Bu bir şehir efsanesidir. Hele devlet çıkarı söz konusu olunca, İngiltere gibi demokrasinin beşiği yerlerde bile film kopar. The Guardian’daki bilgisayarların 
matkapla parçalanması çok eski değil. Almanya gibi birçok ülkede yazılı olmayan ilkeler vardır. Birçok gazeteci, ülkesinin aleyhinde haber yapmayı gönüllü olarak tercih etmez. Can Dündar ve Mit Tırları konusunda bir TV kanalında, Alman gazetecinin, Dündar’a bunu hatırlattığını biliyoruz.
Taraf olmak ile ahlaklı/ahlaksız olmayı mı karıştırıyoruz diyorum bazen. Yani sorun, dönüp dolaşıp, ahlaklı-erdemli olmaya geliyor. Yoksa, tarafsız olmak demek fikrin olmaması demektir. Önemli olan, taraf olurken erdemli ve adil olmayı elden bırakmamaktır ...

 

Yakup Erdem/Ülke Postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar