<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>KÜLTÜR SANAT</title>
                  <link>https://www.ulkepostasi.com/kultur-sanat</link>
                  <description>En güncel KÜLTÜR SANAT Haberleri. Son dakika KÜLTÜR SANAT haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>“KİM”DİR Ayla?</title>
                                <description><![CDATA[Kore Savaşı’nda yer alan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin başından geçen gerçek hikâyeden esinlenilerek beyazperde'ye aktarılan ‘Ayla’ filmi Türkiye’nin Yabancı Film dalında Oscar adayı… İkinc]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kore Savaşı’nda yer alan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin başından geçen gerçek hikâyeden esinlenilerek beyazperde'ye aktarılan ‘Ayla’ filmi Türkiye’nin Yabancı Film dalında Oscar adayı…İkinci Dünya Savaşından sonra, 1950 yılında Güney ve Kuzey Kore arasında patlak veren iç savaşta yer alan Süleyman Astsubay, savaş meydanında 5 yaşındaki Koreli yetim bir kız bulur.Nereye gideceğini bilmeyen küçük kızın hamisi olan Süleyman Astsubay, ona “Ayla” ismini verir. Bir anda Türk birliğinin maskotu ve neşesi haline gelir. Kısa süre içinde baba-kız gibi olurlar. Bu birliktelik tam 15 ay sürer ve en nihayetinde birliğin Kore’den ayrılma vakti gelir. Ayla'yı bırakmak istemeyen Süleyman Astsubay, Kore kanunlarını aşmakta zorlanır ve Ayla ile vedalaşmak üzere son kez bir araya geldiklerinde yine ve yeniden kavuşmak üzere birbirlerine söz verirler. Ayla, yetimhaneye teslim edilirken, Süleyman Astsubay ise Türkiye’ye döner.Senaryosunu ünlü senarist Yiğit Güralp'in yazdığı, yönetmenliğini reklam filmlerinden tanıdığımız Can Ulkay’ın, müziklerini ise Fahir Atakoğlu’nun yaptığı filmin başrollerini Çetin Tekindor, Taner Birsel, İsmail Hacıoğlu ve Ali Atay üstlenirken; Duygu Yetiş, Büşra Develi, Erkan Petekkaya, Esra Dermancıoğlu, Damla Sönmez, Altan Erkekli, Sinem Öztürk Uslu gibi önemli oyuncuların yer aldığı filmde; Ayla karakterine küçük yıldız Kim Seol hayat veriyor.Dünyanın öbür ucunda, anne ve babasını kaybetmiş küçük bir kız çocuğunun, Türkleri, Güney Korelileri ve Amerikalıları aynı duygu çemberinde buluşturan; savaşın acı koşullarında, ismi gibi ay yüzlü Ayla ile ay yıldızlı bir askerin tarihe mal olmuş 65 yıllık hikâyesinin anlatıldığı filmin kahramanlarından; Koreli Eunja Kim, galadan sonra rahatsızlanarak Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan manevi babası Kore Gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği'ni ziyareti sırasında gözyaşlarına hâkim olamadı."Kim, hastane odasına girer girmez manevi babasının ellerine sarılınca manevi babasının tepki verdiğine şahitlik edenler; “Şimdiye kadar hiç tepki vermiyordu, demek ki, evladının gelişini hissetti” dediler.Küçük yaşlarda önce gerçek anne-babasından, daha sonra da manevi babası Süleyman Astsubaydan ayrılan Koreli Kim, ‘ömrünü hep onu özleyerek geçirdiğini, ilk fırsatta bir ziyaret gerçekleştirerek bu hasrete son vermek istediğini’ söylemişti.Manevi babasının ayakları dibine diz kırıp oturan küçük Ayla’yı (Eunja Kim) gösterdiği vefa için onu ayakta alkışlıyoruz.Ayla’nın manevi babası Kore Gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği'ne ise Cenab-ı Allah’tan şifa diliyoruz… Bir alkış da film ekibine gelsin…Ömer Faruk Arlı]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2017/11/K%C4%B0MD%C4%B0R-Ayla.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2017/11/K%C4%B0MD%C4%B0R-Ayla.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2017/11/K%C4%B0MD%C4%B0R-Ayla.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2017/11/K%C4%B0MD%C4%B0R-Ayla.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/kimdir-ayla-30527</link>
                                <pubDate>Tue, 21 Nov 2017 16:57:15 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BİTLİS'TE BEŞ MİNARE?</title>
                                <description><![CDATA[Gazeteci Yazar ŞAHİN ŞİMŞEK / Ülke Postası 7000 Yıllık bir kadim şehir olan BİTLİS ilimiz doğu ana dolu da evliyalar şehri olarak çok ünlenmiş bir ilimizdir]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Gazeteci Yazar ŞAHİN ŞİMŞEK / Ülke Postası

7000 Yıllık bir kadim şehir olan BİTLİS ilimiz doğu ana dolu da evliyalar şehri olarak çok ünlenmiş bir ilimizdir. İki gün önce Maltepe sahilinde Bitlis tanıtım günleri vardı bende katıldım. Bir gazeteci ve yazar olarak izledim,  gezdim, dolaştım bir çok hemşehrimizle hasbihal etme fırsatını buldum. Bu etkinliği yapan arkadaşların hepsine evvela teşekkürlerimi ilettim. Çünkü sebebine gelince BİTLİS benim doğup büyüdüm çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği memleketim olma hasebiyle sık sık gidemediğimden dolayı bir nevi BİTLİS ilimizin gerek kültürüyle gerek doğal ürünleriyle ( bal,ceviz, büryan.pekmez, ayran aşı, ciğer taplaması, glorik, lor peyniri ) yüzlerce çeşit yöremize has ürünlerimizi ayağımıza kadar getirmişlerdi. Hele dünya şampiyonluğu kazanmış folklor ekibinin gösterileri, bir çok sanatçıların sahne performansı izlemeye değerdi.

BİTLİS gerçekten çok kadim bir şehir olduğunu hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bitlis te bir çok tarihi eser mevcuttur. Bunlardan en meşhur olan BİTLİS KALESİ gezmeye görmeye değer bir eserdir. Bunun yanısıra AHLAT SELÇUKLU MEZARLIĞI bir başka güzel,tarihi hamamları, hanları, medreseleri, camiileri, türbeleri, kervan sarayları, köprüleri, kaplıcaları hepsinin ayrı ayrı birer hikayeleri ve güzellikleri var. Bütün bunlardan bahsetmeye kalksam 10'lar ca ciltlik ansiklopedi olur. En akılda kalan insanlarımızın BİTLİS dediklerinde ilk aklına gelen BİTLİS'TE BEŞ MİNARE türküsü, bende türkülere konu olan ve herkes tarafından keyifle dinlenen bu türkünün hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

1916 yıllarında Anadolu düşman işgali altında !... Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu. Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi.  Ele geçirdikleri yerlerden birisi de BİTLİS’ idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi. Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Bitlis’e gelen Rus askerleri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor, şehri harabe haline getiriyorlardı. Savaş sona erdi... Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi... Düşman Anadolu dan çekildi. Çekilmesine çekildi de ama arkasına kocaman bir yıkım ve enkaz bıraktı.
İşte beş minarenin hikayesi de tam olarak burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı. Uzun bir yol gittikten sonra şehrin hemen yakınındaki Dideban Dağına vardılar. Şehir uzaktan harabeyi andırıyordu. Baba oğluna dönerek oğul şehrimiz viran olmuş talan olmuş her taraf yanmış kül olmuş diyerek yere çöker, ve oğluna dönerek hele oğul sen var git şehre, bi bak bakalım yaşayan var mı bi kontrol et gel. Benim dizlerim tutmuyor der ve oğlunu şehre gönderir. Oğlu şehre gider ve şehri kontrol edip dönerken uzaktan bağırmaya başlar: ”LAOV LAOV BABO BABO Şehir de hiç kimse sağ kalmamış hepsi ölmüş yada göç etmiş, sadece beş tane minare kalmış.”Bunu duyan baba kederlenir umutla döndüğü memleketinin bu haline dayanamaz ve o meşhur BİTLİSTE BEŞ MİNARE ağıtını yanık yüreğiyle söylemeye başlar…

Bitlis'te beş minare
Beri gel oğlan beri gel
Yüreğim dolu yare
Beri gel oğlan beri gel

isterem yanen gelem
Beri gel oğlan beri gel
Cebimde yok on pare
Beri gel oğlan beri gel

Tüfengim dolu saçma
Beri gel oğlan beri gel
Vururum benden kaçma
Beri gel oğlan beri gel

Doksan dokuz yarem var
Beri gel oğlan beri gel
Bir yare de sen açma
Beri gel oğlan beri gel

Evet meşhur bitliste beş minare türkümüzün hikayesi işte böylelikle 1916 yılından beri dilden dile dolaşarak ta bu günümüze kadar ulaştı.Rabbim bir daha güzel vatanımızın hiç bir metre karesinde savaş yıkımları, deprem yıkımları, afet yıkımları yaşatmasın.

GÜZEL YURDUMUN HER ŞEHRİ AYRI BİR GÜZELDİR.
SADECE KIYMETİNİ BİLENLERDEN OLALIM YETER!...

Gazeteci Yazar ŞAHİN ŞİMŞEK / Ülke Postası]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2021/03/bitlis-te-bes-minare.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2021/03/bitlis-te-bes-minare.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2021/03/bitlis-te-bes-minare.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2021/03/bitlis-te-bes-minare.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/bitliste-bes-minare-31057</link>
                                <pubDate>Mon, 04 Dec 2017 22:38:25 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Demir Kilise bizim kültür mirasımızdır.?</title>
                                <description><![CDATA[Bulgarlar ve dolayısıyla ortodoks Hırıstiyanların bir bölümü, atalarımızın mirası vatan bakiyesinin efradıdır...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Eğer yeniden, en azından kendi bölgesinde egemen bir devlet haline dönüşme hayali kuruyorsak,

Bölgede yaşayan halkların tamamıyla evveliyatı asırlar öncesine dayanan kardeşlik hukukumuzu gözetmekle mükellefiz.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/demir-kilise-bizim-kultur-mirasimizdir.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/demir-kilise-bizim-kultur-mirasimizdir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/demir-kilise-bizim-kultur-mirasimizdir.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/demir-kilise-bizim-kultur-mirasimizdir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/demir-kilise-bizim-kultur-mirasimizdir-31554</link>
                                <pubDate>Sun, 07 Jan 2018 20:54:22 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Medeniyet şairi Yahya Kemal sohbet kültünün zirvesidir?</title>
                                <description><![CDATA[Öğrenmesini öğrenme yolunda, sohbetler güneş gibidirler, herkese ışık saçarlar, yağmur gibidirler, dinleyenlere canlılık kazandırırlar....]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kültürel ve ekonomik boyutlarıyla, hayatı yaşanır kılmak için, insanın gönül dünyasıyla birlikte akıl dünyasının da zenginleştirilmesi gerekir.Öğrenmesini öğrenmek için insanın aklı hem başında hem de gönlünde olmalıdır.Öğrenmesini öğrenenler için sohbetin yeri,yaşı ve zamanı yoktur.Sohbette öğretirken öğrenilir,öğrenirken
öğretilir.İnsanlar kitaplardan daha çok sohbetlerden öğrenirler.

Sohbetin özü, bilgiyi bilgeliğe, bilgeliği bilgiye dönüştürmek için, karşılıklı iletişim ve etkileşim içinde öğrenmesini öğrenmektir. Sohbet halkalarına katılanlar hem öğreten, hem de öğrenen olurlar. Onlar öğretirken öğrenirler, öğrenirken öğretirler. Sohbetlerde konuşanların bilgileriyle birlikte davranışları da dinleyenlere aktarılır. Sohbetlerle ortak akıl ve ortak değerler, yeni boyutlar kazanarak zenginleşirler.

Sohbetlerde katılımcılar dinlemesini öğrendikleri gibi, konuşmasını da öğrenirler. Sohbetlerle herkesin bilgisi ortaya dökülür, katılanlar yüzlerce yıl yaşamış gibi, birikim sahibi olurlar. Katılımcılar, kırk saat dinlemeden bir saat konuşulmayacağını bilirler. Onlar dinlemekten yorulmadıkları gibi, konuşmaktan da yorulmazlar. Sohbetin gücü ve etkisi, ümitsizlik ve karamsarlık bulutlarını dağıtmasından kaynaklanır.

Sohbet denilince akla hemen Yahya Kemal gelir. Onun sohbet halkasında, Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Mustafa İnan, Prof. Dr. Vehbi Eralp, Prof. Dr. Cahit Tanyol, Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken ve Prof. Dr. Mustafa Şekip Tunç gibi, Cumhuriyet döneminin önde gelen aydınları yer almıştır. Onlar Türklerin Anadolu'daki bin yıllık tarihlerini Yahya Kemal'den dinlemişler, bin yıl yaşamışcasına bilgelik kazanmışlardır.

Öğrenmesini öğrenme yolunda, sohbetler güneş gibidirler, herkese ışık saçarlar, yağmur gibidirler, dinleyenlere canlılık kazandırırlar.

Sohbette konuşan, dinleyenin okunan kitabı, yazılan defteri ve yazan kalemi olur.

Öğrenen ile öğreten sohbette özdeşleşir.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/medeniyet-sairi-yahya-kemal-sohbet-kultunun-zirvesidir.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/medeniyet-sairi-yahya-kemal-sohbet-kultunun-zirvesidir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/medeniyet-sairi-yahya-kemal-sohbet-kultunun-zirvesidir.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/medeniyet-sairi-yahya-kemal-sohbet-kultunun-zirvesidir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/medeniyet-sairi-yahya-kemal-sohbet-kultunun-zirvesidir-31590</link>
                                <pubDate>Mon, 15 Jan 2018 20:33:47 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>REİS...!</title>
                                <description><![CDATA[Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yazılan en güzel şiir...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[
AL BAYRAK dalgalanır, destan silinmez..
nice şehit verdik.. ismi bilinmez..
EZANLAR okunur, müezzin inmez..
Ümitlenme boş yere, domuz sürüsü..

Bu MİLLET can verirde, size eğilmez...
Nene hatun ölmedi, biz buradayız..
Her an tetikteyiz, her an daĝdayız..
beş vakit secdedeyiz, hep duadayız..

Canımızı verirde, teslim olmayız...
Bu bir diriliştir, komutan REİS...
Söz konusu vatansa, bilmeyiz beis..
Kimler TÜRKİYE üstüne oynarsa bahis..

Ekin biçer. Gibi kelle biçeriz...
ERDOĞAN yalnız değil..
bunu biliniz..
Onu anlamaya yetmez ilminiz..

90 yıldır oynadı, aynı filminiz..
Artık sahne bizim..
Dün menderes idik, bu gün ERDOĞANIZ..
Sizler ERMENİSTANSINIZ, İSRAILSINIZ..

Bir BAYRAK düşün ki kanla yıkanmış..
Bir asırdır ecdadın önü tıkanmış..
Kahraman bildiklerimiz..
meğer düşmanmış...
bu gün kutlu gündür, MİLLET uyanmış..

Yazan: (ŞENAY TEK)]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/reis.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/reis.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/reis.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/01/reis.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/reis-31594</link>
                                <pubDate>Tue, 16 Jan 2018 18:11:07 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DİZİLERİN MESAJLARI</title>
                                <description><![CDATA[İzlediğimiz dizilerin yaşantımıza verdiği mesajlar..]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.

2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.

3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.

4- Hiçbir dizide cami, hoca, ezan sesi, minare, tesettür, dini semboller olmamalı

5- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.

6- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.

7- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.

8- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı

9- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.

10- Anneler hep despot olmalı, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.

11- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının kuyusunu kazmalı

12- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken hep cömert olunmalı

13- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.

14- Dini konular hiç konuşulmamalı, deist bir yaklaşım sergilenmeli.

15- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı başına buyruk hareket etmeli ve kız meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.

İşte dizilerin rolü kısaca budur.
Bireyselleştir.
Yalnızlığa it.
Kimseye güvenmesin.
Aile sıkıntıdır.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/dizilerin-mesajlari.png</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/dizilerin-mesajlari.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/dizilerin-mesajlari.png"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/dizilerin-mesajlari.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/dizilerin-mesajlari-31730</link>
                                <pubDate>Tue, 20 Feb 2018 22:12:58 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kut'ül Amare Değerlendirmesi?</title>
                                <description><![CDATA[Bu kadarına da pes diyorum artık pes, adamlar aklımızla alay ediyor, bu milleti salak yerine koyuyorlar, hem de devlet kanalı TRT'de...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kut'ül Amare dizisinin ilk bölümü ve dünkü bölümü arasındaki değerlendirme, yahu bu diziye feto şeytanlığı karışmış sanki, arka fonda sinsice supliminal mesajlar içeriyor, ilk bölümünde biri erkek bir kadın iki İngiliz ajanı, onlarca Osmanlı askerinin elinden "kahramanca" bir mücadele ile kaçıp kurtuldular, orada Osmanlı askerleri o denli beceriksiz resmedilmişlerdi ki tepki göstermemek elde değil, İngiliz ajan tavuk öldürür gibi Osmanlı neferi öldürüyor.

[related-post=105, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

[related-post=62, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

 

Dünkü bölümde aynen birinci bölümdeki gibi kendini tekrar etti, yine aynı ajan onlarca Osmanlı neferinin içinden "çok başarılı" bir şekilde kaçtı, üstelik bu kez askerlerin başında Süleyman Askeri gibi bir komutan vardı (Not baş rolde oynuyor) bu yetmezmiş gibi bu bölümde Arap aşiret liderleri İngilizle işbirliği yapan "HAİNLER" olarak gösterildi. Aynen tipik ittihatçı söylemlerde olduğu gibi, dizinin gerçek "KAHRAMANI" ise sanki İngiliz ajanı.

Bu Konuda sizin değerlendirmenizide beklerim...]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/kut-ul-amare-degerlendirmesi.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/kut-ul-amare-degerlendirmesi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/kut-ul-amare-degerlendirmesi.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/02/kut-ul-amare-degerlendirmesi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/kutul-amare-degerlendirmesi-31737</link>
                                <pubDate>Fri, 23 Feb 2018 19:07:52 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sadık Gürbüz Ankara'da!</title>
                                <description><![CDATA[Halk müziğimizin yaşayan en önemli temsilcilerinden usta sanatçı Sadık Gürbüz uzun bir aranın ardından Ankaralı müzikseverlerle buluşuyor...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Halk müziğimizin yaşayan en önemli temsilcilerinden usta sanatçı Sadık Gürbüz uzun bir aranın ardından Ankaralı müzikseverlerle buluşuyor. Genç neslin “Kardeş Payı” dizisinin “Şerif Abi”si olarak tanıdığı sanatçı, 21 Mart Çarşamba akşamı saat 20:00’de Ankara Sanat Tiyatrosu’nun muhteşem akustiğinde vereceği konser ile kaçırılmaz bir geceye imza atıyor. Atölye Kültür Sanat organizasyonu ve Yeni Yeni Şeyler medya sponsorluğunda gerçekleşecek olan konserin biletleri Biletix üzerinden temin edilebiliyor.
 
1974 yılından beri profesyonel olarak müzik çalışmalarını sürdüren usta isim, hem yaptığı besteler hem de seslendirdiği türküler ile müzik dünyasında kendine önemli bir yer edindi. Sadık Gürbüz’ün müzikal yolculuğunun ilk adımının Pir Sultan Abdal’ın şiirlerine yaptığı besteler olması, onun temel dayanağının şiirler olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu şiirleri besteleme şekline bakıldığında, müziğindeki ikinci kaynağın da türküler olduğu açık bir şekilde görülecektir.
 
Sadık Gürbüz’ün albümlerinde dikkati çeken ilk özellik, batılı anlamdaki düzenlemeleridir. Hem bestelerinde hem de seslendirdiği türkülerde başvurduğu yöntem itibariyle, birçok sanatçıya yol açtığı söylenebilir. Türküleri tek enstrümanla seslendirme gibi “tutuculuğun” hüküm sürdüğü bir dönemde sanatçı hem albümlerinde yorumladığı türkülerde hem de bestelerinde piyanodan flüte, basgitardan kavala ve hatta kemana varıncaya dek farklı enstrümanları kullanma cesaretinde bulunmuştur. Ancak altyapıdaki bu modernliğe rağmen türküleri türkü gibi okumaktan hiçbir zaman uzaklaşmamıştır.

 ]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/sadik-gurbuz-ankara-da.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/sadik-gurbuz-ankara-da.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/sadik-gurbuz-ankara-da.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/sadik-gurbuz-ankara-da.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/sadik-gurbuz-ankarada-31777</link>
                                <pubDate>Fri, 09 Mar 2018 01:48:54 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Mehmetçik Kûtulamâre Yayınlanacakmı?</title>
                                <description><![CDATA[Regaib Kandili Özel Yayını sebebiyle bu hafta Mehmetçik Kûtulamâre yayınlanmayacak...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sevilen dizi Mehmetçik Kûtulamâre bu hafta yayınlanacakmı?

TRT Sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak Mehmetçik Kûtulamâre bu hafta yayınlanmayacağını duyurdu.

İşte TRT Televizyonu'nun yaptığı o açıklama

Regaib Kandili Özel Yayını nedeniyle, Mehmetçik Kûtulamâre dizisinin yeni bölümü 29.03.2018 Perşembe günü yayınlanacaktır. Anlayışınız için teşekkür ederiz...]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/mehmetcik-k-tulam-re-yayinlanacakmi.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/mehmetcik-k-tulam-re-yayinlanacakmi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/mehmetcik-k-tulam-re-yayinlanacakmi.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/mehmetcik-k-tulam-re-yayinlanacakmi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/mehmetcik-kutulamare-yayinlanacakmi-31796</link>
                                <pubDate>Tue, 20 Mar 2018 19:05:25 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Saadettin Köpek nasıl ve ne zaman öldü?</title>
                                <description><![CDATA[Diriliş Ertuğrul 112 bölümde aslıhan hatunun bıçak darbeleri ile yaralanan Saadettin Köpek öldü mü...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Diriliş Ertuğrul 112 bölümünü izleyenler müthiş bir heyecan yaşadı, Turgut beyin hatunu Aslıhan hatun, obası ve Ertuğrul beyin başına gelenlerden kendisini suçlu tutarak saraya Saadettin Köpek'i öldürmek için gizlice obasından kaçar ve saray'da Saadettin Köpek'ğin yanına gider. konuşma sırasında Saadettin Köpeğin bir anlık dalgınlığından yararlanarak 4 bıçak darbesi vurur. lakin dizinin sonu olduğu için öldümü yoksa ağır yaralandı mı asıl merak konusu bu.

Peki Tarihte Saadettin Köpek nasıl ve ne şekilde öldürüldü?



Sultan tarafından Kubadabad Sarayı'na davet edilen Saadettin Köpek, eğlence ve ziyafetin en doruk noktasına ulaştığı anda Hüsameddin Karaca tarafından ani bir hamleyle öldürülmek istendi ama başarılı olunamadı. Tam bu esnada bulunan Emir-i Âlem Togan'ın ani kılıç darbesiyle yere serilen vezir Saadettin Köpek, yaralı bir şekilde kaçmaya çalıştı ancak yakalanarak ibretlik bir şekilde öldürüldü. Bununla da yetinilmeyerek geçmişte yaptığı zulümlerin bir karşılığıymış gibi cesedi Kubadabad Sarayının burcuna asıldı ve günlerce orada bırakılarak ibret için halka gösterildi. Saadettin Köpek Tarihte bu şekilde lakin dizide ne şekilde olacak bunu izleyip göreceğiz.

Diriliş Ertuğrul 113 bölüm Fragmanı Yayınlandı

[related-post=174, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

Yayınlanan Fragmanda bir cenaze olduğu görüldü bu cenaze bize şunu gösteriyor Aslıhan Hatun öldü ve tüm kayı ve cavdar obası intikam yemini etti

Diriliş Ertuğrul'da Aslıhan Hatun Nasıl Öldü?

Tarihte cavdar obasında Aslıhan hatunla ilgili bir kaynak yok, Aslıhan hatunun ne şekilde öldüğünü Diriliş Ertuğrul 113 bölümü izleyerek göreceğiz.

Ülke Postası Deşifre Haber

 ]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/saadettin-kopek-nasil-ve-ne-zaman-oldu.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/saadettin-kopek-nasil-ve-ne-zaman-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/saadettin-kopek-nasil-ve-ne-zaman-oldu.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/03/saadettin-kopek-nasil-ve-ne-zaman-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/saadettin-kopek-nasil-ve-ne-zaman-oldu-31806</link>
                                <pubDate>Thu, 29 Mar 2018 00:30:40 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kültür Savaşları?</title>
                                <description><![CDATA[Kültür mukemmelliğe ulaşmak, çalışmak, fazilet ve idrak nuru peşinde gitmektir. Matthew Arnold...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/kultur-savaslari.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/kultur-savaslari.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/kultur-savaslari.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/kultur-savaslari.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/kultur-savaslari-31819</link>
                                <pubDate>Sun, 08 Apr 2018 22:41:12 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Saadettin Köpek'e pusu kurmak için otobüs istediler?</title>
                                <description><![CDATA[Diriliş Ertuğrul dizisinden etkilenen Sivaslılar, dizideki karakterlerden biri olan 'Saadettin Köpek’e pusu kurmak için belediyeden otobüs istedi...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Diriliş Ertuğrul dizisinin 115. bölümünde tarihte de var olan Saadettin Köpek karakterinin Sivas’a geleceğini öğrenen Sivaslılar, 'Köpek’e pusu kurmak için hem telefonla arayarak hem de sosyal medya üzerinden Sivas Belediyesi'nden otobüs istedi.

[related-post=248, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

BELEDİYE AÇIKLAMA YAPTI

Taleplerin artması üzerine belediye yetkilileri sosyal medya üzerinden açıklama yaptı. Açıklamada, “Kıymetli Yiğidolar. Diriliş dizisinin 115. bölümünde Saadettin Köpeğin Sivas Taşlıdere mevkiine geleceği ve pusu kurulması için vatandaşlarımızın Belediyemiz otobüsleri ile Taşlıdere’ye taşınacağı konusu doğru değildir. Çılgın Sivaslı Alpler. Lütfen senaryoya müdahale etmeyelim.” denildi.



Tarihte yaşamış olan Sadettin Köpek, 1239 yılında, Sivas Subaşısı Hüsamettin Karaca tarafından öldürülmüştü.

Daha önce de Kurtlar Vadisi dizisinde ölen Çakır tiplemesi için Türkiye’de birçok ilde cenaze namazı kılınmış,helva kavrulmuş, gazetelere taziye ilanları verilmişti.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/saadettin-kopek-e-pusu-kurmak-icin-otobus-istediler.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/saadettin-kopek-e-pusu-kurmak-icin-otobus-istediler.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/saadettin-kopek-e-pusu-kurmak-icin-otobus-istediler.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/saadettin-kopek-e-pusu-kurmak-icin-otobus-istediler.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/saadettin-kopeke-pusu-kurmak-icin-otobus-istediler-31828</link>
                                <pubDate>Sat, 14 Apr 2018 19:15:57 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Diriliş Ertuğrul Dizisi Bu hafta yok, Peki neden</title>
                                <description><![CDATA[Yayıncı kuruluş Diriliş Ertuğrul Dizisi Bu hafta yayınlanmayacağını Duyurdu, peki neden yayınlanmayacak...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yayıncı kuruluştan yapılan açıklamada, ''Diriliş Ertuğrul'da yeni dönem başlıyor. yeni dönemle ilgili yaptığımız Dekor ve Prodüksiyon çalışmaları nedeniyle diziye 1 hafta ara verdik. Büyük süprizlerle dolu, nefesleri kesecek, yeni bölümüyle Diriliş Ertuğrul 2 mayıs çarşamba saat;20'de TRT1 de''. diye açıklama yaptı.

Bu durumda bu hafta Diriliş Ertuğrul dizisi yayınlanmayacak.

[related-post=257, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

[related-post=252, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

[related-post=226, background=#FF0000, color=#FFFFFF]

 ]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/dirilis-ertugrul-dizisi-bu-hafta-yok-peki-neden.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/dirilis-ertugrul-dizisi-bu-hafta-yok-peki-neden.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/dirilis-ertugrul-dizisi-bu-hafta-yok-peki-neden.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/04/dirilis-ertugrul-dizisi-bu-hafta-yok-peki-neden.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/dirilis-ertugrul-dizisi-bu-hafta-yok-peki-neden-31835</link>
                                <pubDate>Tue, 24 Apr 2018 14:17:51 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DÜĞÜNLERİMİZ YUVA MI YAPIYOR  YUVALARI MI YIKIYOR?</title>
                                <description><![CDATA[Sıkça şahit oluruz; düğün davetiyesi basılmıştır, ancak düğünün küçük ayrıntılarında taraflar anlaşamaz ve evlilik iptal edilir. Bu, düğün yapan tarafların geleneği kendilerine göre şekillendirmek istemesinden kaynaklanmaktadır.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düğün, yuvanın kutsallığına atılacak adımın şenliğidir. Her toplum, kendi örfüne göre düğününü şekillendirir. İnsanları, bunun ortamından uzak tutmak çoğu kere mümkün değildir. Sıkça şahit oluruz; düğün davetiyesi basılmıştır, ancak düğünün küçük ayrıntılarında taraflar anlaşamaz ve evlilik iptal edilir. Bu, düğün yapan tarafların geleneği kendilerine göre şekillendirmek istemesinden kaynaklanmaktadır.

Bir zamanlar, özellikle Anadolu şehirlerinde bir “düzen” yıkımı vardı. Düzen denilen şey, gelin adayının düğünde ve hatta düğünden sonraki on yılda giyeceği elbiselerin alımı uygulamasıydı. Mağaza sahibi yakın bir dostumu ziyarete gittim. Mağazası, kirası altınla ödenen bir merkez cadde üzerindeydi. Kendisine, burada böylesine pahalı bir yerde bu işin içerisinden nasıl çıkabildiğini sorduğumda verdiği cevap düşündürücüydü:
“Ayda 2-3 düzen müşterisi gelince bizim işlerimiz rayında gider.”

İki bilemedin üç düzen alışverişiyle bir mağaza hem kirasını çıkaracak, hem çalıştırdığı elemanlarının parasını ödeyecek, hem de kendi geçimine bir pay oluşturacak! Bunu anlamanın imkânı yoktu. Kendisi meseleyi şöyle izah etti:

“Buraya düzen için gelenlerin buradaki davranışları, kız ve delikanlının annelerinin rekabet savaşına dönüşür. Çok gizli bir savaştır bu; kız tarafı hep pahalı mallara el uzatır. Erkek tarafının yapacağı pek bir şey yoktur. Boynu büküktür, oflasa da puflasa da, burada sesini çıkarmaz, alınacakları alır ve parasını ödeyip çıkarlar. Düğünden birkaç ay sonra alınan bu elbiselerden bazılarını araya hatırlı adam koyarak iade etmek isteyenler bile olur. Doğrusu bu düğün değil, kurulacak bir yuvanın tabanına dinamit yerleştirmek gibi bir şeydir! Bu hal bize kazandırsa da, vicdanen rahat bir uygulama değil.

Ne var ki, bu rekabet duygusunu kıramadığımız için biz de bu tür mağazalar zincirinde yer almaktan başka çare bumlamadık.”
Bunların bir yuvayı hangi zeminde oluşturduğumuzu dikkate almamız gerektirdiği için yazıyorum. Şimdi kısmen bu, uygulama kalkmaya başladı, ancak daha felaket bir hevese doğru kayıyor toplum. Yabancı markalı mağazaların yaygınlaşması, bu defa soygun trafiğini bu yöne kaydırmış oldu.

Ayrıca, düğünü yuvanın mutluluğu için şenlik halinden alıp silahlı gösteriye dönüştürenler çoğalmaya başladı. Havai fişek gösterisi, hatta alkol de bunun artısı. O da yetmiyor, bu defa düzen rekabeti salon rekabetine dönüşmeye başladı. Düğünlerin salonlara kaydırılması güzel bir uygulama, ancak bu meseleyi de; ‘benim düğün salonum senin salonundan daha iyiydi’, havasına çeken rekabet kültürü bu toplumun kaldırabileceği bir ekonomik yük değildir sanıyorum.

Bunlar belki ferdi meselelerdir, ancak iyi niyetin istismarını göstermesi bakımından önemlidir. Bir dostum, yakın akrabalarından gencin düğün salonunu karşılama sözünü verir. Onun beklentisi 300-500 kişilik mütevazı bir salonu ayarlamaktır. Ancak, kız tarafı, ‘Tek kızıma yakışır bir salon olsun isteriz, bunu (x otelinde) yapalım” diye bir ön şart koşar. Bu, bir anlamda fırsatı değerlendirme psikolojisidir. Verilmiş bir söz var, bunu bildiği için ayak direr; artık adamın yapacağı bir şey de yoktur, kabullenir, düğün olur, birkaç yıllık birikimi elinden savrulup gider.

Düğünlerde herkes birbirine itiyatla yaklaştığı için tepki göstermeyi nezaketsizlik ve hatta görgüsüzlük olarak görürler. Bu yönüyle düğünleri gösteriş uğruna israf rüzgârına teslim ettik. Bu vesileyle birçok aile, sosyal yönden gelişmemiş ve kendini ifade gücünü kaybetmişse, bunu düğünlerde arıyor ve kendini ispat derdine düşüyor. Artık ciddi şekilde yıkıma dönüşen bu kabul anlayışına da bir çare bulmak gerektiğini düşünüyorum. Bir aileye yuva kurarken birkaç aileyi yıkan anlayış, düğün değil, gizli felakettir! Bizim geleneğimizde böylesi bir yozlaşmanın yerinin olduğunu düşünmüyorum doğrusu!]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/dugunlerimiz-yuva-mi-yapiyor-yuvalari-mi-yikiyor.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/dugunlerimiz-yuva-mi-yapiyor-yuvalari-mi-yikiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/dugunlerimiz-yuva-mi-yapiyor-yuvalari-mi-yikiyor.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/dugunlerimiz-yuva-mi-yapiyor-yuvalari-mi-yikiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/dugunlerimiz-yuva-mi-yapiyor-yuvalari-mi-yikiyor-31850</link>
                                <pubDate>Sat, 05 May 2018 21:00:05 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>"Antisocial 2" 1 Haziran'da sinemalarda!</title>
                                <description><![CDATA[Sosyal medyayı korku türüyle buluşturan “Antisocial” serisinin devam filmi “Antisocial 2”, DFGS, MC Film ve BD America iş birliği ile 1 Haziran’da vizyona giriyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sosyal medyayı korku türüyle buluşturan “Antisocial” serisinin devam filmi “Antisocial 2”, DFGS, MC Film ve BD America iş birliği ile 1 Haziran’da vizyona giriyor. Chad Archibald, Cody Calahan ve Jeff Maher’in yazıp; Cody Calahan’ın yönettiği filmde ilk filmde olduğu gibi Michelle Mylett başrolde. Mylett’a; Stephen Bogaert, Josette Halpert, Samuel Faraci, Kassandra Santos Millen ve Kristina Nicoll eşlik ediyor. Kanada yapımı film Fantasia Film Festival ve Grimmfest’te türün meraklılarıyla buluşmuştu.

Sosyal medya sitesi “The Social Redroom”un kullanıcılarını daha uzun süre sitede tutmak için sitenin koduna yerleştirdiği sübliminal sinyal ile bulaşan virüs, kullanıcılarını adeta zombiye çevirmektedir. Virüs ile oluşan tümör, radikal bir uygulama ile alınarak normale dönülebilse bile, bu işlem duruma tam olarak çare olamamıştır. Site yeni bir güncelleme için geri sayım yapmaktadır ve kimse güncelleme sonucunda ne olacağını bilmemektedir.

Virüse maruz kalan ve bu uygulama ile kurtulan Sam; yeni doğan bebeğinin kaçırılmasından yıllar sonra, virüsten etkilenen kullanıcıların istila ettiği dünyada oğlunu aramaya devam etmektedir. Bean adında genç bir kızla arkadaş olmasının ardından Sam, yakalanarak Redroom virüsüne tedavi arayan bir tesise kilitlenir. Burada kapana kısılan ve işkence gören Sam, Redroom sitesindeki güncelleme %100'e ulaşıp, son aşamaya geçmeden önce tesisten kurtulmak zorundadır.

Antisosyal 2 / Antisocial 2 
 
Tür: Korku, Gerilim, Bilim-Kurgu              /           Süre: 90 dakika
Oyuncular: Michelle Mylett, Stephen Bogaert, Josette Halpert, Samuel Faraci, Kassandra Santos Millen, Kristina Nicoll
Yönetmen: Cody Calahan
Senaryo: Chad Archibald, Cody Calahan, Jeff Maher
Görüntü Yönetmeni: Jeff Maher
Sanat Yönetmeni: Emily Tauro
Kurgu: Nick Montgomery
Müzik: Stephanie Copeland
Makyaj: Amanda Wood
Özel Efekt – Makyaj: Devon Ellis, Nicola Bendrey]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/antisocial-2-1-haziran-da-sinemalarda.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/antisocial-2-1-haziran-da-sinemalarda.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/antisocial-2-1-haziran-da-sinemalarda.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/antisocial-2-1-haziran-da-sinemalarda.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/antisocial-2-1-haziranda-sinemalarda-31853</link>
                                <pubDate>Sun, 06 May 2018 23:20:07 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bahar çiçekleri'nden "Mısralarla bir tatlı huzur"</title>
                                <description><![CDATA[İstanbul Kültür Elçileri Derneği ve Nesrin Çaylı Sanat ve Okuma Evi Öğrencisi Bahar Çiçekleri'nden “Mısralarla bir tatlı huzur”...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sanat Öğrencisi
Bahar Çiçekleri
Mülteci kardeşlerinin elini
Sanatın Şefkat Eli ile tutuyor.

Nesrin Çaylı sanat ve Okuma Evi Öğrencisi, 10-18 yaş arası 16 genç kızdan oluşan “Bahar Çiçekleri”, 11 Yıldır Türkiye genelinde geleneksel hale getirdikleri sergi ve şiir akşamlarına, bu yıl, İstanbul Kültür Elçileri Derneği (İSKED) ile işbirliği yaparak “Mısralarla bir tatlı huzur” adlı programlarıyla bir yenisini ekliyor. 

Öğrencilerinin ders performanslarının sergi ve şiir dinletilerinin küratörlüğünü yapan Sanat ve Okuma Evi’nin kurucusu ve eğitmeni Ressam-Yazar Nesrin Çaylı,  programlarını her yılın bahar mevsiminde gerçekleştirme gerekçesini, “Vatanımızın her köşesinde nefes alan tüm çocuklar ve öğrencilerim Bahar Çiçeklerimiz… Onlarla, hoyratlığın ve hırçınlığın çok hızlı yayıldığı dünyamıza, sanatın renkleri, şiirin ahengi ile estetiğe ve zarafete dair iz bırakmayı diliyoruz ve gelecek zamanlarda dört mevsimi bahar eylemeye talibiz.” şeklinde ifade ediyor. 

Nesrin Çaylı Sanat ve Okuma Evi’nde eğitim gören Bahar Çiçekleri, şiir yorum dersleriyle birlikte sanat çalışmaları da yapıyor. Bu yıl, üç yıllık çalışmaları sonucu ortaya çıkan tablolarını ve “Mısralarla bir tatlı huzur” şiir dinletilerini Üsküdar-Altunizade Kültür Merkezinin fuayesinde eş zamanlı olarak sergileyerek, sanat severlerle paylaşacaklar. Sergi gelirlerini “Mülteci kardeşlerinin eğitimi için paylaşacaklarını belirten Bahar Çiçekleri, “Sanatın tüm kalplere ulaşabilecek bir şefkat eli olduğunu” belirtiyorlar. 

İstanbul Kültür Elçileri Derneği Başkanı Sayın Nedret Apaydın ise “derneğimizin amacı  İstanbul kültürünün bilinmesi, şehir kültürünün yaşanması, kültürün ve sanatın hayatımızda daha fazla yer tutmasıdır. İşte  Bahar Çiçekleri’nin çalışmaları ve bu çalışmaların sunulduğu bugünkü program tam da derneğimizin amacına uygun, çok önemli ve özel bir çalışmadır. Bu sebeple başta Nesrin Çaylı Hocama, bugünkü programa emek veren, katkı yapanlara, Üsküdar Belediye Başkanımız Sayın Hilmi Türkmen’e , ama özellikle sanatçı unvanını hak eden 16 genç sanatçıya çok teşekkür ederim. 
İstanbul’da her mahallede 16 Bahar Çiçeğinin olduğunu düşünelim,  O vakit İstanbul bir başka güzel olur“  dedi.

Bahar Çiçekleri’nin , “Mısralarla Bir Tatlı Huzur” adlı şiir dinletileri ve “Üç Boyutlu Sanat” Sergilerinin açılış töreni Üsküdar Belediye Başkanı Av. Hilmi Türkmen’in katılımı ile 13 Mayıs Pazar günü günü saat 12.00’de  Üsküdar-Altunizade Kültür Merkezinde gerçekleşecek. 

Sunuculuğunu Şair Ömer Faruk Arlı’nın yaptığı programda Bahar Çiçeklerine, Neyzen Erdinç Bal Şefliğinde sazlar  tasavvuf Musikisi konserleri ile eşlik ediyor. 

Bahar Çiçekleri: Aybüke Aksoy, Ayşe Rüveyda Akgüngör, Amine Fındık, Büşra Bayraktar, Doğa Şalcı, Elif Yorulmaz, Elif Pekdemir, Feyza Keleş, Feyza Kılıç, İclal Çalım, Kevser Ersin, Miray Solmaz, Rumeysa Hakyemez, Sümeyye Öztürk, Zeynep Yorulmaz tüm sanat ve şiir severleri 13 Mayıs Pazar günü Saat: 12.00’de Altunizade Kültür Merkezi’ne bekliyor. 

Bahar Çiçeklerinin sergileri 15 Mayıs Salı akşamına kadar gezilebilecek… 

]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/istanbul-kultur-elcileri-dernegi-ve-nesrin-cayli-sanat-ve-okuma-evi-ogrencisi-bahar-cicekleri-basin-bulteni.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/istanbul-kultur-elcileri-dernegi-ve-nesrin-cayli-sanat-ve-okuma-evi-ogrencisi-bahar-cicekleri-basin-bulteni.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/istanbul-kultur-elcileri-dernegi-ve-nesrin-cayli-sanat-ve-okuma-evi-ogrencisi-bahar-cicekleri-basin-bulteni.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/05/istanbul-kultur-elcileri-dernegi-ve-nesrin-cayli-sanat-ve-okuma-evi-ogrencisi-bahar-cicekleri-basin-bulteni.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/bahar-ciceklerinden-misralarla-bir-tatli-huzur-31856</link>
                                <pubDate>Wed, 09 May 2018 00:29:12 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMI 25.YIL DÖNÜMÜ’NDE BEŞİKTAŞ ABBASAĞA PARKI’NDA ANILIYOR?</title>
                                <description><![CDATA[Beşiktaş Belediyesi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak’ta hayatını kaybedenler için sivil toplum örgütleriyle anma etkinliği düzenliyor....]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Beşiktaş Belediyesi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak’ta hayatını kaybedenler için sivil toplum örgütleriyle anma etkinliği düzenliyor. Katliamın 25.yılında Abbasağa Parkı’nda gerçekleşecek olan etkinlikte konser, tiyatro oyunu ve belgesel gösterimiyle vatandaşlar anılacak.

Tiyatro ve belgesel gösteriminin olacağı etkinlikte Türk Halk Müziği sanatçıları Kemal Kaplan ve Mazlum Çimen de sahne alacak. Miyase İlknur’un da konuşma gerçekleştireceği programda, şair Ataol Behramoğlu da şiirleriyle anma gecesine katılacak.  

Program sonunda  Soner Yalçın’ın yönetmenliğini yaptığı Sivas Katliamının anlatıldığı  ‘Menekşeden Önce’ adlı belgesel gösterimi yapılacak.

Beşiktaş Belediye Başkan Vekili Tahir Doğaç’ın da katılacağı anlamlı etkinlikte siz değerli basın mensuplarını da aramızda görmekten mutluluk duyarız.

 

Tarih: 2 Temmuz Pazartesi (Yarın)

Yer: Abbasağa Parkı

Saat: 18.00-23.00

İletişim: 0539 567 05 22- 0543 883 87 00

]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/07/2-temmuz-sivas-katliami-25-yil-donumu-nde-besiktas-abbasaga-parki-nda-aniliyor.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/07/2-temmuz-sivas-katliami-25-yil-donumu-nde-besiktas-abbasaga-parki-nda-aniliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/07/2-temmuz-sivas-katliami-25-yil-donumu-nde-besiktas-abbasaga-parki-nda-aniliyor.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2018/07/2-temmuz-sivas-katliami-25-yil-donumu-nde-besiktas-abbasaga-parki-nda-aniliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/2-temmuz-sivas-katliami-25yil-donumunde-besiktas-abbasaga-parkinda-aniliyor-31881</link>
                                <pubDate>Sun, 01 Jul 2018 13:54:08 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BARIŞ BİR RÜYA GECELEYİN GÜNDÜZÜN BİR YAĞMUR İNCE VE HAZİN?</title>
                                <description><![CDATA[Kıtaların barış içinde yaşaması için, üçüncü Roma Brüksel değil, yeniden İstanbul olmalıdır...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ulaşım ve iletişim alanındaki gelişmelerle, şehirlerle birlikte kültürleri de birbirinden ayıran sınırlar, önemlerini yitirmişlerdir. Ekonomik, siyasal ve kültürel alanda ağırlık, ülkelerden şehirlere kaymıştır. Dünyanın neresinde olursa olsun, şehirlerin canlılığı, kapılarını farklı kültürlere açmalarından kaynaklanır. Şehirlerde büyümeye direnilmez, şehirlerin büyümesi yönetilir. Çok kültürlü yapıları korunarak, şehirler büyürken güzelleştirilmelidir. Şehirler kapılarını dünyaya kapatarak, varlıklarını sürdüremezler.

Yirmibirinci yüzyılda küreselleşmeyle, hız ve yoğunluk kazanan çok kültürlülüğe, karşı koymak mümkün değildir. Doğu ve Batı arasındaki uyum ve düzeni sağlayan, Asya ile Avrupa’nın yan yana gelerek, kapılarını birbirlerine açtığı İstanbul, dünyanın en önemli çok kültürlü medeniyet merkezlerinden biridir. Yüzyılların içinde oluşan, her yüzyıldan izler taşıyan İstanbul’da, Doğu ile Batı bir arada, iç içe yaşamaktadır. Yedi tepe üzerine kurulan, gökkuşağı gibi, yedi renkten oluşan İstanbul’un güzelliği, çok kültürlülüğünden kaynaklanır.

Sezai Karakoç’un Şehrazat isimli şiirinde anlattığı sevgili İstanbul’dur. Şiirde vurgulandığı gibi, İstanbul “Bir rüya geceleyin gündüzün”, İstanbul “Bir yağmur ince hazin”, İstanbul “Şarkılarca büyük uzun”, İstanbul “Yolunu kaybeden yolcuların”, yolunu aydınlatan, ışığı hiç sönmeyen, bir kutlu lambadır. Üsküdar’dan, Eyüp’ten, güç alan İstanbul, Avrupa şehirlerinin Kudüs kapısıdır. Semerkant’tan Saraybosna’ya, İpek Yolu’nun üzerinde bir tesbihin taneleri gibi, dizilen Türk şehirleri, gözlerini İstanbul’dan hiç ayırmamışlardır.

Fatih’le Doğu ve Batı’nın üçüncü Roma’sı, Moskova, Paris, Londra ya da Berlin değil, her ikisine de hayat hakkı tanıyan İstanbul olmuştur. Doğu’nun kutsal kültürünün odak noktası Kudüs ile Batı’nın seküler kültürünün odak noktası Atina, İstanbul’un koruyuculuğunda, varlıklarını bugüne kadar
sürdürmüşlerdir. Bağdat, Buhara ve Kurtuba yanında İstanbul, Kudüs ve Atina arasındaki iletişim ve etkileşimin, güvence altına alındığı, en güçlü ve en etkili medeniyet merkezdir.

Ruhun bedene, bedenin de ruha ihtiyacı olduğu gibi, Kudüs’ün Atina’ya, Atina’nın da Kudüs’e ihtiyacı vardır. Bunun için, Bağdat Atina’nın, Paris de Kurtuba’nın düşünce birikimine uzak durmamıştır. Atina, Bağdat’ın düşünce dünyasını nasıl zenginleştirmişse, Kurtuba da Paris’in düşünce dünyasını öyle zenginleştirmiştir. Ankara ile Brüksel arasındaki sınırların kaldırılmasının tartışıldığı bir dönemde, Kudüs ile Atina arasında yeniden köprü kurma görevi İstanbul’a düşmektedir.

Doğu ile Batı arasındaki gerilimlerin, doğurduğu sarsıntıların kimseye zarar vermeden, atlatılabilmesi için, İstanbul’un yüzyılların içinde oluşan zengin birikimine bütün dünyanın ihtiyacı vardır. Kudüs’ün bilgi ve hikmetiyle, Atina’nın bilim ve teknolojisi arasında yitirilen, uyum ve düzenin yeniden
sağlamasında, en önemli görev ve en büyük sorumluluk, İstanbul’a düşmektedir. İstanbul’un öncülüğünde, Kudüs ve Atina hayatın bütün boyutlarında, iş birliği yapmalıdır.

Kıtaların barış içinde yaşaması için, üçüncü Roma Brüksel değil, yeniden İstanbul olmalıdır.

Üç kıta ve iki denizde barışının güvencesi İstanbul, Fatih’in
İstanbul’u olacaktır.

Fatih’in İstanbul’unda hem Kudüs’e, hem de Atina’ya yer vardır.]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/10/baris-bir-ruya-geceleyin-gunduzun-bir-yagmur-ince-ve-hazin.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/10/baris-bir-ruya-geceleyin-gunduzun-bir-yagmur-ince-ve-hazin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/10/baris-bir-ruya-geceleyin-gunduzun-bir-yagmur-ince-ve-hazin.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/10/baris-bir-ruya-geceleyin-gunduzun-bir-yagmur-ince-ve-hazin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/baris-bir-ruya-geceleyin-gunduzun-bir-yagmur-ince-ve-hazin-31940</link>
                                <pubDate>Tue, 08 Oct 2019 17:09:45 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>GENÇLEŞEN TÜRKİYE?</title>
                                <description><![CDATA[Unutmayalım ki; Mahallesine sahip çıkmaya en yatkın enerji: Gençlik enerjisidir.Bu enerjiyi "Etkin Şehir-Etkin Mahalle" için aktifleştiriyoruz!...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Gençlerin "İlgi"ye ihtiyacı vardır; Ancak daha fazlası: İlgilendiği şeylere inanılsın ister; bu nedenle gençlerin kendisine güvenilmesi ihtiyacı onunla ilgilenmeye kıyasla daha öncelikli ve etkindir.

Güvenin en somut göstergesi ise gence sorumluluk ve yetki vermektir.Bu nedenle Sosyal Yaşam Merkezi birer sorumluluk ve yetki adresidir. Peki gence verilecek sorumluluk nedir? Tabi ki; Muhatap almak! ve Onu Mahallesinde bir ihtiyaca muhatap kılmak!..

Unutmayalım ki; Mahallesine sahip çıkmaya en yatkın enerji: Gençlik enerjisidir.Bu enerjiyi "Etkin Şehir-Etkin Mahalle" için aktifleştiriyoruz!... Başkanımız Oktay Yılmaz'ın gençlik enerjisine olan güveni; Sosyal Yaşam Merkezlerinde sorumluluk bilinciyle somutlaşıyor!...Öyleyse "Sensiz Olmaz Yıldırım" diyor ve Gençlerimizi SYM ikliminde yani kendi Mahalle Konaklarında etkinleşmeye davet ediyoruz!

(Sosyal Yaşam Merkezi) NASIL GENÇLEŞİR?!
Servet Hocaoğulları]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/11/genclesen-turkiye.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/11/genclesen-turkiye.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/11/genclesen-turkiye.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2019/11/genclesen-turkiye.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/genclesen-turkiye-31971</link>
                                <pubDate>Fri, 15 Nov 2019 01:23:35 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Yunanistan'ın kuruluşu esnasında Balkanlardaki Yahudiler…?</title>
                                <description><![CDATA[Ağırlıklı olarak Selanik ve çevresinde, ama diğer bölgelerde de yaşayan Yahudiler, bu süreçte bütün Balkan milletlerinden, ama en çok Yunanlılardan büyük zulüm gördüler katliamlar yaşadılar. Balkanlardaki Yahudilerin analizi...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılması vetiresinde, Müslümanlarla birlikte Yahudiler de ayaklanan Yunanlıların saldırılarına hedef olmuşlardır. XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren vuku bulan olaylarda, Yunan asiler ve çeteciler, Müslüman ve Yahudi nüfusa karşı sistemli saldırılar yürütmüşlerdir. Bu eylemler sonucunda Eğriboz (Chalkis), İstifa (Thebes) ve İnebahtı (Navpaktos) Yahudileri tamamen yok edilmiştir. 
Eylül 1821'de Mora'daki Tripolitza kentinde 8.000 civarında Yahudi’yi de barındıran 30.000 nüfuslu bu kent tamamen yakıp yıkılmış, Yunanlılar ayırım gözetmeden kentin 2/3’ünü katletmişlerdir. Mora’nın tamamında ise 5.000 Yahudi katledilmiştir. Olayların müşahidi İngiliz John Hartley, bu katliamı "Yahudi kanı Türk kanıyla karışıp işgal edilen şehrin sokaklarında aktı. İshak oğulları ve İsmail oğullları aynı kaderi paylaştılar" cümleleriyle tasvir etmektedir. Sparta, Patras, Corintos, Mistra ve Argos adalarındaki Yahudi cemaatleri Yunanlı asiler tarafından katledilmişlerdir. Sağ kalanlar ise İngilizlerin yönetimindeki İyonya adalarına kaçmışlardır. 
1864'de Yunanistan tarafından ilhak edilen İyonya adalarında, Korfu'da 2000, Zante adasında ise birkaç yüz civarında İtalyanca konuşan Yahudi yaşamaktaydı. Bir Paskalya sırasında çıkan saldırılarda çok sayıda Yahudi öldürüldü. Korfu ve Zante'den Osmanlı Devleti'ne ve Batı Avrupa ülkelerine yoğun bir göç yaşandı. 1897'de, Girit adasındakiı ayaklanma sırasında, Hanya ve Kandiye kentlerinde yaşayan birkaç yüz Yahudi, Osmanlı topraklarına göç etmeye zorlandılar. Larissa, Tırhala, Volos ve Yunanistan'ın diğer bölgelerindeki Yahudiler yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan çıkarıldılar. 
Balkan Savaşı ile birlikte Yunanistan'ın Yahudilere karşı izlediği politika yeni bir safhaya girdi. Yunanistan'ın Selanik, Sakız, Girit, Yanya, Kavala ve Florina'yı işgal etmesinden sonra, evvelce 10.000 olan Yunanistan'daki Yahudi nüfusu 100.000'e çıktı. Yunanlılar 1912’de Selanik'i ele geçirdiler. Balkan Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte, Balkan ülkelerinde ırkçılık ve dini hoşgörüsüzlükten en fazla Yahudiler zarar gördü. Selanik kentinin Türk komutanı Tahsin Paşa'nın 9 Kasım 1912'de teslim olmasından hemen sonra, önce Yunan birlikleri ardından da Bulgar ordusu kente girdi. Fanatik yerli Rumlar Türk ve Yahudi mahallelerine saldırmaya başladılar. Yunan askeri saldırıları engelleyecek yerde, yerli Rumlarla birlikte hareket ettiler. Olaylar tam bir katliama dönüştü. 50'den fazla kadının ırzına geçildi. Yahudilere ait 400 dükkan ve 300 ev yağmalandı. Karşı koyanlar öldürüldü. 
Selanik'te nüfusun yaklaşık yarısı olan 75.000 Yahudi yaşıyordu. İşgal sırasında meydana gelen olaylar, diğer ülkelerdeki Yahudi cemaatlerinden de uluslararası tepkilerin gelmesine neden oldu. Anglo-Jewish Association ve German Hilfverein'in ortaklaşa kurduğu ve Paul Nathan, Elkan Adler ve Bernard Kahn'dan oluşan bir komite, Ocak 1913'de bölgeye gelerek Yahudilerin içinde bulundukları durumu yerinde tespit ettiler. Komite hazırladığı raporda, Yunan işgali altındaki topraklarda, özellikle de Selanik'teki durumun Sırp ve Bulgar kontrolü altındaki bölgelere göre çok daha kötü olduğunu belirtti.
I. Dünya Savaşı sırasında (5 Ağustos 1917) Selanik'te çıkan yangın birkaç saat içerisinde kentin Müslüman ve Yahudi mahallelerini tamamen tahrip etmiştir. Kentin ticari merkezlerinin de yok olduğu yangında, 52.000 Yahudi ve 11.000 Türk evlerini ve işyerlerini kaybetmişlerdir. Yangının nasıl çıktığı ve nasıl bu denli hızlı yayıldığı açıklık kazanmamıştır.
Yangından sonraki gelişmeler Yunanlılara avantajlar sağlamıştır. Yangından bir hafta sonra hükümet, tahrib olan alanları kamulaştırmış ve kentin yeniden imarı için bir plan hazırlamıştır. Ancak, bu plan çerçevesinde Yahudiler ve Müslümanlar mağdur edilmişlerdir.
Selanik'in Balkan Savaşı'nda işgal edilmesiyle birlikle hız verilen Helenizasyon süreci, 1917 yangınıyla zirve noktasına çıkmıştır. Ancak 1930'lu yıllarda tam anlamıyla sonuçlandırılabilecek olan bu süreç, çok sayıda Yahudi ve Müslümanın kenti terk ederek Osmanlı Devleti'ne ve daha sonra Türkiye'ye göç etmesine yol açmıştır.

Ağırlıklı olarak Selanik ve çevresinde, ama diğer bölgelerde de yaşayan Yahudiler, bu süreçte bütün Balkan milletlerinden, ama en çok Yunanlılardan büyük zulüm gördüler katliamlar yaşadılar. Ve nihayetinde kahir ekseriyeti Türkiye Cumhuriyeti’ne göç ettiler. Ayrıca, özellikle Selanik ve çevresinden Yahudilerle birlikte gelen Müslümanların ekseriyetinin de avdeti (dönme yani Sabetaist) oldukları da unutulmamalı…
Peki Yahudiler hiç Yunanlılardan intikam almaya yeltenmediler mi? 
Zurnanın zırt dediği sual bu olsa gerek!...

Kaynak: wikipedia ve Yahudi Tarihi Kitapların'dan Faydalanılmıştır]]></content:encoded>
                                <image>https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2020/01/yunanistan-in-kurulusu-esnasinda-balkanlardaki-yahudiler.png</image>
                                <media:content url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2020/01/yunanistan-in-kurulusu-esnasinda-balkanlardaki-yahudiler.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2020/01/yunanistan-in-kurulusu-esnasinda-balkanlardaki-yahudiler.png"/>
                                <enclosure url="https://www.ulkepostasi.com/content/uploads/haberler/2020/01/yunanistan-in-kurulusu-esnasinda-balkanlardaki-yahudiler.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.ulkepostasi.com/yunanistanin-kurulusu-esnasinda-balkanlardaki-yahudiler-32030</link>
                                <pubDate>Tue, 14 Jan 2020 04:54:13 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>