istanbul escort

escort bayan

Sakın Şeytan ALLAH'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın?

BÎSMİLLAHİRRÂHMANİRRÂHÎM… ELHÂMDÛLİLLAHİ RABBÎL ÂLEMİN… Allah (C

Sakın Şeytan ALLAH'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın?

BÎSMİLLAHİRRÂHMANİRRÂHÎM… ELHÂMDÛLİLLAHİ RABBÎL ÂLEMİN… Allah (C

Sakın Şeytan ALLAH'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın?

BÎSMİLLAHİRRÂHMANİRRÂHÎM…

ELHÂMDÛLİLLAHİ RABBÎL ÂLEMİN…

Allah (C.C.)’ın yeryüzünde uyguladığı kanunlardan biri, İstidraç Kanunu’dur…

İstidraç, Allahû Teâlâ’nın sevmediği, râzı olmadığı kuluna, onun istediği her şeyi vermesi demektir!

“Bizim şu ayetlerimizi yalanlayanlar var ya! Hiç anlamadan onlar, istidraç yapacağız onlara! Onların vaktini uzatacağız.. Benim hesabım çok güçlüdür!” (A'RÂF)…

İstidraç dediğimiz şey; yani Allahû Teâlâ’nın râzı olmadığı kuluna nimet vermesi, ömür vermesi, keyif vermesi, her yerde güç vermesi, tuttuğu elinde altın olacak şekilde ticarette kazanç vermesi… bu yapı; “SE NESTEDRİCUHUM…” âyetinden kaynaklanıyor.. Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki: “Eğer! Adam günah işlediği halde, Allah hala ona istediğini veriyor görüyorsan, anla ki Allah (C.C.) ona istidraç yapıyor..”

Kerâmetin bir benzeri hatta aynı gibi görünen istidraç, kâfirlerin ya da takva, zühd, ihlâs…gibi esaslarla alâkası olmayan müslümanların eliyle gerçekleşen meşum, uğursuz bir fevkâladeliktir. Bu, Allah’ın istidraç sahiplerine daha fazla azıtıp sapıtmaları ve böylece helâk olmaları için, kurduğu bir tuzak “Mekr-i İlâhi”, nimet şeklinde gösterdiği bir musibettir… Aslen Mekr-i İlâhi; mekr yapanların mekrini bozmak suretiyle onlara mekrin kötülüğünü bildirmek ve bazılarının tevbelerine sebeb olmak yönünden iyidir.. “VE MEKERÛ VE MEKARALLÂHU, VALLÂHU HAYRUL MÂKİRÎNE!” (ÂLİ İMRÂN)…
İmam-ı Rabbâni Hazretleri de bu konuya değinmiş, şöyle ki: “Müslüman dahi olsa, Allah’ın emirlerinden, Ehli Sünnet itikadından kıl kadar ayrılan kimselerde görülen bütün haller ve zevkler istidraçtır.. Ferâset sahibi olmayan Müslümanların ilk bakışta istidraç sahiplerini tanımaları bir hayli zordur. Çünkü bunlar da kendilerine göre, namaz kılar, oruç tutar, Allah’ın yolunu ve dostlarını anlatır, teşvik ederler. Fakat genellikle her sözlerinin altında gizli bir “ben” düşüncesi, enaniyet yatar.. Tam mânâsıyla nefs ehlidirler. Bunlardan bazıları kendilerinin istidraç ehli olduğunu dahi bilmeyebilir, hatta kendilerini kerâmet sahibi veli zannedebilirler.. Bilen Söylemez, Söyleyen Bilmez… Kâmil Velîler, muhataplarının hâllerini, içlerinden geçirdiklerini Allah’ın izniyle bildikleri halde söylemezler. Büyük Velîler’in bile keşiflerine az da olsa şeytan müdahale edebilecekken, sıradan bir talibin rüya ve keşiflerine nasıl itibar edilebilir ki? Buradaki ölçüt; ilk sırada vicdanı dinlemek olmalıdır… Zirâ hakiki kerâmet sahibi bir kimse konuştuğu zaman talibin kalbinde, dünya sevgisi azalıp Allahû Teâlâ’nın sevgisi ve O’na olan bağlılığı artar…

EL-EN'ÂM SÛRESİ’NİN ŞU KIYMETLİ ÂYETLERİNDE EFENDİMİZ (S.A.V.)’E HİTAB EDEREK RABBİMİZ BUYURUYOR Kİ: “SENDEN ÖNCE DE BİZ MİLLETLERE PEYGAMBERLER GÖNDERDİK. SIKINTILAR VERDİK, MUSİBETLER VERDİK, AKILLANSINLAR DİYE! BİZDEN BİR BELÂ GELDİĞİ ZAMAN AKILLARINI BAŞLARINA ALSALARDI KEŞKE! AMA ONLARIN KALBLERİ KATILAŞTI! YAPTIKLARI İŞLERİ DE ŞEYTAN ONLARA ŞİRİN GÖSTERDİ. NE ZAMAN Kİ, O PEYGAMBERLERİN ANLATTIKLARINI UNUTTULAR; HER ŞEYİ AÇTIK ONLARA.. HER ŞEYİ AÇTIK! NİMET BOLLAŞINCA, TAM ZİRVEDE ŞIMARMAYA BAŞLADILAR.. TAMAM, HERŞEY BİZİM ZANNETTİLER! ANSIZIN YAKALADIK ONLARI! KARIŞIP KALDILAR! ZALİM BİR MİLLETİN KÖKÜNÜ BÖYLE KURUTTUK.. HAMD, RABBÛL ÂLEMİN OLAN ALLAH İÇİNDİR!”

Tüm bu kelâmları incelediğimizde… Allah (C.C.) peygamberini gönderiyor. Akıllanmasını bekliyor kullarının.. Akıllanmıyorlar! Akıllanmama nedeni, KALB KATILIĞI! Kalb katılığı; hem iman soğukluğu, hem de kaybolmuş insanlık demektir. Vicdansızlık.. Sonra şeytan, aman uyanırlar diye, harikaydı diye… görevini yapıp, nimetlere nankörlüğü bile güzel gösteriyor. Katı kalbli, insanlık ölmüş, iman yok..bakılıyor ki; artık bunların söz dinlemesi mümkün değil.. Ne oluyor? Her şey onların oluyor.. Bu noktada bir sualin cevabını verecek olursak;
ALLAH’IN NİMETLERİ;
ŞÜKRETMEYİ, DAHA ÇOK KULLUK YAPMAYI, DAHA İYİ İBADETLER YAPMAYI GETİRMESİ YERİNE; ŞIMARMAYI BERABERİNDE GETİRİYORSA…
ELİNDE NİMET BULAN DAHA VEFALI, DAHA İYİ MÜ’MİN OLMASI GEREKİRKEN; DAHA NANKÖR, DAHA ASİ OLUYORSA…
BUNUN ADI; İSTİDRAÇTIR!
Mü’min neye bakmalı o vâkit? Elindeki nimetlerin varlığı-yokluğuna değil; Allah’ın şeriatına uyumlu olup olmadığına bakmalı… EN EN ÖNEMLİSİ; ÖMER BİN HATTAB (R.A.) GİBİ KORKAN BİR YÜREK TAŞIMALI…
Tüm bunlardan kendimize hisse çıkaracak olursak;
Dün kuruşu olmayanların, bugün fabrikasının olmasının; iyi düşünülmesi gerektiğini söylemek isterim.. Dün zalimler bizi eziyor diyenlerin; bugün bir imza sahibi olduklarında ezen birisi olup olmadıklarına, Allah’a asi olacak işler yapıp yapmadıklarına dikkat etmeleri gerektiği kanaatindeyim..
RABBİM İSTİDRAC’A DÜŞMEDEN, ŞERİATINA GÖRE YAŞAYIP, BU HASSASLIKTA BİR ŞUURLA, İMAN HAYATI DOLDURMAYI HEPİMİZE NASİB ETSİN İNŞAALLAH…
HAMD, ÂLEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’ADIR! EN DOĞRUSUNU BİLEN, YÜCE ALLAH’DIR! RABBİM MAHÇUP ETMESİN…

YORUMLAR

  • 0 Yorum