MÜNİR ÖZKUL: “Secdeyi çok seviyorum!”

Münir Özkul, bir sinema sanatçısı. Sinema Türkiye’mizde hayatın kirli yüzünü anlatmaktan çok, hayatı kirleten bir sektör olarak öne çıktı...

MÜNİR ÖZKUL: “Secdeyi çok seviyorum!”

Münir Özkul, bir sinema sanatçısı. Sinema Türkiye’mizde hayatın kirli yüzünü anlatmaktan çok, hayatı kirleten bir sektör olarak öne çıktı...

MÜNİR ÖZKUL: “Secdeyi çok seviyorum!”
Editor: admin

“Allah inancını içimde hissettiğim zaman sonsuz bir huzurla beraber, sonsuz bir güç buluyorum. Bunların neticesi olarak da tarifsiz bir güven duygusu içimi kaplıyor. Aslında benim bütün hayatım boyunca daima aradığım şey bu imiş. Anlatamam nasıl bir zevk veren duygular bunlar, Bunları da eşimle beraber konuşuyoruz ve buluyoruz. Bu yolda onun büyük yardımlarını desteğini ve teşvikini gördüğümü söylemeliyim.

Münir Bey devam ediyor: "Secde sırasında, başımı eğince galiba kan da başa geliyor ve insanda bir küçülme, bir teslimiyet, bir mahviyet doğuyor. Bu bakımdan ben de secdeyi çok seviyorum."
Münir Özkul, bir sinema sanatçısı. Sinema Türkiye’mizde hayatın kirli yüzünü anlatmaktan çok, hayatı kirleten bir sektör olarak öne çıktı.

Kendisiyle yapılan bir söyleşide yukarıdaki cümlelerin önünde, “Görmediğinize inanmayın”, telkiniyle nasıl inkâra sürüklendiğini ve bunun sonucu olarak nasıl bunalıma düşüp tedavi gördüğünü anlatıyor.
 

Sonuç itibariyle, inanan bir insan olarak huzura ulaşmanın rahatlığıyla konuşuyor.
İnsanın, inançsızlıkta kendine tapınmak gibi sakat bir duygunun bugün Batı’yı yıktığını da söylüyor Özkul ve şunları anlatıyor:

“Ego dediğimiz bu tür tabirler hep Batı tesirinden gelen şeyler. Batı'nın önemli bir yanını temsil eden Froyd doktrinin altında, sanki gizli bir peygamberlik iddiası yatıyor gibi intiba bırakıyor. Çünkü Froyd'u komple olarak da biraz biliyorum. Eski inkâr zamanlarımda iki buçuk sene psiko-analiz yaptırdım.

O zamanlar, kalp durdu mu, öteki böceklerin, akreplerin işidir, her şey bitmiştir sanıyordum. Hâlbuki çocukluk günlerimden kalan Cennet, Cehennem gibi başka duygular başka âlemler vardı. Onların hepsi silinip gitti, zannediyordum, ama şimdi anlıyorum ki kesilmemiş.”
Günümüzde, terörü besleyen en önemli unsurlardan birisi bu inançsızlık felaketidir. Bir genç, imanın sorumluluğundun kurtulunca yaşama ile ölme arasındaki tercihte heyecanlarının tutsağı haline geliyor. Uzmanlar, terör saldırısında bulunanların uyuşturucu aldıktan sonra buna kalkışmasını da böyle bir boşluğa bağlıyorlar.

Burada önemli bir noktayı da hatırlatma fayda vardır sanırım. Bizim sinema ve tiyatro alanında çalışanların önemli bir kısmının böyle bir manevi çürüme içerisinde olduğunun asıl sebebi inanmamakla her türlü ahlak dışı davranışı rahatlıkla yapabileceği zannına kapılmasıdır. Bu, ahlaki çöküş yüzündendir ki, bizde bu sektör toplumda arzu edilen rağbeti görememiştir. 

Öyle olmasaydı,. İnanan bir adamın abdestini tuvaletlerde gizlice almasına gerek kalır mıydı? Sonra filmlerimizde din adamını rencide eden tavırlar ve karikatürize eden sahneler olur muydu? Batının bol kilise çanı sesiyle zenginleştirilmen filmlerine karşılık bizde ezan sahne dışına itilir miydi?

Anlayabilirlerse meslektaşlarına güzel bir ders vererek aramızdan ayrıldın Sevgili Özkul. 
Secdeyi çok seviyordun, şimdi sürekli secde halindesin Rabbinin huzurunda. Mekânın cennet olsun.

Umarım meslektaşların ve seni sevenlerin bu davranışından gereken dersi çıkarırlar…


YORUMLAR

  • 0 Yorum