VENEZÜELA YA DA ANADOLU'NUN İŞGAL TAKTİĞİ?


Venezüela'da gerçekte neler oluyor sorusunu yönelttiğimizde karşımıza batı emperyalizminin yeni dünya düzeni kurma projesi, asimetrik darbe ve darbeler zincirinden farklı bir türevinin sahada uygulandığını görüyoruz.
Bu türev kuşkusuz Honduras ve Paraguay örneklerine benzerlik gösterse de daha sistematik bir düzen içinde, kollektif şekilde, aşama aşama icra ediliyor olmasıdır.
Venezuela'yı farklı kılan en önemli detay, devreye NATO'nun da dahil edilmesidir diyebiliriz. Dolayısıyla NATO'nun oyuna dahil olması bir NATO ülkesi olarak bizi de yakından ilgilendiriyor.
NATO'nun koçbaşı fonksiyonu Afrika'da, Libya ve Mısır örneğinde olduğu gibi farklı bir kombinasyon.
Özellikle NATO vurgusu yaptım, zira Venezüela yönetimini ele geçirmek isteyen ABD yanlısı muhalefet Demokratik Birlik Masası (MUD)'un genel yapısı, işgale zemin hazırlayan odağın başında yer almaktadır.
Kolombiya'daki ABD üslerinin NATO bünyesinde tasarruf edilmesi fikrini 2015'den beri sık sık Kolombiya hükümeti nezdinde talep ettikleri biliniyor. 
İşte gelinen son noktada ABD Kolombiya'daki üslerin NATO denetimine ve kullanımına açıldığını beyan etmiştir. 
MUD'un muhalif lider olarak piyasaya sürdüğü Guaido, yönetimi ele geçirmek isteyen Batı emperyalizminin ülkedeki girizgah ayağıdır.
Venezuela örneği kuşkusuz ülkemize dönük yapılan operasyonlar adına oldukça ilgi çekici.
Beynelmilel düzeyde yalnızlaştırılmak istenip içe hapsedilirken, parlamento ve yargı üzerinden şekillendirilip, iç savaşın eşiğine getirilmeye çalışılan bir ülke. 
Gerek 2015'te ve gerekse 2019'da uygulanan yöntemlerin bize uygulanan yöntemlerden hiçbir farkının olmaması dikkat çekici. 
Mesela meclisin yenilenmesi ve erken seçim isteği için muhalefetin %20'lik oy dilimine tekabül eden 4 milyon imza toplanmasının anayasal bir gereklilik olmasına rağmen, bunu toparlayamayan muhalefetin hilelere başvurması. 
Bizde İstanbul örneğinde CHP'lilerin yaptığı sahte seçmen oyununun farklı bir örneği. 
Yapılan tetkiklerde 11 bin kişinin hayatta olmadığı, 15 bin kişinin kimlik bilgileri alınarak başvuru yapıldığı, 25 bin kadar kişinin rızası olmadan başvurulara dahil edildiği ortaya çıkmış!
Dışarıda yalnızlaştırılan ülkeyi sokaklara mahkum edip, halk ile karşı karşıya getirme projeleri de ayrı bir benzerlik.
Bunun en etkin yolu yüksek enflasyon üzerinden arz ve talep tuzağına düşen bireylerin iktidar üzerinde baskı unsuru oluşturması.
Peki bunu nasıl yapıyorlar?
Ülkedeki üretimi elinde tutan özel sektör ve dış sermaye gücünün yiyecek, gıda ve temel ihtiyaç malzemelerindeki spekülatif fiyat oyunları!
Olağandışı fiyatlar...
Tanıdık geliyor değil mi?
Ardından devlet kurumlarının dengelerini bozacak ardışık hamleler zinciri.
Bankacılık sektörünün tamamen çökertilmesi...
Venezüela hükümetinin ödeme işlemlerine bakan CITYBANK'ın bütün işlemleri durdurup, iptal etmesi...
Kurumsal sabotajlar...
Anayasa mahkemesinin yargı kararlarındaki baskısı...
Ordu ve emniyet içindeki sabotajlar...
Su ve elektrik idarelerinin halkı korku ve paniğe sevkedecek rutin dışı uygulamaları...
Kaynağı bilinmeyen, bulunamayan kesintiler!
Sokak olaylarına müdahele eden kolluk güçleri içindeki provakasyonlar, suikastler...
Şantajlar, tehditler ve terör olayları.
Bütün bunların karşısında demokratik ve özgür bir Venezüela örneği olması için destekleyip, yol veren muhalefet yapısı. 
Ne kadar benzer değil mi?
Hatta en çarpıcı olan Kolombiya'da örgütlenen, barış yanlısı olmayan terör örgütü üyeleri FARC ile dirsek teması içinde olup, onlarla ortaklaşa demokratik bir Güney Amerika modeli isteyen muhalefet! 
Bu kadar mı benzer derseniz, evet bu kadar benziyoruz.
Maduro'nun itibarsızlaştırılması için "diktatör" algısını empoze eden Siyonist ve ABD yanlısı medya aparatları da bizden farklı değil.
Ülkemiz için de aynı modeller ve proje aktörleri Venezuela örneği gibi hazır kıta bekletiliyor.
Orada yaşanan her ne varsa, elektrik kesintisi, siber saldırı, bloke etme, suikast ve terör olayları için fırsat kolluyorlar. 
Peki biz de GUAIDO örneği var mı?
O kadar çok aktör var ki, farklı kombinasyonlar ve parlamento çoğunluğu üzerinden hak arayışına girip, özgür Türkiye(!) hezeyanlarıyla bekleyen "Cumhuriyet mitingçileri"!
Venezüela hükümetinin direniş çizgisi, mücadelesi bizim 15 Temmuz işgal girişimi mücadeledemizi esas alan bir hamle.
Ama şu gerçeği asla unutmayacağız.
Batı emperyalizmi ve Siyonizm bu toprakları işgal etmek adına dünyanın her yerinde provalar yapmaktadırlar.
Ülkemize, bu topraklara ve liderimize sahip çıkacağız!
Binnur Günay