ABDULLAH GÜL AÇIK OLMALIYDI?
Firuz Türker

Firuz Türker

Araştırmacı Yazar

ABDULLAH GÜL AÇIK OLMALIYDI?

Abdullah Gül, 'adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değildir' açıklaması yaptı. Gerekçe olarak da 'geniş bir mutabakatın olmadığı görülmüştür' dedi.

'Artık' dediğine göre demek ki 'adaylığı ile ilgili bir süreç' olmuş. Bu 'süreç' dışarıya sızdı. Spekülasyonlara yol açtı ve Gül, bunlar hakkında tek bir söz söylemedi. Durum böyle olunca herkes kendine göre yorum yaptı. Ben de Gül'ün söylediklerinden, söylemediği neler vardı diye düşüneceğim.

Karamollaoğlu (ama kendi fikri, ama bazılarının telkiniyle) Abdullah Gül'e gitmiş. 'Aday ol' demiş. O da 'geniş bir mutabakat olursa' (bunun anlamı tüm muhalefet beni desteklerse demek) 'üstüne düşeni yapacağını' söylemiş. Yani aday olacak. Karamollaoğlu bu öneriyi Kılıçdaroğlu'na ve Akşener'e taşıdı. Kılıçdaroğlu hemen atladı. 'Eşinin bile bilmediği' o çok önemli aday Gül'dü. 15 Milletvekilini de İYİ partiye, Akşener'i değil, Abdullah Gül'ü aday göstersinler diye yolladı. Neden Saadet'e değil de İYİ Partiye gönderdi onu bilemiyorum. Saadet'in 'dini', İYİ'nin 'laik' görüntüsünün CHP kamuoyu üzerindeki etkisini değerlendirmiş olmalıydı. Daha kuvvetli ihtimal ona, böyle yapmasının söylenmiş olmasıydı.

Ama Akşener bunu kabul etmedi. Kendisinin de aday olacağında ısrarlıydı. İkinci tura kalınır ve kendisi elenirse o zaman Gül'ü desteklerdi. Bunu da Gül kabul etmedi ve 'oyun' bozuldu.

Bir başka söylenti İbrahim Kalın ve Hulusi Akar'ın Gül'e yaptıkları 'ziyaretin' bu senaryoyu değiştirdiği yönünde olan. Bunu dillendirenler Gül'ün tehdit edildiğini ima etmek istiyorlar. Bu bana makul görünmüyor. Nasıl tehdit etti yani Hulusi Akar; 'seçilirsen darbe yapar seni indiririz' mi dedi. Böyle bir 'ziyaret' olduysa bile büyük ihtimalle Gül'e 'nasıl bir oyunun içinde olduğu' yönünde istihbari bilgiler aktarılmıştır. Bu senaryonun içinde FETÖ nün olmaması mümkün değil. FETÖ cülerin tüvitlerine bakın anlarsınız.

Her halükarda bütün bunlar kapalı kapılar ardında cereyan etti. Ortamı zehirleyen işte bu durumdu. Gül açık oynasaydı, işin başından ortaya çıkıp 'ben de adayım' destek arıyorum deseydi. Sonra da 'geniş bir mutabakatın olmadığı görülmüştür' noktasına gelip vaz geçtiğini açıklasaydı daha doğru olurdu. Açık yaraya kurt düşmez derler. Ama kapalı ortamda öyle değil. Nitekim de öyle olmuştur. Ortam her türlü spekülasyona açık hale gelmiştir. Bu da iyi niyetin pek de güçlü olmadığını gösterir.

Gül başka hangi hataları yaptı? Hadi cesaret edip baştan adaylığını açıklayamadı; peki söylentiler ortaya dökülünce çıkıp 'evet böyle bir durum var, yeterli desteği görürsem aday olurum' da diyemedi. Diyelim ki Erdoğan, 'Genel Kurmay başkanını gönderip' onu tehdit ettirdi. Bu durumda Gül, 27 Nisan muhtırasına karşı Erdoğan'ın gösterdiği tepkiyi de gösteremedi. Yani her şey başkaları tarafından pişirilip kotarılacak, tabağa konup Abdullah Gül'ün önüne getirilecek, o da bir zahmet yiyecek. Böyle, bırakın yeni sistemi, eski sistemin sadece temsil konumu olan cumhurbaşkanı bile olunmaz. Senin karşında, 15 Temmuzda kelleyi koltuğa almış, tüm uluslararası şer odaklarından, her türlü terör örgütüne kadar 'topunuz gelin' diyebilen, üstelik de 16 yıldır ülke yönetiminde birinci dereceden sorumlu görev yapmış bir siyasi rakip var.

Sonuçta yamuk bir proje düzgün gidemezdi ve çabuk çöktü. FETÖ nün bir umudu daha başarısızlıkla sonuçlandı. Kılıçdarolu, büyük bir çaresizlik ve açmaz içine düştü. Karamollaoğlu uğursuz bir çöpçatanlık pozisyonunda görüldü. Cumhur ittifakına neden sıcak bakmadığı da açığa çıkmış oldu. Bu süreçten en az yara ile çıkan bir tek Akşener'dir. O da, 15 vekili kabul etmek dışında başka yanlış bir tutum sergilemedi
Gül'e gelince, o da henüz seçime bile girmeden seçim kaybetmiş bir cumhurbaşkanı adayı olarak tarihe geçti.

YORUMLAR

  • 0 Yorum