Ülke Postası

Ülke Postası

Araştırmacı Yazar
[email protected]

DEVLETİMİZİ NASIL SATIN ALDILAR..!

28 Mart 2018 - 12:30 - Güncelleme: 29 Mart 2018 - 14:33

M.Ö. 586 yılında Babil Kralı Nebukadnezar tarafından Kudüs’ten Babil’e sürülen Yahudiler, tarih boyunca dünyanın çeşitli bölgelerinde dağınık bir şekilde hayatlarını idame ettirmişler Dünyanın farklı coğrafyalarında dağınık bir şekilde yaşayan Yahudiler, tarih boyunca devamlı olarak Kudüs’e dönme ve merkezi Kudüs olan bir devlet kurma fikrinin özlemi ile yaşamışlardır.. daha o yıllarda Ortadoğu’nun zenginliklerinin farkına Varan ve bu zenginliklerden faydalanmak isteyen İngiltere, Yahudilerin bu özlemlerini ve isteklerini de fırsat bilerek hem bundan faydalanmak, hem dünyadaki hâkimiyetini devam ettirebilmek...hem dünya sermayesinde.. basın-yayın, kültür sanat alanlarında çok büyük güç haline gelen yahudilerin, Bu gücünü de yanına çekmek ve o gücü kontrolü altına almak istiyordu. Hemde İslâm ülkelerini bölmek. Parçalamak ve bir araya gelip birleşmelerini önlemek kaydıyla onları mandasına almak için, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması ve bunun için dünya Yahudilerini bir bayrak altında toplama fikrini ortaya attı. Bu fikir, çok kısa sürede Avrupa, Amerika ve Rusya’da hızla yayıldı. Hatta hatta o dönemde bu fikrin daha fazla yaygınlaştırmak isteyen İngiltere bu konu hakkında eğitimli kişilere kitaplar yazdırmış... o dönemde bu kitapların etkisinde kalan ve Londra'da büyük bir servete sahip olan Musos Haim Monte Fiore isimli zengin bir Yahudi 1824 yılında Filistin'e göç etmiş... 1937 yılına kadar da Filistin'de yaşamıştır.rnrnO tarihte Filistin toprakları üzerinde sadece 8000 Yahudi yaşıyordu..Bu kadar az kişi ile devlet kurulamayacağını anlayan musos Haim, Londra’ya geri döndü..ve,bastırdığı bir kitapla, Filistin’in ziraata çok elverişli olduğunu.. oraya göç edecek olan Yahudilerin zenginliklerine zenginlik katacağını duyurarak Yahudilerin Filistin’e göçünü teşvik etti.. Bu yöntem çok faydalı olmuş ve Filistin'e büyük oranda Yahudi göçü yaşanmıştı....Böylece İngiltere yaptığı planda muvaffak olmuş...Filistin'de bulunan İngiliz konsolosluklarının başına Yahudileri yerleştirmek suretiylede Onların orada yurt edinme hayallerini iyice Depreştirmiştir... bu tarihten sonra da boş durmayan İngilizler birçok ülkenin önde gelen yazarlarına kitaplar yazdırarak Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devleti kurma fikrini kim Yahudilerin beynine endike etmeye çalışmış... ve Nitekim bunda başarılı da olmuştur.. bu tarihten sonra dünyanın birçok ülkesinde Yahudi dernekler ve Vakıflar kurulmak suretiyle Filistin'de kurmayı düşündüklerim Yahudi Devleti için kendi aralarında paralar toplayıp Filistin toprakları üzerinden bu Vakıflar adına okul hastane dershane yapmak bahanesiyle büyük büyük Topraklar satın alınmaya başlanmıştır...rnrnYani anlayacağınız Yahudiler İngilizlerin desteğini de arkasına alarak Filistin’de bir Yahudi devleti kurma gayesinin gerçekleşmesi yolunda bölgedeki Yahudi nüfusunu arttırmak için ilk etapta buraya göçü sağlamaya çalışmışlar. 1870 lerin başından itibaren de hayalini kurdukları büyük İsrail Devleti'ni kurabilmek için Osmanlı'nın içinden geçtiği zor ve buhranlı durumları da fırsat bilerek, Filistin'den toprak satın almaya başlamışlardır. daha o yıllarda tahta çıkmamış olan Sultan Abdülhamid Han Tehlikenin farkına varmış. tahta çıktıktan sonra ise Yahudilerin bu tehlikeli niyetini sezdiği için 1882 yılında hac maksadı dışında hiçbir Yahudinin Kudüs’e sokulmamasını emretmiş. Yahudilerin Kudüs ve civarında sürekli ikametini yasaklayan fermanlar çıkarmış.rnrnFilistin'de Toprak satışının önüne geçmek için çeşitli yasaklar getirmiş..Lakin Yahudilerin yerli taşeronlar kullanarak gizli gizli arazi satın aldıklarını öğrenince 5 Mart 1883 tarihli bir kanunla bu gizli satışlar iptal edilmiş, oraya gönderilen heyetlerle yahudilerin maksatları ve nihai hedefleri üzerine Filistin ahâlisi bilinçlendirilmiştir. Yine de satmak isteyenlerin arazisi Sultan II. Abdülhamid nâmına satın alınmaya başlanmıştır. Bu defa Osmanlı tebası olan Yahudilerin bu faaliyetleri yürüttüğü görülmüş, bunun üzerine 3 Nisan 1893 tarihinde Filistin’de Yahudilerin arazi satın almaları hususundaki yasak Osmanlı vatandaşı olan Yahudi asıllı kimselere getırılmiştir. 1891’de çıkarılan bir irade-i seniyye ile hiçbir yahudinin Osmanlı vatandaşlığına alınmayacağı ve Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmelerine müsaade edilmeyeceği belirtmiştir.rnrnDaha sonra çıkarılan bir emir ile de başta Filistin olmak üzere bütün Osmanlı topraklarında Yahudilere toprak ve mülk satışı yasaklanmıştır. Yahudiler Filistin’e kanuni olarak yerleşmenin mümkün olmadığını anlayınca bu tarihten sonra hileli yollara başvurmaya başlamışlar.... Rus ve Doğu Avrupa Yahudileri önce Almanya, Avusturya veya İngiltere’ye uğrayıp.... bu devletlerin vatandaşlığına geçip ondan sonra Filistin'e sızmayı başarmışlardır bunu fark eden Osmanlı Devleti yeni bir yasak getirerek mülkiyet farkı gözetmeksizin Yahudilerin Filistin'e giriş çıkışları ve orada ikamet etmeleri tamamen yasaklanmış.rn rnrn1883’te çıkarılan bir yasa ile de Yahudilere mülk satışı tamamen yasaklanmıştır, buna rağmen Filistin'in içine sızmış maşalar tarafından Yahudilerin toprak satın almalarının önüne geçemeyen Sultan Abdülhamid Han bu bölgedeki toprakların büyükçe bir kısmını kendi cebinden tedarik etmek kaydıyla kendi üzerine geçirmiş, böylece en azından Mescidi Aksa’yı koruma altına almayı hedeflemiştir.rnrnÇünkü Sultan Abdülhamit, Yahudilerin tarihin derinliklerinden gelen inançlarını, düşüncelerini, özlemlerini ve hedeflerini ve arkalarına İngiliz desteğini alan Yahudilerin bu fikirlerinden ve bu ideallerinden asla vazgeçmeyeceklerini iyi biliyordu, bunun içindir ki Avrupa ve diğer ülkelerde yaşayan tüm Yahudilerin attığı her adımı o ülkelere gönderdiği ajanlar üzerinden sıkıca takip ediyordu. Bu sebeple Siyonistler Filistin’e yerleşmek için attıkları her adımın karşısında Sultan II. Abdülhamid’i bulmuşlardır.rnrnEvet Sultan Abdülhamid Han, Osmanlı toprakları üzerinde Yahudilere nefes aldırmıyordu, lakin 1896’da Avusturyalı gazeteci Yahudi Theodor Herzl, Der Juden Statt (Yahudi Devleti) isimli bir kitap yazdı. Bu kitap, Siyonizm’in kuruluşunu temin etti. 1897’de Dünya Siyonist Teşkilâtı kuruldu. 1897’ye kadar Yahudilerin, Filistin’de toplanması ve Yahudi devleti kurulması bir fikir iken, 1897’de artık bu fikir milli bir hedef haline geldi. Bu sebeble kendisi Politik Siyonizm’in kurucusu veya babası olarak kabul edilmektedir. 1897'de İsviçre'nin Basel kentinde Theodor Herzl başkanlığında 200 delegenin katılımı ile ilk Siyonizm kongresi toplandı. II. Siyonizm kongresinde yine Basel şehrinde 1898'de toplandı. Ve iki milyon Sterlin sermayeli bir Karen Kaymet isimli vezne/sandık vasıtasıyla Filistin'de Yahudi kolonileri kurulmasına karar verildi.. bugunkü israilin temelleri işte bu toplantılarda atıldı.rn rnrnThedore Herzl 17 Eylül 1901'de Osmanlı Devleti’nin Selanik Mebusu Yahudi Emmanuel Carasso ve Siyonist bir heyetle birlikte II. Abdülhamid’in huzuruna çıkarak, Rusya’da zulüm gören Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmeleri ve Yahudilere Filistin’de muhtariyet verilmesi karşılığı olarak 20 milyon altın teklif etmiştir. Bu tekliflere sinirlenen Sultan II. Abdülhamid, heyeti huzurundan kovmuştur. Sultan Abdülhamit Han, hiçbir şekilde Filistin'i pazarlık konusu yapmadı. Bundan sonra II. Abdülhamit, Filistin'in tamamını “arazı-i şahane” yani padişahın şahsi arazisi ilan etti. Filistin'de Yahudilere her türlü toprak satışını yasakladı. Kafkasya ve Balkanlardan bazı Müslüman aileleri Filistin'e yerleştirdi. Bizzat şahsına bağlı bir orduyu Filistin'de görevlendirdi.rnrnFilistin'deki il ve ilçelere dürüst ve güvenilir mülki amirler görevlendirdi.rnSultan II. Abdülhamit Han Devletin başında olduğu sürece Filistin'de yurt edinmeyeceklerini ve arz-ı mev'ud a geri geri dönmeyeceklerini anlayan Siyonistler, en son planlarını uygulamaya koydular. II. Abdülhamit'i taht'tan indirecekler veya Osmanlı'nın yıkılmasını hızlandıracaklar. Bunun için Jön Türklerle temas kurarak onları desteklemeye başladılar....Siyonist yahudi Rockefeller ailesi Almanya’nın Köln ve Berlin şehirlerinde kurdukları Zion ve Esra adlı iki dernek üzerinden amaçlarına ulaşmışlardır. Bu dernekler de faaliyet gösteren Hıristiyan kimliğine bürünmüş Siyonist Yahudi misyonerler vasıtasıyla osmanlı ordusuna sızmış...böylece jön Türkleri parmaklarında oynatmayı başarmışlardır.rn rnrnFilistin de toprak satın alarak işgal etmeyi kafalarına koyan siyonist yahudiler amaçlarına ilk önce sultan Abdülhamid'i hal ederek ulaştılar.rn rnrnII. Abdülhamit' in tahttan indirilmesinden sonra, İttihad ve Terakki Cemiyeti yönetimi bütün azınlıkların arazi satın alabileceğine dair kanun çıkarttı. Yahudiler Filistin'de çok büyük araziler satın aldılar. Padişah'ın “arazi-i şahane” ilan ettiği topraklar, yok pahasına Yahudilere satıldı.rnSultan Abdülhamid’i tahttan indiren İttihat ve Terakki mensupları devlet idaresindeki hassasiyeti kavrayamamış. 1.Dünya savaşında Osmanlı Devleti'ni Almanya'nın safında savaşa sokmuştu. İngiltere ve Fransa ise savaştan sonra Osmanlı Devleti'nin yıkılacağı ve Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulacağı yönünde Yahudilere söz verdiler.rn rnrn1917'de İngilizler Kudüs'ü ve diğer Filistin şehirlerini işgal ettiler. Bu arada Yahudiler, hemen bir “Siyon Ordusu” kurdular. Kudüs'e giren İngiliz kuvvetleri, beraberlerinde Siyon ordusu'nuda Kudüs'e soktular. Osmanlı padişahının bir karışını bile satmam dediği Filistin topraklarını, Filistinli Arap kardeşlerimiz para karşılığı bol bol sattılar. Yahudileri, kendi elleri ve rızaları ile yerleştirdiler köylerine şehirlerine. 1919'da Filistin'de ki Arap nüfus, Yahudilerin tam 16 katı iken, 1947'de Arap ve Yahudi nüfusu eşitlenmişti.rnrnSultan Abdulhamid, tüm gayretine rağmen, siyonist yahudilerin Filistin de toprak satın almalarının önüne geçmeyi başaramadı. Siyonist yahudiler 1907 yılına kadar Filistin de 270 bin hektar toprak satın alıp Filistin’i işgal etmeye başladılar.rnrnSultan Abdülhamid'in tüm karşı koymalarına rağmen siyonist yahudilerin Filistin de toprak satın almaları sizce de ilginç değil mi? Aslında değil. Tarihin tekerrür ettiğini gördüğümüz zaman o günkü yaşananlarla bugünkü yaşananlar arasında birebir benzerlik olduğunu görüyoruz o günlerde kurulan Vakıflar ve dernekler aracılığı ile Osmanlı'nın en derin kılcal damarlarına sızmayı başaran Kripto Yahudiler bugün de aynı şekilde kurulan vakıf ve dernekler ile Türkiye Cumhuriyeti'nin en kılcal damarlarına sızmayı başarmış ve Türkiye Cumhuriyeti'ni içten çökertmeyi kafaya koymuştur.rnrnBundan 150 yıl önce toprak satışının yasak olduğu günlerde nasıl ki Yahudiler Osmanlı tebaasının içine yerleştirdikleri kriptolar üzerinden toprak satın almayı başardılar sa günümüzde Yahudilerin desteğiyle içimize yerleştirilmiş hatta hat ta yönetimimize sızmış Kripto yöneticiler sayesinde Güneydoğu'da binlerce hektar Toprak Yahudilere satılmaya devam etmiştir hatta hat ta doğumu yaklaşan Yahudi kadınlar Güneydoğu'ya gelip oradaki İtalyan Hastanesi'nde doğum yaparak çocuklarına Türk isimleri ile Türk nüfusuna kaydettirmek kaydıyla Kripto olarak İçimiz de çoğalmaya devam etmişlerdir bugün Güneydoğu'da yaşanan olayların hepsinin aslında işte Bu Yahudi parmağı vardır. İttihat ve terakkiciler önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin bu tarihten sonra ve güneydoğu da görev yapan valileri, kaymakamları, tapu kadastro müdürleri hep Yahudilerin desteğiyle oraya atanan görevli memurlar Iğdır.rnrnDün Yahudilerin güdümündeki İttihat ve terakkiciler üzerinden sultan Abdülhamid'e kurulan komplonun benzeri, bugün yine Yahudilerin güdümündeki Feto terör örgütü ve CHP tarafından BAŞKOMUTANIMIZA kurulmaya çalışılıyor. Dün abdülhamit'i tahtan indirmek için düzenlenen gezi ayaklanması bugün Erdoğan'a karşı düzenleniyor. Dün osmanlı kasasını Talan ederek Osmanlı'yı güçsüz duruma düşürmek isteyen Kripto Yahudiler, bugün Türkiye Cumhuriyeti ekonomisini Talan etmeye çalışarak Türkiye Cumhuriyeti'ni güçsüz duruma düşürüp halkı devlete karşı ayaklandırma planları yapıyor.rnrnDün İttihat ve terakkiciler kullanılarak çalınan topraklarımız bugün devletin kılcal damarlarına yerleştirilen ve yaklaşık 40 senedir devlete paralel olarak yönetime iştirak eden Yahudilerin güdümündeki Feto terör örgütü mensupları tarafından çalınıp Yahudilere peşkeş çekiliyor yahudiler, dünkü Almanya’nın yerine, bugün Abd yi koyarak oyunlarını oynamaya devam ediyorlar.rnrnDün Alman kimliğine bürünen Kripto Yahudiler bugün amerikalı kimliğine bürünmüşler. Irak ta, Suriye de karşımıza amerikalı diye çıkanların tamamı siyonist yahudi misyonerlerdir. Amaçları, Önlerindeki tek engel olan BAŞKOMUTANIMIZI ortadan kaldırıp Arz ı Mevud topraklarını işgal etmektir...rn rnrn15 Temmuz darbe girişiminde şerden Hayır vasıl oldu. o darbe girişiminin bize öğrettiği en acı gerçek, devletin yönetim mekanizmasına Sızan, fetö terör örgütünün uygun görmediği ve atamadığı hiç kimsenin doğu ve Güneydoğu'da görev alamayacağı olmuştur. Devletimizin Bundan sonraki ilk önceliği daha önceki yıllarda doğu ve güneydoğu da Kaymakam vali milletvekili bürokrat komutan, Yani kısacası yönetimde görev alıp Çok uzun zamandır o bölgelerde yöneticilik yapmış herkesin geçmişinin ve kirli bağlantılarının yakın takibe alınıp bu kişilerin kimlerle işbirliği içerisinde olduğunu Saptamak olmalıdır. Çünkü Yahudiler hiçbir zaman günübirlik planlar yapmazlar. Onların planları uzun vadelidir ve mutlaka alternatiflidir. Deşifre olmuş adamlarının yerine yerleştirecek leri kişiler mutlaka yıllar öncesinden belirlenip hazırlanırlar.rnrnEvet 15 Temmuzdan sonra birçok Kripto yönetici Deşifre edilip görevlerinden azledildiler. lakin devletin birçok kademesi hala bu türden Kripto yöneticilerle dolup taşıyor. buradan devlete sesleniyorum. ille de terör hususunda çok büyük adımlar atmak istiyorsa işe, Geçmiş dönemde boşaltılan köylerdeki arazilerin kimlere satıldığını ve kimler tarafından satıldığını kimlerin yönetimi zamanında satıldığını araştırmakla başlasın. O arazilerin tamamı 270 bin hektar, fakat 62 bin hektarı İsrailli yahudilerce satın alındı, geri kalanını kimlerin satın aldığını bulmakta devletin işi artık. O arazileri kimlerin satın aldığı ortaya çıkarılırsa, bilin ki terör örgütlerini başımıza musallat edenler onlardır. O bölgede yaşayan kürt halkını da bu ihanetin içine çekmek için onları devlet kurmak vaadi ile kandıranlar ve orada yaşayan kürt halkının çocuklarını dağa kaldıranlar onlardır ve güvenlik güçlerimize Pusu kurup onların Şehit düşmesine sebep olanlarda onlardır. fakatbu ihanete noktayı koyacak olan ve gargatları yıkacak olan BAŞKOMUTANIMIZ ERDOĞAN VE ONUN ASKERLERİ OLARAK bizleriz.rnrnDiyeceklerim bu kadar..rnrn 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum