YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZ
Firuz Türker

Firuz Türker

Araştırmacı Yazar

YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZ

 
'Sen döviz baronlarına hizmet ediyorsun; dava aç ispat edeceğim'
 
Bunu bir çocuk arkadaşına söylemiyor; Ana muhalefet partisi genel başkanı söylüyor. Üstelik bunun için basın toplantısı düzenliyor. Şimdi bu sözü alsam; orasından burasından çiklet gibi çeksem; kilometrelerce uzatabilirim.
 
Madem elinde bilgi belge var, git savcılara ver. Suç duyurusunda bulun. Davayı sen aç. Savcıları 'Erdoğan'ın adamı' olarak gördüğün için güvenmiyorsan basına da ver. Savcıları sıkıştır. İktidarı hakkıyla yıprat. Böyle çocukça olmuyor. Millet inanmıyor. Peşine takılıp iktidarın karşısına dikilmiyor. Ama sen halka da güvenmiyorsun. Onu, 'avam' görüyorsun. Böyle 'reel' soygunlar dururken, makarna kömür peşinden gittiğini sanıyorsun. Böyle yanılgıların olduğu için de milletle bir türlü yakınlaşamıyorsun. Bu yüzden partin, bir mürit cemaatine dönüştü.
 
Gelelim işin aslına... Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile organik bağı olup olmadığını bilmiyorum. Olsaydı her halde savcılar şimdiye kadar çoktan harekete geçerdi. Ama muhalefet yapmaya kalkıp çakıldığı her durumda sufleleri FETÖ den almış olduğu ayan beyan ortada. Bunun örnekleri çoktur. FETÖ ye 'incitecek' bir söz söylediği yoktur. Adamların darbe yapmaya kalkmalarını bile, aynı onların söylemleriyle yokmuş gibi göstermeye çalışmış; suçu, darbeye maruz kalanlara yüklemeye uğraşmıştır.
 
Kılıçdaroğlu, parlatılmaya başladığı dönemlerde eline verilen dosyalarla epey AK Partili yıpratmış, istifalarına sebep olmuştur. O zamanlarda FETÖ cüler daha fazla AK Partinin içindeydiler. AK Parti bir kitle örgütü. Bir çuval ceviz, içinde çürüğü de vardı; hala da vardır elbet. Genel başkanı Erdoğan boşuna ha bire yenileme yapmıyor. Ne kadar temizlese kitle örgütlerinde mutlaka böyleleri bulunur. Çünkü o örgütler toplumun aynasıdır, onun yapısını yansıtır.
 
İşte o tarihlerde AK Partinin ıcığını cıcığını iyi bilen, dosyalarını tutan FETÖ kriptoları bu dosyaları Kılıçdaroğlu'na vermiş, onun 'zaferler' kazanmasını sağlamış, reytingini yükseltmişlerdir.Daha sonra bir dosya da zaafına yenik düşen Deniz Baykal hakkında patlatılmış, Kılıçdaroğlu da paraşütle partinin başına indirilmiştir. Zaten FETÖ nün, CIA in Türkiye şubesi gibi çalışan bir ajan örgüt olduğu 15 Temmuzdan sonra görmek istemeyen gözlere mertek olacak şekilde ortaya çıkmıştır. Üst düzey emniyet görevlilerinden olan bir FETÖ cü, 'Türkiye'den aşırdım' dediği sözde 'belgeleri', Zarrap davasında Türkiye aleyhine kullanılsın diye gidip FBI a satmış, onun koruması altına da girmiştir.
 
FETÖ cüler, Kılıçdaroğluna sunmaya alıştırdıkları bu tür 'belgeleri' temine devam edip onun eline tutuşturuyor, ekranların karşısına oturmasını sağlamaya devam ediyorlar. 17-25 Aralıkta böyle oldu; MAN Adasında da öyle oldu. Şimdi de bu iş... 'Dava aç ispat edeceğim... Tuhaf. 
Yalnız 17-25 aralığın vebali, Enis Berberoğlu'nun sırtına yüklenmiş, Can Dündar'ın ihbarı üzerine de Berberoğlu, Kılıçdaroğlu'nun yerine hapse girmiştir. Enis bey Can Dündar'a kendi kafasından gitmedi herhalde.
 
Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı döviz spekülatörleri ile 'insider trading' yapıyorsa bu, yasalarınıza göre suçtur ve halkımızın gözünde de gerçekliği ispat edildiği takdirde layıkıyla değerlendirilecektir. Bu halk, CHP lilerin iddia ettiği gibi 'koyun' değildir. Öyle olsa, gider suni biçimde parlatılmaya çalışılan CHP ve benzeri partileri seçer.
 
Bu işin sonunda da bir şey çıkmayacak. Zaten AK Parti, Kılıçdaroğlu'nun davetini reddetmemiş, dava açacağını ilan etmiştir. Kılıçdaroğlu'nun kazanma ihtimalini sıfır olarak görüyorum. HSK nun, Erdoğan'ın kontrolünde olduğunu bile bile bir insan ne diye 'dava açın ispat edeceğim' der ki? Nasıl olsa sonunda kaybedecek ve bu yüzden kaybettiğini öne sürmeyecek mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum