NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR.!!!
Nesrin Dokuman

Nesrin Dokuman

Nesrin Dokuman

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR.!!!


Hepimizin her bayram özlemle andığı o eski bayramlarda herkeste tatlı bir telaş günler öncesinden başlardı. Alışverişler yapılır, evler temizlenirdi... Bayram bir tek bize değil evlerimize de gelirdi. Badana boyalar yapılır, halılar yıkanır, her yer çiçek gibi olurdu. Herkes kapısının önüne kadar temizler sokaklarımız da tertemiz olurdu. Günler öncesinden bayrama yetiştirmek için beyaz örtülere kanaviçe işlenir, bayramda sedirlerin üzerine serilirdi ve komşular adete yarışır gibi hünerlerini sergilerdi. Bayramdan günler önce tebrik kartları alınır, uzakta olan akraba ve sevdiklerimize postane aracılığıyla yollardık.
Arefe günü vefat edenlerimizin kabirlerini ziyaret ederdik.
Eve geldiğimizde hepimiz sırayla yıkanırdık buna bayram banyosu denilirdi.
Büyük küçük demenden herkes yeni kıyafetle bayramı karşılardı. Bu kıyafetleri almak da öyle kolay değildi; almak da giymek de fazlasıyla kıymetliydi.
Kız çocuklarına kabarık elbiseler ve altına çoğunlukla kırmızı parlak pabuçlar, erkek çocuklarına ise takım elbiseler alınırdı. Arife gecesi uyumak içimizde oluşan heyecan yüzünden biz çocuklar için o kadar zor olurdu ki. Baş ucumuzda duran bayramlıkları giymek için sabırsızlanır bir türlü uyku tutmazdı.
Komşular bir araya gelir sabaha kadar uyumaz, misafirler için tatlılar, sarmalar yaparlardı. Eminim çok yorulurlardı fakat hiç kimse belli etmezdi. Keyif ve neşeyle samimi gülen yüzleri ayrı bir heyecan katardı. Bayram da ekmek çıkmazdı; fırınlar, gazeteciler bile çalışmazdı. Tek bir gazete çıkardı; Bayram Gazetesi.
Bayram sabahında tüm radyolarda Barış Manço’dan “Bugün Bayram erken kalkın çocuklar” adlı bu şarkı çalardı. 
Bayram sabahı tüm aile bir arada olurduk, kahvaltı sofraları kurulur, büyüklerimizin bayram namazından gelmeleri beklenirdi. Yeni kıyafetler giyilir büyüklerimizin elleri öpülür harçlıklar alınırdı.
Sabahın erken saatlerinde kapı çalar, çocuklar sevinçle bayramlaşmaya gelirdi; harçlıklar veya şekerler verilirdi. Her çocuğun elinde bir poşet aldıkları şekerleri bu poşetlere koyarlardı. Toplanan harçlıklarla hemen bakkala gidilir çatapat alınırdı.
Harçlıklarımızla sinamaya da giderdik.
Mahallede “Seyyar Salıncakçı” gezerdi sokak sokak. Şimdinin lunaparklarında bindiğimiz devasa döner salıncakları o zaman küçücüktü. Hepimiz sıraya girerdik bu tatlı zevki yaşamak için.
Aile büyüklerimizi ziyaret ederdik hele harçlık veriyorsa oraya gitmek için can atardık.
Mendil içine konulan harçlıklar şimdilerde unutulmuş bir geleneğimiz di Sadece akrabalarımıza değil komşularımıza da gider bayramlaşırdık.
Bayramda hastanede yatan hastalarımızıda unutmaz onlarıda ziyaret ederdik.
Evimize dönüp, gittiğimiz kişilerin iade-i ziyaret etmesini beklerdik. Her gelen misafirimize kolonya, şeker ikram edilir ve arkasından sofralar kurar yemekler, tatlılar hep beraber yenilirdi.
Büyüklerimiz kırgınları, küskünleri barıştırlar uzun uzun hoş sohbetler edilirdi. Giden misafirlerimize “Arayı uzatmayın yine gelin” denilirdi. Bir başka güzeldi o bayramlar samimiyet, hatırlanmak, sevgi saygı ve hoşgörü vardı. Bayramlar insanları birleştirmek kaynaştırmak içindi.
Bayram; tatile gitmek değil, ziyaret etmek demekti.
Aslında bu geleneğimiz büyük şehirler dışında halen devam etmekte, bizler o günleri özlüyorsak neden yapmıyoruz? Bizi bu güzellikten uzaklaştıran ağır çalışma tempolarımız mı yoksa metal yorgunluk mu? Belki de bizi alı koyan uzun bayram tatilini fırsata çevirip şehir dışına tatil yapmaya gidip dinlenme isteğimizdir.
Maalesef Türk’e özgü geleneğimizi unutup çocuklarımıza da o güzelliği yaşatmıyoruz.
Git gide bu değerlerimizden uzaklaşıyoruz.
Gelin bu bayram eski günleri yeniden yaşayalım ve büyüklerimizin gözlerini yollarda bırakmayalım. Bu mutluluktan onları mahrum etmeyelim, onları ziyaret edelim, hayır dualarını alalım ve sıla-i rahim yapalım. Akraba, eş dostlarımıza ne kadar değer verdiğimizi onları önemsediğimizi gösterelim.
Bir sonraki bayrama gideriz diye ertelemeyelim birdaha ki bayramda gidip elini öpeceğimiz bir büyüğümüz olmayabilir. Hiçbirimizin yarına çıkma gibi bir garantisi ne yazık ki yok.
Eski anılarınızı gülümseyerek hatırladığınız; ama en az onlar kadar sevgi dolu nice bayramlar yaşamak üzere, Ramazan bayramınızı en içten sevgilerimle,saygılarımla kutlar iyi Bayramlar dilerim.
Selam ve dua ile 
Nesrin Dokuman.

YORUMLAR

  • 0 Yorum