MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER?

Servet Hocaoğulları Yazdı "MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER..

MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER?

Servet Hocaoğulları Yazdı "MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER..

MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER?

Servet Hocaoğulları Yazdı
"MAVİ MARMARA" VE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLER...-
KONU: İHH VE DEVLET Mİ? BÜLÜNT YILDIRIM VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN MI?...BELKİ DE "GEMİSİNİ YÜRÜTMEK" İSTEYENLERİN TUFAN EFSANESİ Mİ? KARA KUTUDAKİLER...
Hangi olay olursa olsun bilinç altında işletilen "cevap anahtarı" vardır. Biz Mavi Marmara olayının analizinde de önce kullanılan "cevap anahtarı" metoduna dikkat çekeceğiz....
BİRİNCİ CEVAP ANAHTARI: MÜSLÜMAN AKLI DEVLET AKLI KARŞILAŞMASINDA KULLANILAN CEVAP ANAHTARINA ÖRNEK...
Müslümanların bazı-bazen "Cevap Anahtarı" kullanma şekli özünde sorunlu sözünde maksadı aşan özellik taşıyabilir...Örneğin "Devlet" kavramı ile ilgili algı ve kullanma şekli buna örnektir. Bu sorunlu yöntemin içinde iki tipik davranış vardır:
Birincisi; kendisini "İslam Devleti" olarak ilan etmemiş ve istenildiği şekilde davranmayan her türlü resmi alan/devlet "ebedi düşman" kategorisindedir ve bu tarz devletlerle her türlü ilişki mekruh-zaruret-özel şartlar...bağlamında anlamlandırılır. "Müslüman aklı" ve "devlet aklı" arasındaki ilişkide esas metot - BU ALGIDA TABİ- "köprü kurmak" değil "köprüleri atmak" niyetidir.
İkincisi; "İslamı Temsil" iddiası var ki; bu iddia da; "Devlet" karşısında "İslam adına itiraz" hakkı her müslümanın ahlakıdır yöntemi işletilmektedir...Bunun çok net bir davranış örneği vardır: Müslüman yanlış gördüğü bir konuda açıkça devlete itiraz edebilir-kafa tutabilir...
BU CEVAP ANAHTARINI BİLİNÇ ALTINDA TAŞIYANLARDA; "Müslüman aklı-Devlet aklı" arasındaki İLETİŞİM-YORUM-AYNILAŞMA bağlamında her zaman krizler var olmuştur...
Dolayısıyla öğretilmiş bazı müslüman aklında; Devlet zaten potansiyel olarak her an tavır konulacak bir resmi alan adresidir; hatta İSlam Devleti olduğunu iddia etse bile bir konuda her an her türlü tavır koyma hakkı her müslümana aittir diye bir kültür-damar söz konusudur.
BU ALGI-TUTUM-CEVAP ANAHTARI KUŞKUSUZ "MAVİ MARMARA OLAYINDAN" ÖNCEDE VARDI SONRA DA BİR ÇOK OLAYDA VARLIĞINI SÜRDÜRECEKTİR...
DOLAYISIYLA MAVİ MARMARA KONULU OLUŞAN GÜNDEM VE TARTIŞMALARI ANALİZ EDERKEN; İLK SORACAĞIMIZ SORU ŞU OLMALIDIR: "BAŞINDAN BERİ İHH KENDİNİ BU AKLI TEMSİL EDEN HAREKET OLARAK GÖRDÜ MÜ?...

BU KRİTİK SORUDUR!...

( ÖRNEĞİN; KARAR'DAN HAKAN ALBAYRAK KİMİN ADINA KONUŞUYOR BİLMİYORUZ AMA; İHH ADINA KONUŞTUĞUNU BEYAN EDİYOR; YUKARIDAKİ CEVAP ANAHTARINI SAVUNUYOR. HATTA DEVLETİ "EŞİT MUHATAP" OLARAK GÖSTEREREK ERDOĞAN'A "SİZ-BİZ" ÜSLUBU İLE; BİZİ DEVLET AKLI İLGİLENDİRMEZ; BİZ BİR HAREKET AKLIYIZ VE İZİN ALMADAN BİLDİĞİMİZİ YAPARIZ...DİYOR; YALNIZ KONUMUZ HAKAN ALBAYRAK DEĞİL; ONUN İÇİN İSİM ODAKLI TARTIŞMAYI KİTLEMEYELİM....ALBAYRAK YUKARIDAKİ CEVAP ANAHTARINI İHH AKLI DİYE İLAN EDİYOR... TABİ İHH NE DER BİLMİYORUZ?... ANCAK BEN BU AKLIN İHH AKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNEN VE GÖZLEMLEYEN BİRİ DEĞİLİM. YOKSA UZUN ZAMANDIR ERDOĞANA YÖNELİK ŞAHSİ DÜZLEMDE; HAKAN KARAR GAZETESİ ÜZERİNDEN YÜRÜTMEK İSTEDİĞİ BİR GEMİSİNE MAVİ MARMARAYI ALET Mİ ETMEK İSTİYOR?...
BİZ CEVAP ANAHTARININ İKİNCİİSNE BAKALIM: ACABA DEVLET AKLI SİVİL KURULUŞLARA NASIL BAKIYOR? YANİ MAVİ MARMARADA AK PARTİNİN KULLANDIĞI AKILDA YATAN CEVAP ANAHTARI NE?

Müslüman düşünce tarihinde "kriz eşiği" veya "aklı başından giden haller" noktasında en temel konu: MÜSLÜMAN AKLI DEVLET AKLI ile karşılaştığında yaşanır. Çünkü günlük hayatta-doğal alanda mangalda kül bırakmayan "Akıllı Müslüman" havası; örgütlenme-hareket sosyolojisine girdiğinde yani SİVİL ALAN'a girdiğinde edilgen-uzlaşma gerginliğinde PROFESYONELLEŞİYOR...Yani "güç odaklı pozisyon" moduna girebiliyor.Asıl travma-tuhaflık resmi alan yani Devlet aklı ile karşılaşmalarda oluşuyor. Bu bağlamda TÜRKİYE TECRÜBESİ'ne baktığımızda kendini tekrar eden bir durumla karşı karşıyayız: SİVİL ALAN VE RESMİ ALAN/DEVLET arasındaki iletişim-ilişki-roller noktasında bir MİSYON-HADDİNİ BİLMEK krizi var. "STK'lığını bil!... Devletliğini Bil!" atışmaları olabilmektedir.
Bu noktada DEVLET AKLI'nın kullandığı CEVAP ANAHTARI'na bakalım.
CEVAP ANAHTARI: DEVLET SESLENİYOR: " UYUM GÖSTER DEĞİLSE AKLINI BAŞINDAN ALIRIM!..."
Kabul edelim ki; güç ve tahakküm adresi devlettir. Örneğin bu gündem "Yerel Yönetimler Yardımı Kessin!... Yurtdışı hareketler izne tabi olsun!... Yardım etmekte serbestsiniz ama..." diye bir devlet ağzı olsa; ortada STK falan kalmaz...". Zalim-Mazlum düzlemi farklılaşır. Fakat DEVLET AKLI DERKEN DEVLER ARASI İŞLETİLEN AKIL KASTEDİLMEKTEDİR....Cevap anahtarı bu bağlamdadır.
Örneğin " Müttefik, Dost, Yakınlaşma, İş birliği, Kadim işbirliği, Gelecek ortaklık....v.b." bir çok ifade DİPLOMASİ DİLİ'dir... DEVLETLER ARASI AKIL İŞLETİLİRKEN ÇELİŞİK GÖRÜLEN ÇOK ÖRNEK YAŞANABİLİR...
İlginç olan Mavi Marmara etrafında gelişen tartışmalarda HÜKÜMETİN DİPLOMASİ DİLİ HÜKÜMETİN AKLI VE AHLAKI DİYE SUNULMAK İSTENİYOR....
DEVLET DE ÇELİŞİK GÖRÜLEN TUTUMLARIN "OLAYIN BAĞLAMI DEVLETLER ARASI İLİŞKİLERİ SADECE ERTELER..." diye izah ediyor..
Örneğin TÜRKİYE-İRAN arasındaki DEVLET İLİŞKİSİ DOSTLUK üzeredir. Fakat SURİYE bağlamında karşı cephedeler.... Veya TÜRKİYE-RUSYA ilişkileri tarih boyunca HASIM üzeredir; farkat bir çok konuda aynı cephedeler....
Mavi Marmara merkezli anahtar soru şudur: AK PARTİ İSRAİL İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİYİ DEVLET AKLI ÜZERİNDEN KURARKEN İSRAİLİN YANINDA FİLİSTİNE KARŞI MI POZİSYONLANDIRMAKTADIR?
İHH BAŞKANI ERDOĞANI İSRAİL İLE İLİŞKİLERDE GÖREVE DAVET EDİYOR: "TÜRKİYE DEVLET AKLI İSRAİL DEVLET AKLINA HASIM OLMAK ZORUNDA!...HATTA DÜŞMAN!"...

Peki bu aklı veren İHH başkanı kim?


Örneğin Müslüman halkların seçtiği bir lider mi? Filistin temsilcisi mi? Yoksa STK başkanı mı? Bu STK Müslümanların verdiği bağışlarla hizmet etmek durumunda iken; İHH başkanı uluslararası konularda neden bir "siyasetçi rolü" oluşturma ihtiyacı duyuyor?....Bir de neden sadece İSRAİL'e karşı HASIMLIK? Örneğin İHH neden Rusya ile ilişkileirn normalleşmesine yönelik itiraz kampanyası yürütmüyor? Veya suriye odaklı İRAN karşıtı açıklama yapmıyor?....

KAMU-DEVLET İMKANLARINI NEDEN KULLANIRKEN DEVLETÇİ OLUNMUYOR; CUMHURBAŞKANI TEPKİ VERİNCE "İSLAMİ DURUŞU İHH TEMSİL EDİYOR!...KATILIN!" KAMPANYASI YAPILIYOR....
BİR KRİTİK SORU DAHA: ERDOĞAN NEDEN OLAYDAN YILLAR SONRA OLAYIN PERDE ARKASINI DEŞİFRE ETMEYE YÖNELİK SERT SÖZLER SÖYLÜYOR? ERDOĞAN NEREDE HATA YAPIYOR?....DEVAM EDECEĞİZ!STELİK ERDOĞAN AKLI MI DEVLET AKLI MI DEVREDE? AÇACAĞIZ!
DEVLET AKLI VE MÜSLÜMAN AKLI KARŞILAŞMASINDA ERDOĞAN AKLI VEYA ERDOĞAN'IN VERDİĞİ MESAJ...
( Önce bir safsata'nın önünü keselim: "Erdoğan "Tek Adam" Oldu... Eski İslamcılar Devletçi Kaldı... Erdoğan'ı ne yapsa savunan Reisçiden çok Reisçiler türedi...Hep Erdoğan haklı mı; hatası hiç mi yok!....). Bu nakarat baydı...Oysa meselenin perde arkası farklı ...İşte Fark.
Bireylerin düşünce alanı DOĞAL ALAN; Düşüncelerini örgütledikleri alan SİVİL ALAN ve düşüncenin kurdurduğu iktidar alan RESMİ ALAN...
Bir zamanlar; Doğal alanda "İslamcılık" atlası kurgulayanlar; Sivil alana geçtiler ve örgütlendiler...Varsa yoksa "Resmi alan hakimiyeti" jargonuyla ümmet kurtardılar... Bunların tümü insani, iyi niyetli ve doğru süreçlerdi(r.). ANCAK DOĞAL ALANDAKİ AKIL SİVİL ALANA GEÇERKEN ÖZGÜNLÜĞÜNÜ YİTİRİYOR; SİVİL ALANDA BİRAZ PALAZLANAN RESMİ ALAN ŞEHVETİNE KAPILIP İKTİDAR KULUÇKASINDA BAŞKALAŞIYOR...
Bu bağlamda Erdoğan örneği; "MÜSLÜMAN AKLI DEVLET AKLI İLE KARŞILAŞTIĞINDA NE YAŞAR VE YAŞATIR!" noktasında önemli bir örnekleme, imkan ve ufku betimliyor...

ANCAK BİR ŞEY GÖZDEN KAÇIRILIYOR: ERDOĞAN TÜM AŞAMALARDA "SEÇİLMİŞ" BİR PROFİL..Dolayısıyla ERDOĞAN'IN HATALARI İLE ERDOĞAN'IN TEMSİL ETTİĞİ PROJEKSİYON KARIŞTIRILMAMALIDIR...
ÇÜNKÜ ERDOĞAN KARAR VE UYGULAMARDA BİR ÇOK HATA YAPABİLİR VE YAPMIŞTIR DA; FAKAT ERDOĞAN'IN TEMSİL ETTİĞİ "SEÇİLMİŞ İRADE MİSYONU" NOKTASINDAKİ DURUŞ VE UYGULAMALARI AYRI BİR BAĞLAMDIR.

BU NOKTADA; ERDOĞAN HATALARI ÜZERİNDEN ERDOĞA'NIN "SEÇİLMİŞ MİSYON" DURUŞUNA YÖNELİK OPERASYONLAR YAPILMAKTADIR VE BU OPERASYON ZİNCİRİNİN BAŞKA BİR KANALI TEST EDİLMEKTEDİR: ERDOĞAN'IN İSLAMİ DURUŞ VE MİSYONUNDA ŞAİBE-ŞÜPHE KANALI AÇMAK VE ASIL ÖNEMLİSİ; "İSLAMİ HAREKET" ETİKETİYLE ÜMMETÇİ-İSLAMCI ÖBEKLERİ ERDOĞAN KARŞITI MUHALEFET AKSINA OTURTMAK...

BUNU İKİ ÖNEMLİ ADRES TAKİP ETMEK VE SONUÇLANDIRMAK İSTER: İSRAİL VE İRAN....
İSRAİL VE İRAN'IN ERDOĞAN KARŞITI MUHALEFETİ ÇATI HAREKETE ÇEVİRME PROJEKSİYONU İÇİN SEÇİLEN ALAN: SURİYE'DİR...HİÇ BİR AÇIKLAMA; ANALİZ VE POZİSYON ALIŞ SURİYE'NİN YARININDA ALINACAK ROLLERDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR... İLGİNÇ OLAN; BİR STK'NIN ULUSLARARASI ALANDA KENDİNE MİSYON BİÇMESİ VE ERDOĞANLA "MASADA EŞİT MUHATAP" OLMA ÇABASINI ÖRGÜTLEME GİRİŞİMİDİR; BUNUN SEBEBİ VAR!... DEVAM EDECEĞİZ; ÇÜNKÜ ERDOĞAN'IN HATALARI İLE ERDOĞAN'IN MİSYONU ARASINDAKİ SINIR BELİRSİZLEŞMEKTE!...VEYA BELİRSİZLEŞTİRİLMEK İSTENMEKTEDİR.

 

ERDOĞAN SONRASINI ÖNE ALMA LİMANI
Erdoğan'ın vefatı ile beraber başlayacak kriz alanları ve oluşacak boşluklara talip çevreler artık onun ölümünü beklemeden "Erdoğan sonrasını öne almak" planını devreye koymaktadırlar. Erdoğan da ölmeden önce dönüşü çok zor olan "final hareketler" psikolojisinde hamleler yapmaktadır. Erdoğan sonrasını öne alanlar kimler? İHH bu planın neresinde?...
iHH'nın "Başından beri biz "Erdoğansız" harekettik; dolayısıyla Erdoğan sonrasını öne almak ihtiyacı duymayız!..." dili yaygınlaşırsa; bize göre bu dili İHH başkanı ısrarla yayacak; o zaman İHH ile Erdoğan arasında "cepheleşme" parkurları deşifre olacak demektir. Bu "cepheleşme" haritası içinde yer alacak konular şunlardır:
1-İHH "Biz bir STK olmaktan öte misyon sahibi bir (İslami/Ümmetçi) hareketiz; zaten başından beri öyleydik; ne hükümete ne devlete teslim olduk; bundan sonra da duruşumuz hareket duruşudur!" KAMPANYASI içinde MUHALEFET TABANINI GENİŞLETEN ZEMİN işlevine dönüşecek ve başkanı da kendini ciddi ciddi Uluslararası ağırlığı olan bir "lider" konumlandırmasıyla rafine edilmiş bir siyasi figüre dönüştürecektir. Son iki-üç yıldır beyanları ve pozisyon alışı takip edilirse; yaşananlar aslında başlangıç değil final hareketleridir...Bunun anlamı şudur: İHH bizzat başkanı tarafından yol ayrımına mecbur bırakılacaktır.
2- İHH Suriye'deki gelişmelerde "Masa'da taraf/muhatap" olmak peşindedir ve Gazze üzerinden yansıtma yöntemini kullanmaktadır. İHH Başkanının Gazze konusunda "Neden anlaşmada biz hesaba katılmadık.." dili aslında Suriye masasındaki role göndermedir. Bu noktada masa'da muhataplık bağlamında İRAN'ın alacağı pozisyon ve telkin iyi takip edilmelidir. Bunun anlamı şudur: İHH "ULUSLARARASI" etiketini ideolojik-politik bir takıntı haline getirme eşiğine düşebilir.
3- Müslümanların emeği, katkısı, samimiyeti ve İHH'nın tutarlı, sahih misyonu politize olmuş dokuya evrilmenin sancısı içinde yoluna devam edecek ve artık "Politik hesaplaşma" odağına dönüştürülecektir. Bu bir çıkmaz sokaktır ve Erdoğan odaklı bir algı yönetimi kampanyasının sonucu telafisi zor olacak kararlara evrilecektir. Çünkü Erdoğan'a kafa tutan ve kendini devlet-seçilmiş lider ile "eş başkan" düzeyinde konumlandırma görüntüsü vermek aldığı desteğin büyük bir kısmının kopmasıyla sonuçlana bilir.
4- İHH sivil ahlak ve misyonunu olgunluk içinde sürdürmeli; fikir ve eleştirilerini sahihlik içinde kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ancak İHH kendini bir dernek başkanının ufku ve tavrına mahkum eder ve aslına rücu etmez ve daha tehlikelisi aslını "Bağımsız Uluslararası Politik hareket" kadrajına oturtursa; İHH başkanının belliki böyle bir planı var ve son 3 yıldaki analiz ve demeçleri "geliyorum diyen lider" tadında pozisyon alınıyor; o zaman Müslüman aklıyla oynamak olur ki; bu serüvenin sonu "hayırdan politikaya terfi" satrancına döner. Bu dinamik hamle Erdoğan'ın final vurgusuyla deşifre edildiği için sükunet gelmeli herkese...
5- ERDOĞAN ise "ONE MİNUTE - ÜÇ ŞART" arasındaki makas eyleminin tutarlılığı yerine; bize göre tutarlıdır; Vefat ettiğinde nasıl bir İSRAİL-TÜRKİYE eşiği bırakacağı noktasında kamuoyunu ikna edici bir yol haritasını net sunmalıdır.

 


ERDOĞAN SURİYE'DEKİ GELİŞMELERE YÖNELİK RUSYA-İSRAİL EKSENLİ DİPLOMATİK HAMLELERİNİ DEVLET AKLI GEREKÇESİYLE SINIRLI TUTARSA; ERDOĞAN SONRASINI ÖNE ALMAK BLOKUNA KENDİ ELLERİYLE İHH BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK SOSYAL GRUBU KATACAKTIR. GÜLEN HAREKETİNİN ULUSLARARASI POZİSYON ALIŞINA BENZER BİR SÜRECE KENDİ ELLERİYLE İHH'YI İTMİŞ OLACAKTIR.
SONUÇ OLARAK; İHH sivil karakterini ve sahih sicilini bitirecek uluslararası satranca girme macerasından uzak tutacak akla sahiptir ve aklını emeği büyük olsa da birkaç isme bırakmayacak kadar otokontrole sahip olsa gerekir...Bizim bildiğimiz İHH müslümanların yardımı ile oluşan doğru, sahih misyonunu lekeleyecek politik hamlelerden uzak duracaktır. Değilse başta HAMAS VE TÜRKİYE SEÇMENİ OLUP BİTENİ DEĞERLENDİRECEK VE GEREĞİNİ YAPACAK OLGUNLUKTADIR. HAMAS ADINA VEYA TÜRKİYE İNSANI ADINA "TEMSİLCİ VE HESAP SORAN İRADE" vazifesi çıkarmak çok ama çok maksadı aşan rol olacaktır. Zaten İHH'ya böyle bir görev veren de yoktur. Bir avuç fedakar insanı kurban verecek kendi politik rol heveslerine kapılmış varsa kişiler, acilen onları durdurmak ve gereğini yapmak gerekir.
DEĞİLSE ERDOĞAN'IN HATASI VARSA BUNUN HESABINI-UYARISINI YAPACAK İRADE TÜRKİYE HALKINDA VARDIR. TÜRKİYE HALKININ İHH VEYA ONUN ADINA BAZI İSİMLERE VEKALET VERDİĞİ BİLGİSİ BİZDE YOKTUR. ADI ÜSTÜNDE İHH: İNSAN HAKLARI HAREKETİ... ONU ULUSLARARASI GÜÇLERİN "İNSANSIZ HAVA ARACI" İŞLEVİNDE "İNSANLI HAVA ARACI" KILDIRMAK KİMSENİN HAKKI VE HADDİ DEĞİLDİR....MUTLAK VE GÜZEL HÜKMEDEN SADECE ALLAHTIR.
Haber: Servet Hoca Oğulları

 


Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum