<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>SAĞLIK</title>
                  <link>https://www.ulkepostasi.com/saglik</link>
                  <description>En güncel SAĞLIK Haberleri. Son dakika SAĞLIK haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>Mustafa Murat Karahan’dan Kan Bağışı Çağrısı: “KAN VER, CAN VER”</title>
                                <description><![CDATA[Ülke Postası İstihbarat Müdürü Karahan, Ankara Güvenpark Kızılay Kan Merkezi’nde bağış yaptı, deprem sonrası azalan kan bağışlarına dikkat çekti. Halk kan vermeye davet edildi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[HABER MERKEZİ - Ülke Postası İstihbarat Müdürü Mustafa Murat Karahan, Ankara Güvenpark Kızılay Kan Merkezi’nde kan bağışında bulundu. Karahan, yaptığı açıklamada, “Kimbilir hangi hastaya nasip olacak” diyerek kan bağışının önemine vurgu yaptı.

Karahan, asker, siyasetçi ve gazeteci kimliğinin bilinmesiyle birlikte sağlık çalışanlarının kendisine daha da özel ilgi gösterdiğini belirtti. “Güleryüz ve samimi davranışlarından dolayı doktor ve hemşirelerimize teşekkür ederim” dedi.

Deprem sonrası yaşanan zor süreçlerin ardından kan bağışlarında ciddi bir azalma olduğunu belirten Karahan, yetkililerle yapılan görüşmelerde bu durumun netleştiğini ifade etti. Bu kapsamda Ülke Postası olarak “KAN VER, CAN VER” sloganıyla halkı kan bağışına davet ettiklerini açıkladı.

Karahan’ın bu çağrısı, toplumda kan bağışına dikkat çekmek ve bağışların artmasına destek olmak amacıyla önemli bir farkındalık oluşturuyor.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2025/06/6862c606003d5_mustafa-murat-karahandan-kan-bagisi-cagrisi-kan-ver-can-ver.png</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2025/06/6862c606003d5_mustafa-murat-karahandan-kan-bagisi-cagrisi-kan-ver-can-ver.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2025/06/6862c606003d5_mustafa-murat-karahandan-kan-bagisi-cagrisi-kan-ver-can-ver.png"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2025/06/6862c606003d5_mustafa-murat-karahandan-kan-bagisi-cagrisi-kan-ver-can-ver.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/mustafa-murat-karahandan-kan-bagisi-cagrisi-kan-ver-can-ver-37801</link>
                                <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 20:10:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı olduğunu belirten uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini söyledi.

Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türlerinden tetikleyicilerine, tedavi seçeneklerinden ne zaman doktora başvurulması gerektiğine kadar önemli bilgiler paylaştı.

Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin primer baş ağrıları arasında yer alan, kendine özgü özellikleri bulunan bir hastalık olduğunu belirterek, migrenin genellikle tek taraflı, zonklayıcı karakterde ve nabız atışı şeklinde hissedildiğini ifade etti. Uzman Dr. Şalçini, ataklara sıklıkla ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusmanın eşlik ettiğini dile getirdi. Fiziksel aktivitenin migren ağrısını artırdığını vurgulayan Dr. Şalçini, merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek ya da zorlanmanın ağrıyı şiddetlendirdiğini belirtti. Migren ağrısının çoğu zaman 10 üzerinden 7–8 şiddetinde olduğunu kaydetti.

Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki temel tipi bulunduğunu aktaran Dr. Şalçini, auralı migrende baş ağrısından önce görsel belirtilerin ortaya çıktığını söyledi. Görme alanında ışık çakmaları, zikzaklı çizgiler, bulanıklık ve parlamaların en sık görülen aura belirtileri olduğunu belirten Şalçini, bu belirtilerin genellikle baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başladığını ifade etti.

Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiye göre değiştiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, parlak ışıklar, keskin kokular, çikolata, mayalı içecekler, lodos, deterjanlar, parfümler ve klima ortamlarının sık görülen tetikleyiciler arasında yer aldığını söyledi. Hastaların kendi tetikleyicilerini tanımasının tedavide büyük önem taşıdığını vurguladı.

Aşırı ağrı kesici kullanımının da ayrı bir baş ağrısı türüne yol açabileceğini belirten Dr. Şalçini, ayda 10–15 günden fazla ağrı kesici kullanan kişilerde “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” gelişebileceğini ifade etti. Bu durumun tanı ve tedavi sürecini zorlaştırdığını dile getirdi.

Migrenin bazı kişilerde ömür boyu sürebildiğini, bazı kişilerde ise zamanla kaybolabildiğini belirten Dr. Şalçini, tedavide atak tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki temel yaklaşım bulunduğunu söyledi. Koruyucu tedavinin amacının atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak olduğunu kaydetti. Ayda 3–4’ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişilerin mutlaka doktora başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Şalçini, özellikle ilk kez ortaya çıkan, 50 yaş sonrası başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen ya da nörolojik belirtilerle seyreden baş ağrılarının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyon tedavileri, akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı seçeneklerin bulunduğunu belirterek, hasta-hekim iş birliğinin ve doğru bilgilendirmenin tedavi başarısını artırdığını söyledi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisi-na-donusebilir-1768113865-128_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisi-na-donusebilir-1768113865-128_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisi-na-donusebilir-1768113865-128_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisi-na-donusebilir-1768113865-128_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisina-donusebilir-40249</link>
                                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Yaşlanma bağışıklı zayıflatıyor!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dâhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini belirtiyor..

Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanmayla birlikte bağışıklık sisteminin zayıfladığını belirterek, dengeli beslenme ve bilinçli vitamin kullanımının bu süreci yavaşlatabileceğini söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte toplumun yaş ortalamasının arttığını belirten Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinin bağışıklık sistemi üzerinde önemli değişikliklere yol açtığını ifade etti. Atamer, bağışıklık fonksiyonlarındaki azalma nedeniyle enfeksiyonlar, kanser ve otoimmün hastalıkların ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü vurguladı.

Yaşlanmanın doğal bir süreç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atamer, zamanla vücudun çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinin azaldığını, bunun da organ sistemlerinde fonksiyon kaybına yol açtığını söyledi. Bu değişimlerin genetik yapı, yaşam tarzı ve mevcut hastalıklara bağlı olarak kişiden kişiye farklı hızlarda geliştiğini belirtti.

Beslenmenin bağışıklık sistemini korumada kritik rol oynadığını ifade eden Atamer, Omega-3, B12 vitamini, D vitamini, kalsiyum ve demir eksikliklerinin bağışıklığı zayıflattığını kaydetti. İleri yaşlarda tam tahıllar, yeterli protein, sebze ve meyve tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Vitamin takviyelerinin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, “Fazla vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez, aksine vücuda zarar verebilir. Takviyeler mutlaka hekim önerisi ve tetkik sonuçlarına göre alınmalı” dedi. Kronik hastalığı olan bireylerde beslenmenin daha da önem kazandığını belirten Atamer, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi, sigara ve alkolden uzak durmanın sağlıklı yaşlanmanın temel unsurları olduğunu sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/yaslanma-bagisikli-zayiflatiyor-1768213555-111_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/yaslanma-bagisikli-zayiflatiyor-1768213555-111_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/yaslanma-bagisikli-zayiflatiyor-1768213555-111_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/yaslanma-bagisikli-zayiflatiyor-1768213555-111_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/yaslanma-bagisikli-zayiflatiyor-40264</link>
                                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kış yorgunluğunda beslenme faktörü</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[KTO Karatay Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, serotonin-melatonin döngüsünün ışık ve besinlerle ilişkili olduğunu belirterek, triptofan içeren gıdalar, B6 vitamini, magnezyum ve karbonhidratlar bu hormonların üretimi için önemli olduğunu söyledi.

Kış aylarında artan yorgunluk, isteksizlik ya da uykuya dalmakta zorlanma gibi şikâyetler, çoğu zaman “uykusuzluk” olarak değerlendirilebiliyor.

Bu durumun arkasında daha derin bir biyolojik denge, serotonin-melatonin döngüsüyer alıyor. KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudun biyolojik saatinin değiştiğini belirterek şunları kaydetti: “Gün ışığının azalmasıyla birlikte vücudumuzun biyolojik saati şaşar. Uyku-uyanıklık ritmini düzenleyen melatonin hormonunun üretimi karanlıkta artarken, serotonin yani “mutluluk hormonu” düzeyleri ışığa bağlı olarak düşer. Bu nedenle kış aylarında hem uyku düzeni bozulabilir hem de enerji seviyesi düşebilir.”

 

“ÖĞÜNLERİN YETERSİZ OLMASI, YORGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDENDİR”

Serotonin ve melatonin üretiminin, ışığın yanı sıra besinlere de bağlantılı olduğunu söyleyen Ünüsan; “Özellikle triptofan içeren gıdalar, (yumurta, süt, hindi, yulaf) B6 vitamini kaynakları, (muz, patates, balık) magnezyum, (kabak çekirdeği, kakao, badem) kompleks karbonhidratlar, (tam tahıllar, kuru baklagiller) bu hormonların sentezinde kritik rol oynar. Yani yorgunluğunuz, sadece uyku eksikliğinden değil, bu döngüyü destekleyen öğünlerin yetersiz olmasından da kaynaklanabilir” şeklinde konuştu.

“YORGUNLUK HİSSİ, BİYOLOJİK RİTMİN GÖNDERDİĞİ BİR MESAJDIR”

Yorgunluk hissinin, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesaj olduğunu belirten Ünüsan; “Kış döneminde sabah saatlerinde gün ışığına çıkmak, akşam saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak melatonin sentezini destekler. Bedeninizi, mevsime uygun yaşamakta özgür bırakın. Biraz daha erken uyumak, daha az uyarana maruz kalmak ve öğünleri mevsimsel gıdalara göre düzenlemek, bu dönemde en etkili yenilenme adımlarıdır. Yorgunluk hissi, biyolojik ritmin gönderdiği bir mesajdır. Bedeninizin kışa göre ayarlandığını fark edin; bu döngüyü doğru beslenme, yeterli ışık ve düzenli uyku ile destekleyin” diyerek yorgunluk hissinin azaltılmasında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-1768372360-568_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-1768372360-568_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-1768372360-568_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-1768372360-568_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/kis-yorgunlugunda-beslenme-faktoru-40308</link>
                                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait!  Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi. Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu. İlk adım yeterli su tüketimi!  Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti: “Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.” Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli!  Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi. Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu. Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli!  Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı. Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi: “C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.” Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor!  Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi. Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı. Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz!  Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı: “Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz. 1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz. Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.” 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-4697.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-4697.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-4697.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-4697.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-40374</link>
                                <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 11:47:10 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Uzmanı uyardı: '50 yaş üzeri herkes kan sulandırıcı kullanmalı' düşüncesi yanlış</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, bilinçsiz kan sulandırıcı kullanımının ciddi kanama risklerine yol açabileceğini belirterek, bu ilaçların mutlaka hekim kararıyla kullanılması gerektiğini vurguladı.

Son yıllarda sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalıkları genç yaşlara kadar inerken, toplumda kan sulandırıcı ilaçların bilinçsiz kullanımı da önemli bir risk unsuru haline geldi.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, özellikle 50 yaş üzerindeki herkesin kan sulandırıcı kullanması gerektiği yönündeki yaygın inanışın yanlış olduğuna dikkat çekti.

Doç. Dr. Erdal, kan sulandırıcı kullanımının yaşa göre değil; kişinin mevcut hastalıkları, risk faktörleri, yaşam tarzı ve yapılan tetkik sonuçlarına göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Orta ve yüksek kardiyovasküler riske sahip bireylerde ileri tetkiklerle karar verildiğini belirten Erdal, gereksiz kullanımın mide ve beyin kanaması gibi ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Kan sulandırıcıların, kalp krizi ve beyne pıhtı atma riskini azalttığını ancak yalnızca doğru hastada fayda sağladığını vurgulayan Erdal, düşük riskli bireylerde zararının faydasından fazla olabileceğini dile getirdi. Kalp hastalığı olmayan ancak risk faktörü taşıyan bireyler için en etkili koruyucu yaklaşımın sağlıklı yaşam olduğunu belirten Erdal; sigaranın bırakılması, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve tansiyon ile şekerin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bazı kan sulandırıcı ilaçların besinler ve ağrı kesicilerle etkileşime girebildiğini de hatırlatan Erdal, özellikle kontrolsüz ağrı kesici kullanımının kanama riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Toplumda en sık yapılan hatanın, doktor görüşü almadan eş-dost tavsiyesi ya da internet bilgileriyle kan sulandırıcı kullanmak olduğunu belirten Doç. Dr. Erdal, “Bu ilaçlar masum değil. Hayati riskler doğurabilir. Kararı mutlaka hekim vermelidir” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/uzmani-uyardi-50-yas-uzeri-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-dusuncesi-yanlis-1768897040-32_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/uzmani-uyardi-50-yas-uzeri-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-dusuncesi-yanlis-1768897040-32_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/uzmani-uyardi-50-yas-uzeri-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-dusuncesi-yanlis-1768897040-32_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/uzmani-uyardi-50-yas-uzeri-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-dusuncesi-yanlis-1768897040-32_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/uzmani-uyardi-50-yas-uzeri-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-dusuncesi-yanlis-40421</link>
                                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tükenmişlik yaşıyor!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin omurgasını oluşturan çalışanlar, artan iş yükü, personel eksikliği, belirsiz görev tanımları ve uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya. SAHİM-SEN, çalışanların yaşadığı sorunlara karşı sürdürülebilirlik açısından acil adımlar atılmasını istiyor.

İSTANBUL (İGFA) - Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler, ağır çalışma koşulları altında kamu hizmetini sürdürmeye çalışıyor. Uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları, çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıyor.

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, özellikle çocuk evleri ve huzurevlerinde personel eksikliği nedeniyle fazla mesainin artık rutin hale geldiğini vurguladı. Akarken, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında da çalışanlarımız sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Yetersiz kadrolarla uzun saatler çalışmak hem çalışanı hem de hizmet kalitesini zedeliyor” dedi.

 

Sağlık Bakanlığı’nda görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Akarken, bu durumun sahada karmaşaya yol açtığını belirtti. Görev tanımlarındaki belirsizliklerin hem çalışanı yıprattığını hem de hizmet aksaklıklarına neden olduğunu ifade eden Akarken, yardımcı hizmetler sınıfı personelin yıllardır hak ettiği sınıf değişikliği ve ek ödemelerin de beklediğini kaydetti.

Artan iş yükü ve yetersiz istihdamın çalışanları tükenmişlik noktasına getirdiğini söyleyen Akarken, şiddet vakalarının da sorunu derinleştirdiğini belirterek, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker.” dedi. Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğunu hatırlatan Akarken, bu sürecin insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti. Eski askeri tabip, astsubay ve sivil personelin iade-i itibarlarının sağlanmasının ve haklarının teslim edilmesinin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

Akarken, sözlerini; "Devletimiz büyük, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmet; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmeli, yetkililer kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmelidir.” çağrısıyla noktaladı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-tukenmislik-yasiyor-1769771029-242_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-tukenmislik-yasiyor-1769771029-242_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-tukenmislik-yasiyor-1769771029-242_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/01/saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-tukenmislik-yasiyor-1769771029-242_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/saglik-ve-sosyal-hizmet-calisanlari-tukenmislik-yasiyor-40585</link>
                                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Epilepsi anne olmaya engel değil</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Epilepsi hastası kadınların anne olamayacağı yönündeki yaygın yanlış inanışlara dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, epilepsinin sağlıklı bir gebeliğe engel olmadığını vurguladı.

Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Kuzukıran, doğru tedavi ve düzenli takiple epilepsisi olan kadınların büyük çoğunluğunun sağlıklı bebekler dünyaya getirebildiğini ifade etti.

Gebelik sürecinde epilepsi tedavisinin kesinlikle kesilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Nuray Kuzukıran, ilaçların hekim kontrolü dışında değiştirilmesinin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekti.

Kuzukıran, “Gebelikte epilepsi tedavisinin kendi kendine bırakılması ya da dozlarının değiştirilmesi son derece sakıncalıdır. Kontrolsüz nöbetler, hem anne hem de bebek için kullanılan ilaçlardan çok daha büyük tehlike oluşturur” dedi.

Sağlıklı bir gebelik süreci için disiplinler arası takibin önemine işaret eden Kuzukıran, gebeliğin mutlaka nöroloji ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının iş birliğiyle planlanması gerektiğini vurguladı.

İlaçların düzenli kullanılmasının, dozların doktor kontrolünde ayarlanmasının ve folik asit desteğinin ihmal edilmemesinin kritik olduğunu belirten Kuzukıran, düzenli kontrollerin de gebelik sürecinin güvenli ilerlemesinde belirleyici rol oynadığını söyledi.

Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Doğru bilgi, doğru takip ve yeterli destekle epilepsi ile sağlıklı bir gebelik mümkündür. Önemli olan korkularla değil, bilimsel verilerle hareket etmektir” ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/02/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-1771057507-133_large.webp</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/02/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-1771057507-133_large.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/02/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-1771057507-133_large.webp"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2026/02/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-1771057507-133_large.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-40739</link>
                                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>