Gençlerin Önemsemediği Günah
Selma Önalan

Selma Önalan

Araştırmacı Yazar

Gençlerin Önemsemediği Günah

Mesai çoktan bitmiş olmasına rağmen ısrarla çalan bir telefon ...  Ahizeyi kaldırdığımda telaşlı bir anne :   _ Hocam bu saat oldu kızım hâlâ eve gelmedi , telefona da bakmıyor !  12. sınıftan görüştüğü biri vardı , en son onunla sarmaş dolaş okuldan çıkmış , polis net bir delil olmadan bir şey yapamayız dedi  . Kamera kayıtlarını alabilir miyiz ?     - Bu saatte mi ? Okulda kimse yok , biraz daha bekleyin ve sabırlı olun , dua edelim , inşallah çıkar ortaya ..   - Ay hocam inşallah. Çok zor bir durum . Allah kimsenin başına vermesin ! Şu an çok kötüyüm bir bilseniz ... Ne yaptıysam görüşmelerine engel olamadım .inşallah başına kötü bir şey (?) gelmez ...   - İnşallah .   ****   Doğru . Çok kötü bir durum Allah kimsenin başına vermesin . Vermesin de.. Şimdi siz bir anne olarak , olay bu boyuta gelene kadar ne yaptınız ? Ya da elinizden geleni tam olarak yaptığınıza inanıyor musunuz ? diye sormak lazım ...   Tabi burada kasdedilen tedbir öyle iki üç günlük ya da iş işten geçtikten sonra alınan bir tedbir değil .   Çocuk bu yaşa , 16-17 yaşına gelene kadar kız-erkek arasındaki arkadaşlığın boyutu , sınırı ne olmalıdır ? Bunun sonucu nedir ne değildir ? bütün bunların iyi bir şekilde anlatıldığı , bilinçli bir tedbir kastedilen ...   "Biz kızımla- oğlumla arkadaş gibiyiz bana her şeyini anlatır " diye  gururla söylenen  bir cümle var son yıllarda ...  İyi de kızının ya da oğlunun herşeyini bilmek ya da onunla günümüz tabiriyle "kanka" olmak mani olabiliyor mu bazı şeylere ? Yoksa tam tersi bir durum mu oluyor ? ...  Mesela artık söz geçiremez mi oldunuz bu  kankanıza ?     Yıllar önce uyuşturucu kullanma yaşının liselere kadar düştüğü haberini duyduğumda çok şaşırmış ve üzülmüştüm . Maalesef sanırım son yıllarda zina da liselere kadar düştü ya da oranı arttı ...   Eğer anne babalar kız-erkek arkadaşlığını masum görüp , "gençtir hevesini alsın " deyip buna müsaade ederse maalesef sonuçlarına da katlanmak zorundadırlar .   Şunu da belirtmek gerekir ki ailede yeterli ilgiyi , sevgiyi bulamayan çocuklar ya da huzurlu bir aile ortamı olmayan ailelerin çocukları daha çok bu yollara meylediyor .    ***   Peki kız erkek arkadaşlığında sınır ne olmalıdır ? Zararsız bir arkadaşlık mümkün müdür ?   Aynı okulu , aynı sınıfı paylaşmanın getirdiği sınırlı-seviyeli bir selamlaşma  ya da ders vb . konuların sınıf ya da okulda başbaşa olmadan konuşulduğu bir gerçek okul arkadaşlığından inşallah bir zarar gelmez . Bu biraz da zaruridir .   Ancak öbür türlü mesela basit görülen bir elele tutmanın veya özelde ikili konuşmanın ise devamı gelecektir. Sonra da işte böyle durumlar , pişmanlıklar yaşanacaktır ...   Söz maddi konulara  ya da geri kalmışlık gibi konulara geldiğinde   " bu kader değil"  "bizim bu durumda olmamız kaderin suçu mu ? " gibi itirazlar oluyor .O zaman aynı gerçek bu vb. konular için de geçerli .  İnsanın başına gelen kötü haller , kendi elleriyle işlediklerinden başka bir şey değildir .   Evet bu zamanda her bakımdan iyi bir çocuk yetiştirmek çok zor , ancak imkansız da değildir.   Hele siz o çocuk tertemizken   CD sine - hard diskine hiç bir şey yüklenmemişken ;   o CD orijinal halindeyken yani İslam fıtratı üzerindeyken onu korumaya bakın ve yazılımıyla aynı doğrultuda şeyler yükleyin ... Bakın bakalım sonuç ne olacak ? O zaman da istemediğiniz bu haller olacak mı?   Tabi  20-30..  yaşına gelmiş ve sonrad nefsine uymuş bir evladın yaptığı yanlışlarda belki artık ebeveyn sorumlu değildir . Artık o da onun imtihanıdır ve  nefsiyle olan mücadelesidir ki  bu mücadele son nefese kadar devam eder .  Ancak şöyle  genel bir durum var : Küçükken iyi yetiştirilmiş - ki bu yetiştirmenin , insan adayının anne karnına düştüğü andan itibaren başladığı artık bilimsel olarak kabul edilir - bir çocuğun ileriki yaşlarda tam tersi bir hâle bürünmesi istisnai bir durumdur .   Günümüzde filmler , reklamlar , internet aracılığıyla subliminal mesajlara maruz kalan insanın işi gerçekten zor ancak takdir edersiniz ki gençler bu telkinlere daha erken yaşta ve daha fazla maruz kalıyor . Zaten hemen her yaştan insanı ilgilendiren bir durumu gençler üzerinden ele almamızın bir sebebi de bu .  Her yönden aldıkları cinsel içerikli mesajlar karşısında yeni neslin işi gerçekten zor ancak tedbir ve çözüm de yok değil . Yukarıda da dendiği gibi iş baştan sıkı tutulursa bu dönem hasarsız , zararsız atlatılacaktır .   Gençlerin önemsemediği günah diyorum çünkü gözlemlediğim kadarıyla gençlerin çoğu , çeşidi ne olursa olsun zinanın günah yönünü görmezden gelerek bunu aksine bir ihtiyaç olarak addediyorlar.  Evliliğin önü de eğitim , kariyer , maddiyat , yaş küçüklüğü gibi engellerle kapatıldığında sorun daha vahim bir hâle doğru gidiyor.   Biliyorsunuz dinimiz insanı zinaya yaklaşmaktan dahi men ediyor . Çünkü o sınıra yaklaşıldığı takdirde girmek an meselesi . Peygamber bile  nefsini temize çıkarmıyorsa , bu konuda kimse kendine güvenemez.     O yüzden insanın ilk ve en tesirli muallimi olan annesi ve ikinci olarak da babası , çocuğuna  zinanın çirkin bir günah olduğunu öğretmeli; çeşitleri olduğundan bahsetmeli ve  büyük günahlardan olduğunu anlatmalı ...   Neseplerin karışması , toplumun bozulması(yuvaların yıkılması , cinayet , güvensizlik vb. olayların artması ) gibi büyük  sonuçlarının olduğu konusunda gençler aydınlatmalı .    Bu konuda erkekler de kız gibi yani aynı hassasiyette yetiştirilmeli.   " Erkektir yapar " yanlışı artık zihinlerden silinmeli. Çünkü günahta bayan-erkek ayrımı yok !..  Ayrıca bu çirkin günah tek başına yapılmıyor ve sadece adı belli kadınlarla da yapılmıyor ...    Her geçen gün sayıları artan ve büyük gayelerle açılan gençlik merkezleri ya da gençlerin , kızlı - erkekli biraraya geldiği mekânların açılmasına çok sevinemiyor insan. Çünkü maddi - manevi sınırlar olmaz , maddi- manevi tedbirler alınmazsa bu mekanlar görünürde toplumu geliştirir ya da faydası olur , gerçekte ise kayıp büyük olur ...        

YORUMLAR

  • 0 Yorum