KARARSIZSIN DEMEK?

Sen Edoğan'ı cezalandırmak isterken, 'alternatifi' olanlar neler vaad ediyor, başa geldiğinde neleri yapacaklarını söylüyor. Bu arada, zannetme ki yapamazlar, unutma; 'Mühür kimdeyse Süleyman odur'...

KARARSIZSIN DEMEK?

Sen Edoğan'ı cezalandırmak isterken, 'alternatifi' olanlar neler vaad ediyor, başa geldiğinde neleri yapacaklarını söylüyor. Bu arada, zannetme ki yapamazlar, unutma; 'Mühür kimdeyse Süleyman odur'...

KARARSIZSIN DEMEK?
Editor: admin

Erdoğan'a kızgınsın, hataları var diyorsun(var) icraatlerini beğenmiyorsun, en azından yaptıkları, yahut vaadleri, senin sıkıntılarını gidermedi ve sonuç olarak bir 'silkelensin de kendine gelsin' istiyorsun. Peki.

6 Haziran'ı unutmuş olabilir misin?

Buna da tamam. Ama gel bugüne bir bakalım. Şimdi, başını iki elinin arasına koy ve düşün. Sen Edoğan'ı cezalandırmak isterken, 'alternatifi' olanlar neler vaad ediyor, başa geldiğinde neleri yapacaklarını söylüyor. Bu arada, zannetme ki yapamazlar, unutma;
'Mühür kimdeyse Süleyman odur'

- 'Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi' adı altında, Güneydoğu'ya özerk yönetim şekli. (Hani şu yıllardır Erdoğan'ın kurup da başına BOP başkanı olarak geçeceği söylenen Kürdistan varya, onun resmiyet kazanmış hali)

- 'Başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz heykelini' diyen Demirtaş ve 'Biz sırtımızı (Kılıçdaroğlu'nun terör örgütü olarak görmediği) PYD'ye yaslıyoruz' diyen Yüksekdağ'ın serbest bırakılması. (Hakkında yakalama emri olup yurt dışına kaçanlara da tabi)

- 'Barış, fikir ve siyaset özgürlüğü' adı altında, her birinin en az bir akrabası dağda bulunan HDP vekillerine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başkan Yardımcılığı. Yani yıllardır silahla/terörle kendilerince diz çöktürmeye çalıştıkları Türkiye'de, final sahnesinde dahi hayal edemeyecekleri bir makam. 

- 'FETÖ mağduriyetlerini giderme' adı altında hapiste olanları birer birer serbest bırakma. İnsansın, çabuk unutursun. Kim kimi şehit etmiş, o sözde mağdurların arasında olup da ismini hiç duymadıkların, lâkin elinde onlarca şehidin kanı bulunanların bizzat kendileri.

- Türkiye'nin bel kemiği olan MİT ve TİKA kurumlarını kısıtlama adı altında kabuğuna çekme. Yani 2000 öncesi olduğu gibi ABD/CIA'nin emri altına verme. Hatırlamazsın o günleri belki, şöyle diyelim; ABD tarafından 3-5 yılda bir 'bizim elemanlar' söylemiyle ödüllendirilen eski müttefik(!) Türkiye'ye geri dönme.

- Milliyetçi misin? M. Kemal'i seviyor musun? En azından yaptıklarını (iyi-kötü) gözardı etmiyorsundur. Heh işte, 3 göbek gerçek bir Atatürkçü olan, ailesinde şehitler bulunan Metin Temel Paşa varya, hani şu 'PYD/ABD'nin en güçlü kalesi' denilen Afrin'i dümdüz eden Paşa, işte O (ve tabi benzerlerinin) apoletlerinin sökülmesi.

- Yurt dışına gittin mi bilmiyorum. Havalimanları ülkelerin karakteristik özelliğini yansıtır. Mesela Oslo havalimanın tavanları çam ağacından sütunlarla kaplıdır. Standart iskandinav tarzı yani. Belki ilgilenmiyorsundur ancak, havalimanları aynı zamanda ülkeler arası rekabetteki en önemli etkenlerden birisidir. Kısacası; ne kadar büyük, ne kadar kullanışlı ve ne kadar güncel ise, o kadar rekabetçidir. Bugün eskiyen/yıpranan ve artık yetersiz gelen Atatürk havalimanının yerine, dünyanın en büyük/en teknolojik havalimanı yapılıyor. Yeni ve Büyük Türkiye'ye, yeni ve büyük bir havalimanı. Yüz binlerce insana aş, iş. İstanbul'u dünya ulaşım merkezi yapma. Ne kadar önemli değil mi? İşte o da israf, o da lüzumsuzmuş ve tabi durdurulmalıymış. 

- Yerli otomobil muhtemelen bir uktedir yüreğinde. Belki binmeyeceksin, belki almayacaksın, ama istersin olsun/bulunsun. VW'i biliyorsundur mesela. Üretir, kendi ülkesinde en düşük çıkarttığı modeli (Türkiye pazarına özel) orta model olarak sana. Kullanılan malzemenin kalitesi bile düşürülür Türkiye pazarı için. Şimdi yerlisi yapılacak. Evet belki geç, ama en yeni teknolojilerle uyumlu olacak. Eğer bu ülkeye biraz olsun aidiyet hissediyorsan, sokakta gördüğünde bile gurur verecektir sana. İşte bu gurur, bu atılım, bu gelişim; yine baş alternatiflerden birisine göre gereksiz ve hatta 'Ne yerli otomobili yahu?' -imiş. BMW falan varken, bunlar boş işlermiş. Ve tabiki durdurulmalıymış.

Şimdi, yazının başında dedik ya; belki kızgınsın, belki kırgınsın. Lâkin yukarıdaki vaadleri bir düşün -ki- bunlar söz konusu alternatiflerin yıkım/teslim vaadlerinden sadece birkaçı. Yani senin kararsız ve kızgın bir vatandaş olarak 25 Haziran sabahına uyanabileceğin yeni(!) Türkiye.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum