KUT'ÜL-ÛL AMARE.?
Özkan Orun

Özkan Orun

Araştırmacı Yazar

KUT'ÜL-ÛL AMARE.?

Hicaz Yemen Cephesi (Burası Huş'tur) Tarih kitaplarında yer almayan ve birçok Tarihçinin cesaret edip kaleme alamadığı Tarihin en korkunç Soykırımı...

Bu olayda iki önemli nokta yer almaktadır; 1- 25 bin ingiliz askerini ve generalini esir almamız 2- Ingilizlerin SOYKIRIM yapması Fahrettin Paşanın öncülüğündeki 20 bin kişilik ordumuz ve 6 aylık Medine müdafaası...

Medine'nin ingilizler ve Şerif Hüseyin tarafından kuşatılması. Fahrettin Paşa Medine müdafaası için ordusuyla Medine'ye geldiğinde ingiliz ve Şerif Hüseyin tarafından bölgedeki sular zehirlettirilmiş, yiyecek, giyecek bir şey bırakılmamış, bölgedeki yeşil alanlarda çekirgeler tarafından yok edilmişti. Bu nedenle ingilizler ve Şerif Hüseyin şu düşünceye sahip olmuşlardı. Fahrettin Paşa en fazla 1 ay medine müdafaası yapabilir. Ancak çöl ortasında 20 bin kişilik ordusuyla aç ve susuz kalan Fahrettin Paşa 6 ay boyunca medine'nin müdafaasını kahramanca sağlayacaktır. Bu başarısından dolayı Fahrettin Paşaya "Çöl Ortasında Plevne Kahramanı" ünvanı verilmiştir.

Bundan bir müddet sonra Fahrettin Paşa esir alınacaktır. Burada Paşa ve beraberindeki bazı askerlerimiz esir alınacaktır. Bunun üzerine bizde ingiliz ordusundan General Towshend ve beraberindeki 25 bin ingiliz askerini esir aldık. Bizlerin ingiliz askerlerini esir almamız olayı üzerine ingiliz bu olayı Mondros'a taşıyacaklardır. Mondrosta geçen madde şu şekilde olacaktır. Türkler esir askerlerimizi teslim etsinler ancak biz onların askerlerini teslim etmeyeceğiz. Ingilizlerin bizden esir aldıkları askerlerimiz tarihin en korkunç Soykırım'ına tabi tutulacaklardır. SİDİ BEŞİR-SEYDİ BEŞİR kampına getirilen askerlerimiz 6 aylık medine müdafaası esnasında su olmadığı için saç ve sakalları uzamıştı.

Ingilizler tarafından kampa getirilen askerlerimize saç ve sakal traşı yapılacakken ingiliz Yahudi ajan olan SARAH'ın isteği üzerine; bu kadar asker traş mı ettirilecek? Traş edeceğinize kafalarına benzin-mazot dökün saç ve sakalları yanınca şuradaki suya atın söndürürsünüz der. Ajan SARAH'ın fikri bunların işine yarayacak. Ancak buradaki suya yanıcı kimyasal maddeler atılmıştı. Benzin ve mazotla askerlerimizin saç ve sakallarını yakmaya çalışan ingiliz askerleri ateş verdikten sonra ardından askerlerimizi kımyasallı suya atmışlar.

Sudandan yanmaya başlayan askerlerimiz başlarını çıkarmaya çalışınca bu sefer ingiliz askerleri tarafından dipçikerle birçok askerimizi öldürmüş ve kör etmişlerdir. Sağ kalan askerlerimizi ise karşılıklı esir teslimi için kullanılacak ancak burada ajan SAHRA asklerimizin başına vahşice işler getirecektir. Hicaz Yemen bölgesinden Sina Yarım Adasından Huş noktasına geçirme yoluna geçirilecekken yine SARAH'ın önerisi üzerine sağ kalan askerlerimizin vücutları jiletlerle kesilip kızgın kumlardan geçirilmek istenecektir.

Burada SARAH kızgın kumların altında birçok yılan ve akrep'in kumların altında olduğunu ve kan kokusuyla yüzeye çıkacaklarını bildiği için askerlerimizin vücutlarına jiletler vurulmuş ve bu şekilde askerlerimiz çöle sürülmüştür.

Buradaki askerlerimiz kan kaybından, kızgın kumların altındaki akrep ve yılanların birde akbaba ve kartalların hedef noktası haline geleceklerdir. Esir alınan askerlerimizin hepsi şehit düşeceklerdir. Bu olaydan iki gün sonra ajan SAHRA iki filistinli tarafından bacaklarından ikiye ayırtılarak öldürülecektir. Bizler esir aldıklarımıza insanca davranırken Ingilizler askerlerimize SIDI BEŞİR KAMPIN'da barbarca muamelede bulunmuşlardır.

I. TBMM 1921 tarihinde yapılan bu barbarlığı SOYKIRIM olarak protesto edecekken dış devletlerin yoğun baskısı üzerine I. TBMM bu barbarlığı, vahşeti, insanlık suçunu kınamakla yetinmek zorunda kalmıştır...

Önemli Not: Esir askerlerimizin yanında tercüman olarak Ermeni biri yer almıştır. Bu tercüman alçakça davranmıştır. Askerlerimizin su, yemek vb. gibi ihtiyaçlarını dile getirdiklerinde Ermeni tercüman ingiliz askerlerine Türk askerleri size küfrediyor şeklinde tercüman etttiği için askerlerimiz ihtiyaçlarını dile getirdikleri her seferinde dipçiklerle vurulmuş, kurşuna dizilmiş, işkencelere maruz kalmışlardır.

Biz Tarihçiler; başarı ve kahramanlarla dolu tarihimizi gençlerimize öğretmek ve aşılamak herbirimizin boynuna borçtur. Biz Tarihçiler müfredatın dışına da çıkıp tarihimizi gençlerimize en güzel şekilde anlatmak ve aşılamak zorundayız...

Tarihte bizim kadar başarı ve kahramanlıklarla dolu başka Tarihi olan bir millet olmamasına rağmen bizlerin bunu kaleme almaması ve anlatmaması tarihimize, ecdatlarımıza, gazilerimize ve tüm şehitlerimize büyük saygısızlıktır. Tarihini korkmadan cesurca başarı ve kahramanlıklarıyla dile getiren tüm meslektaslarıma saygı ve sevgiyi borç bilirim...

Özkan ORUN 1/04/2018

YORUMLAR

  • 0 Yorum