8-10 MARTTA, DİN ÜZERİNDEN İÇ SAVAŞ DENEMESİ..!
Şenay Tek

Şenay Tek

Araştırmacı Yazar

8-10 MARTTA, DİN ÜZERİNDEN İÇ SAVAŞ DENEMESİ..!

Yaklaşık bir aydan beri sosyal medyada devlet karşıtı paylaşım yapan sayfalar ısrarla 10 Martı işaret ediyor.."o gün her şey bitecek" türünden Yorumlar yapıyorlardı... hatta hatta hatırlarsanız CHP'li bir milletvekili "bu iş 31 Mart seçimlerine bile kalmayacak.. 10 Mart'ta bu iş bitecek" diye bir açıklama yapmıştı... yine hatırlatacağınız üzre.. daha önceki yıllardada Taksim Meydanı'nda 8 Mart Kadınlar Günü kutlanmış.. ahlaka aykırı pankartlar açılmış.. fakat dini bir provokasyona kalkışılmamıştı... bu sene Taksim'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  vesilesi ile düzenlenen Kadınlar Günü kutlaması bal gibide provokasyon kokuyordu... Belli ki birileri o topluluğun içine karışmış... ve bilinçli olarak oraya toplanan topluluğu Ezana karşı Kışkırtmış... muhafazakar kesimi dini açıdan kaşıyarak sokağa dökmeyi amaçlamıştı... Taksim'de Ezana karşı yapılan provokasyon  hareketinden sonrada fitili ateşlediler...ve 9 Mart gecesi herkese medya üzerinden çağrı yaprak,10 Mart pazar günü Taksim'de, Ezana karşı yapılan terbiyesizliği protesto etmek için halkı sokağa çağırdılar... Bizim halkımız tamamen iyi niyetle bu davete icabet ettiler.. şükür bu protesto gösterisi emniyet güçlerimizin zamanında müdahalesi.. ve halkımızın itidalli davranışları sayesinde olaysız sona erdi... Fakat eğer ki devlet zamanında önlemini almış olmasaydı.. ve gerekli yerlere baskınlar yapılmamış olsaydı.. bugün Türkiye belki de bir iç savaşa uyanmış olacaktı... değerli Dostlarım Sizi her zaman sokağa dostlarınız davet etmez.. bazen düşmanlarınızda bu tip çağrılar yaparak, Ava giderken, sizi avlamayı  kafasına koymuş olabilir... itidalli ve aklı selim  davranmakta fayda var...   Selahaddin Eyyubi bir vakit namazı esnasında camideyken, gencin biri "KUDÜSE FETHE ÇIKALIM" diye, bağırır...Selahaddin Eyyubi hiç sesini çıkarmaz... ertesi gün olur..sabah namazını camide eda eden Selahaddin Eyyubi döner ve 
"DÜN KUDUSE CİHADA DAVET EDEN BİR GENÇ VARDI...O GENÇ ŞU ANDA BURADAMI "diye sorar... 
"hayır" cevabını alınca yine oradakilere hitaben
" CİHADA GİTMEK İSTEYENLER, SABAH NAMAZINI CAMİDE CEMAATLE KILMADIĞI SÜRECE, BU CAMİYİ DOLDURMADIĞI SÜRECE KUDÜS ÜZERİNE FETHE ÇIKMAYACAĞIM "der..

 Şimdi gelelim  günümüze... ezan provakasyonunu protesto etmek için, sizi sokağa davet eden insanlar bırakın camide namaz kılmayı ...evlerinde beş vakit namazlarını kılıyorlar mı diye hiç düşündünüz mü...? Evet galeyana gelip iyi niyetle sizi sokağa davet eden insanlar olabilir... fakat Unutmayın ki, herkes bu insanlar kadar iyi niyetli değil... iyi niyetli ve gerçekten Devleti'ni milletini ve dinini düşünen insan "sokağa çıkın yürüyelim" demez.. "gelin beş vakit namazlarımızı camide Eda edelim... camilerimiz dolup taşsın... provokatörlere karşı vereceğimiz en güzel cevap bu olur" diye  Çağrı da bulunur..
 akıl gücü ile süslenmemiş iman gücü tek başına hiç kimseye  birşey kazandırmaz... aksine..hem devlete hem millete kaybettirir... Can kaybettirir.. zaman kaybettirir.. altın bir nesli kaybettirir...
Akıldan ve taktikten yoksun bir yürüyüşte, ancak ve ancak oltaya yem.. yüreklerde gam olunur.. Sizi, DİN ÜZERİNDEN Sokağa  çağıranın  çağrısına kulak verip sokaklara inerseniz sonumuz Abdülhamit dönemindeki Müslümanların sonundan farklı olmaz.. Unutmayalım ki tarih değil.. hatalar tekerrür eder..hataların ardından milletlerin kaderleri tekerrür eder...
 Bakın size öyle bir tarihi gerçeği nakledeceğimki, bu mevzuyu eminimki bir çoğunuz bilmiyorsunuz...
Sultan Abdülhamid'in tahtından indirilme gerekçelerinin başında, "kitap imha ettirmesi" gelir...
Abdülhamidin  tahtından indirilmesinin resmî gerekçesi ne ayaklanmadır.. ne 33 senelik iktidarı sırasında uyguladığı politikalardır...ne de bir başka siyasî meseledir... Abdülhamit Han Çok komik..incir kabuğunu dahi doldurmayacak saçma sapan bir bir gerekçeyle tahttan indirilmiştir... 
Abdülhamid'in iktidarına, "bazı kitapları yakıp yırttığı" yolundaki bir suçlama yüzünden son verilmiş... ve kitap imhası konusu zamanın şeyhülislâmından alınan "hal fetvası"nın... yani hükümdarın tahtından indirilmesinin dini bakımdan bir mahzur taşımadığı yolundaki iznin hemen girişinde yeralmıştır...
Sultan Abdülhamid, tahtından indirilmeden birkaç sene önce, Sünni İslâm dünyasının en muteber hadis kitabı olan "Sahîh-i Buharî" isimli eseri gayet şık bir şekilde yayınlatmıştı.. Ama, bir iddiaya göre, eser daha piyasaya verilmeden önce içerisinde "Halka zulmeden idarecilere karşı ayaklanmak haktır" şeklindeki bazı hadislerin bulunduğunu görmüş... bu hadislerin muhalifleri tarafından aleyhine kullanılabileceğinden endişe duymuş... hadislerin yazılı olduğu sayfaları yırttırmış...ve eserin bazı cildlerini de yaktırarak imha ettirmişti...
Elmalılı Hamdi Efendi'nin kaleme alıp Şeyhülislam Mehmed Ziyaeddin Efendi'nin imzaladığı "hal fetvası"nın temelinde, işte bu suçlama vardı... Fetvada "Müslümanlar'ın imamı olan kişi (abdulhamit han), muteber dinî kitapları yırtıp yakarsa" dendikten sonra başka iddialar da sıralanıyor... ve metnin sonunda "Bütün bu işleri yapan kişiye tahttan feragat teklif edilmesi.. yahut o kişinin tahtından indirilmesi vâcip olur mu?" diye soruluyor...ve "Olur" cevabı veriliyordu..
Abdülhamid, 27 Nisan 1909 günü işte bu gerekçe ile tahtından indirildi ve hemen o gece Selânik'e sürgüne gönderildi..
   abdülhamid'i tahtından indirmek  isteyenler, Milleti sokağa dökmek istediklerinde, kendi taktikleri ile Dökemeyeceklerini anlayınca, "DİN ELDEN GİDİYOR" diyerek, şeriat çağrısı yapıp, milleti sokağa dökmüşlerdi... Sonuç ortada... o günden bugüne tam bir asırdır Müslümanlar o günün günahını çekmeye devam ediyorlar..Düşman uyumuyor...Bu milleti iç savaşa sürüklemek için sürekli planlar yapıyor.. incir kabuğunu doldurmayacak mevzularda dahi, protesto için halkı sokağa davet ediyor.. bu kirli Eller bir gün  Müslüman gömleği giyinip.. "Din elden gidiyor" diye çığırtkanlık yaparak  halkı sokağa davet ederken...  diğer gün  "laiklik elden gidiyor" diyerek  halkı sokağa davet ediyor...  uyanın artık uyanın..  bu ülkede  her gördüğünüz sakallı sakallı değil...  Her gördüğünüz  ecnebi de ecnebi değil...  birçoğu Ajan.. birçoğu provokatör.... Siz iyi niyetli halisane duygularla dışarı çıkarsınız fakat aranıza karışan iki tane provokatör iki bıçak darbesi sallar ortaya kocaman bir iç savaş çıkar... attığınız adımlara dikkat edin...dini kurtaracağım derken devletinizi dış mihraklara... içimizdeki ajanlara yem etmeyin.. 
  Akıldan ve taktikten yoksun bir yürüyüşte, ancak ve ancak oltaya yem... yüreklerde gam olunur... Müslümanlara bir 100 yıl daha kaybettirmek için Gözünüz kulağınız devletimizde olsun... devletten dışarı çıkın işareti alırsanız dışarıya çıkın...ve gerekeni yapın...Böyle bir işaret  almazsanız işinize bakın...Çalışın...çok çalışın... Yahudiler plan yaparken bir yandan da çalışıyorlar... bizim gibi her mikim hıyar diyene, Bir avuç tuzla konuşmuyorlar..diyeceklerim bu kadar..

Şenay Tek

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Birol DEVECİ
    2 ay önce
    Keşke Süleyman beyde özür dileme gafletin de bulunmasa idi kendini bizlerin nazarinda itbarsizlaştirdi sizin kadar yürekli ve akli selimle hareket edebilseydi...