O İŞLER ÖYLE DEĞİL KIZIM
Firuz Türker

Firuz Türker

Araştırmacı Yazar

O İŞLER ÖYLE DEĞİL KIZIM

Ünlü sinema oyuncusu Lindsay Lohan Moskova'da dolaşırken Suriyeli bir mülteci aileye rastlıyor. Biraz sohbet ettikten sonra onlardan 'evlat edinmek' üzere çocuklarından birini istiyor. Aile bu isteğe karşı çıkıyor bunun üzerine tartışma başlıyor. Lindsay, sinirine hakim olamayıp aileye hakaretler ediyor ve onları insan kaçakçılığıyla suçluyor. Buna dayanamayan anne de Linsay'in yüzüne bir yumruk atıyor. Bunları nereden öğreniyoruz? Lindsay o sırada cep telefonu ile canlı yayında. Yumruğu yemesiyle telefon da yere düşüyor. İtiş kakış derken Lindsay'in bu kısa çekim filmi sonlanıyor.

Lohan, sinemada başarılı bir oyuncudur. Fakat sinemadaki başarısından çok uyuşturucu partisinde yakalandığı halinden konuşulmuştur. Lindsay Lohan bir uyuşturucu bağımlısı. Tedavi görüyor. Tedavisinin ne kadar başarılı olduğunu ve Lindsay'in bu bağımlılığı kırmak için ne kadar kararlı olduğunu bilmiyoruz. Şu anda o alışkanlığı sürdürüp sürdürmediğini de. Lindsay'in bu özel durumu bizi neden ilgilendiriyor? İyi bir anne olup olamayacağı ve bir çocuğu (hele kendisinin olmayan) ne kadar sahiplenip bakabileceği hakkında fikir verdiği için.

Lindsay, Ortadoğu'da gelişen olayları çoğu batılı gibi uzaktan izliyor ve kulaktan dolma bilgilerle, rastlarsa TV de gördükleriyle bilgileniyor. O, Angelina Jolie gibi konularla fazla ilgili değil. Jolie BM iyi niyet elçisidir. Mülteci kamplarını gezer, yerinden yurdundan edilmiş insanların dertlerini, sıkıntılarını kulaklarıyla dinler, onlarla hemhal olur. Ayrıca 7 yabancı çocuğu evlat edinmiştir. Onların içinde siyah derili olan da, uzak doğulu olan da var. Kendi çocukları da var. Onlara şefkatli bir anne gibi davranmakta, bunun tersi yönünde herhangi bir haber çıktığına rastlanmamış bulunmaktadır.

Lindsay tecrübesiz. Evlat edinmenin sokakta rastladığı aileden 'bir' çocuk istemekle olabileceğini sanıyor. Ona göre bunun manavdan pırasa satın almaktan pek farkı yok. Bu işin yasal prosedürleri olduğunu bilmiyor. Öyle acayip bir romantizmle bu işler olur sanıyor anlaşılan.

Benim takıldığım Lindsay'in tutumu değildir. Ne yazık ki batı kamuoyu ön Asya'da yaşanan insanlık dramına yabancıdır. Öyle sağlam bilgileri yok. Medyaları onları yeterince bilgilendirmiyor. Büyük ihtimalle yüzbinlerce insanın öldüğünü ve de hala ölmekte olduğunu bilmiyorlar. . Orada gelişmiş ülkelerin muhtemel bir dünya savaşı öncesi yeni nesil silahlarını deneyerek savaş provası yaptıklarından, kimyasal silahların dahi mazlum bir halk üzerinde test edildiğinden habersizler.Kafalarında sadece boğaz kesen turuncu elbiseli, yüzü kapalı o adam çakılı. Orada bir takım ilkel insanların birbirlerini öldürüp vakit geçirdiklerini sanıyorlar.

Hadi onlar uzak, tuzları kuru, o 'ilkel ve vahşi' insanların sorunlarına pek ilgi duymuyorlar. Öyle sokak ortasında rastlayıp isteyince, hele de ellerine üç beş kuruş sıkıştırınca çocuklarından birini alabileceklerini düşünüyorlar. İyi de bizdekiler hemen dibimizdeki bu insanlık dramını neden öyle her şeyden habersiz gibi izliyorlar? Suriyelilerin savaşı bahane edip gelişmiş ülkelere kapak atmaya çalıştıklarını düşünüyorlar? Onları ezilmesi gereken hamam böcekleri gibi görüyorlar? Neden Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu insanlara, yardım eli uzatmasının insani nedenlerden değil de dini ve mezhebi sebeplerden kaynaklandığını dillerine dolamışlar? Bu yüzden de onların ölümü çoktan hak ettikleri ve Esed'in desteklenmesi gerektiği ve de halkını bombalayarak doğru yaptığı sonucuna varıyorlar.
Sahi o turuncu elbiseli adama ne oldu; şimdi nerdedir ne işler yapıyor acaba?

YORUMLAR

  • 0 Yorum