Tapmadan sev, aşağıIamadan eIeştir!
Mücahit Demir

Mücahit Demir

Araştırmacı Yazar

Tapmadan sev, aşağıIamadan eIeştir!

Bu makalemizin konusunu günümüzün en sıcak çatışma alanlarından biri haline gelen kültüre ayırmak istiyoruz. Ele aldığımız konularla insanlığa ışık tutmaya, izinden gittiğimiz filozofların edasıyla konuşup/yazmaya devam ediyoruz...

"Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mana çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekayı eğitmektir." (Atatürk)

Ulu önder, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı ve çağdaşlaşma yolunda Türk toplumunda bir zihniyet devrimi gerçekleştirmeyi başarmış tartışmasız tüm dünyanın kabul ettiği askerî ve siyasi bir deha, en büyük komutan Mustafa Kemal ne güzel de tarif etmiş kültürü,sanki bir filozof sanki büyük bir sanatçı titizliğiyle. Onun yüksek ruhundan aldığımız cesaret ve güçle biz de her alanda Türk halkının kişiliğini ve karakterini zenginleştirecek uygulamaların neler olabileceğini yapılması gerekenleri dilimiz döndüğünce siz değerli okuyucularımıza izah etmeye çalışacağız. 

Öncelikle kültür toplumun bir kısmının ilgilendiği ve kendilerine has olarak sahiplendiği bir konu değildir. Sanatçılar siyasi görüşleriyle değil, eserleriyle topluma kattığı yüce değerlerle sanatçı olurlar. Sanatçıların yapması gereken siyasi çekişmelerde bir cephenin askerliğine soyunmak değil bu kavganın gereksiz olduğunu ve ülkeye enerji ve zaman kaybettirdiğini uygun bir dille topluma anlatmak ve ellerinden geldiği kadar siyasetin yoz, kırıcı ve düşmanlaştırıcı dilini ortadan kaldırıp, normalleştirmesi gerekirken maalesef gerçek aydın ve sanatçıya bu topraklar hasret kaldığından olsa gerek; böylesi pek nadir çıkmaktadır ülkemizde. Yine Atatürk konuşsun bizim yerimize : “Biz cahil dediğimiz vakit mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de gerçeği gören hakiki alimler çıkar.”  Evet maalesef okumuş cahil çok bu ülkede çağdaşlığı ve kültürü kendi malı zanneden Batı taklitçisi, zavallı mukallid çok. Oysa sanatçı bir toplumun içinde doğar; nice acılar çeker, zamanının önünde olduğundan toplum tarafından yeterince anlaşılamadığı için binbir çile ve meşakkat çeker ama bağlı olduğu insanî değerlerden zerre taviz vermediği için bir gün gelir bir sosyal devrimin fikir emekçisi olarak adı tarihin tozlu sayfaları arasından zamanın ruhuna uygun olarak geri çağrılır ve topluma fikrî planda önderlik eder. Var mı toplumun, yaptıklarıyla parmak gösterdiği bir sanatçı? Neden yoktur böylesi bizde? Çünkü herkesin sanatçısı diğerine tahammül edemez, diğerini aşağılar kendi mahallesini mutlu etmek için öter! Ne sanat ne sanatçı ne ülke ne insanlık ama…

Hazin fotoğraf bu iken, düzeltilmesi gereken sadece devlet müesseseleri değil, aynı zamanda bir zihniyet devrimine de ihtiyaç vardır. Düşünce ve bakış düzelmeden doğru yerden en düzgün açıdan meselelere bakılmadan ne çağdaşlaşmak ve ileri gitmek, ne de aydın insanlar yetiştirmek mümkün olabilir. Peki bunun yapılabilmesi için ne yapmak gerekir. Öncelikle sanatçı geçinen zümre siyasetin gazıyla değil, hareket enerjisini ve ekonomik gücünü kendi eserlerinden alacak, kimseye yaranma derdinde olmayacak ve başkasına taş atmadan önce kendi elindeki ve dilindeki çamuru temizleyecek, kendisi gibi olmayana saygı duymayı öğrenecek. Kolay mı bu önyargıları yıkmak ? Aslında değil, ama sanatçı olmak da zaten kolay bir şey değildir. Sonra ne yapılacak, devlet sanatçıya saygı duyacak ve siyasi görüşüne göre değil, mesleğini dünya standartları çerçevesinde icra eden kim olursa olsun takdir edecek ve gerekirse destekleyecek. O zaman hiçbir ileri dünya ülkesinde görülmeyen bu sanat ve sanatçı düşmanlığı veya tersinden toplum düşmanlığı yerini engin bir sevgi ve hoşgörünün filizlendiği, her alanda kaliteli sanatçıların yetiştiği, dünya ile yarışan sanat eserlerinin üretildiği, başkalarının imrenerek baktığı bir ülke haline rahatlıkla gelebilir cennet kadar güzel ülkemiz.

Milletinin gözbebeği bir ordu içine yerleşen bir kliğin yaptığı taarruzu püskürten aziz milletimiz kazandığı bu zaferin her alanda kökleştirilmesini talep etmektedir. Bu da kayıkçı kavgasına dönen siyasi bir anlayışla inşa edilemez. Kültür Bakanlığı’nın, Başbakanlıkla birlikte büyük projeleri planlaması ve hayata geçirmesi önem arz etmektedir. Bu konuda toplumun her kesiminin tasvip edeceği desteğinin sağlayacak projeler hazırlamak istendiği takdirde hiç de zor olmasa gerektir. Siyaset sadece seçim kazanmak sandıktan çıkmak demek değildir, aynı zamanda birbirine saygı içerisinde insanların ortak bir bayrak altında aynı hedef aynı duygu içerisinde birbiriyle yardımlaşarak ülkenin ileriye götürülmesi, toplumun huzur ve rafahının artırılması için ortaklaşa çalışması demektir. Milletvekillerine yapılacak zam söz konusu olunca aynı masa etrafında oturup dakkasında anlaşan iktidar ve muhalefeti ülke meseleleri söz konusu olunca da anlaşmaya, konuşmaya ve uzlaşmaya davet ediyoruz. Belki de çok şey istiyoruz, hayal aleminde yaşıyoruz. Ama olsun, unutmamak gerekir; her gerçek bir hayalle başlar…  

* : "Tapmadan sevmek, aşağıIamadan eIeştirmek geIişmiş bir küItürün davranışIarıdır." (ErdaI Atabek) 

YORUMLAR

  • 0 Yorum