IRAK’TA İPLERİ KAÇIRDIK MI?

IRAK’TA İPLERİ KAÇIRDIK MI?

Orhan Baylan / Ülke Postası 1990 yılında rahmetli Özal “Bir koyalım 3 alalım” deyince Genel Kurmay Başkanı istifa etmiş, ordunun asker kanadı “Körfez Savaşı” nda Amerika ile beraber k

17 Ekim 2017 - 12:51

Orhan Baylan / Ülke Postası

1990 yılında rahmetli Özal “Bir koyalım 3 alalım” deyince Genel Kurmay Başkanı istifa etmiş, ordunun asker kanadı “Körfez Savaşı” nda Amerika ile beraber kuzeyden bir cephe açarak Irak’a girmeye karşı çıkmışlardı.
N’oldu o zaman peki.
Saddam Hüseyin’in 36.paralel yukarısına çıkmasına izin verilmeyerek, 1971 yılında federatif yapı verilmiş olmasına rağmen bir türlü gerçekte öyle bir yapıya kavuşamamış Kuzey’de bir Kürt devletinin temel atmasına yol açıldı.
Pasaport verip bizim bir binbaşımız karşısında selama duran Barzani ve Talabani’yi Abd öyle beslediki senin Paşa’nı bile iplemez hale getirdi.
Ayrıca; İncirlikten kalkan Çevik Güç helikopterleri Kandile ring seferi yaptı.
Evet biz girmedik ama birileri bize fena girdi. Sonra Amerika 2003 yılında bizim toprakları kullanarak Irak’a müdahele etmek için izin istedi. AK Parti içinde ki Kraliçe’nin uşakları sayesinde yine 2. Fırsatı kaçırdık. Ve Amerika stratejik müttefik olmakla beraber bizimle bölgede yürüyemeyeceğini anladı ve yeni partnerler aramaya başladı.

Uzun yıllardır oluşturduğu paramiliter güçlere yenisini ekledi.
PKK’yı daha güçlendirip, karışan Suriye’de yine Türkiye sahasını ve toprağını kullanarak PYD’yi oluşturdu.
Biz habire Kerkük, Musul bizim kırmızı çiğzgimizidr diye sloganlar atıyorduk.

Ama bu arada; bağımsızlık ilan etmemiş ama neredeyse bütün yapılaşmasını sağlamış Kuzey Irak Kürt Federasyonu Kerkük’ün ve diğer bazı Arap ve Türkmen yerleşimcilerin ağırlıkta olduğu, bilhassa petrol üretim alanlarının demografik yapısını değiştirmek için Kürtleri göçe teşvik etmeye başladı.
Girdiği şehirlerde tapu ve nüfus kayıtları yandı kül oldu niyeyese…
Ama biz habire bağırdık; Kerkük bizim kırmızı çizgimizdir diye.
Şimdi Barzani’ye Amerika gizlice, İsrail aşikare bağımsızlık için teşvik ettiler.
İçeride iyice sarsılan prestijini kurtarabilmek adına Barzani bu tehlikeli oyuna kalkıştı.

Aslında Bağımsızlık referandumunu yapmazsa da iktidarını ailesi kaybediyordu. Aslında onun kulağına bu karsuyunu kaçıran Amerika Barzani’yi safdışı etmeyi kafasına koymuştu. Bu arada Temmuz 2017 sonunda İran ve Irak Merkezi hükümeti Kerkük petrollerinin taşınması için boru hattı yapımı için anlaşma imzalıyordu.
Yani İran; Kerkük’e kendi kontrolünde ki İrak merkezi hükümetinin konuşlanmasını planlamıştı bile.
Ceyhana akan petrolün Abadan’a akmasının planlarını yapmıştı bile.
Peki bu arada biz ne yaptık.
Sakin ve alttan diplomasi izlemek yerine; sayın Bahçeli’nin çıkışı üzerine bizim Hükümet kanadı da çok sert şekilde Irak’ın toprak bütünlüğü üzerinden Barzani’ye yüklendi ve yaptırımlar geldi peşi sıra.
Peki bu işin sonunda ne olacak?
Benim derdim Barzani veya Kürtlerin menfaati değil. Hatta bunu dediğim için kızanlarınız olacaktır ama, Türkmenlerde değil.
Benim derdim “büyük ve güçlü Türkiye’dir.
Bu olmadığı zaman Dünya’nın her yerinde ki mazlumlara uzanacak elin olmayacak, bölgede ki yarıma muhtaç mağdurlara kucak açacak bir Türkiye olamayacak. Önce Güçlü ve Büyük Türkiye’nin tesis edilmesi gerekiyor.
Ondan sonra Türkmen’in de, Arab’ın da hatta Kürt’ün de hakkını teslim eder bu kadirşinas millet.
Tarih bunun şahididir.
O yüzden Barzani şunu yapmış, kıçını birileri kaldırmış, kendi etmiş umurumda değil. Barzani ‘nin politikasına göre değil, Türkiye uzun vadede kendi menfaatine politika üretmesi gerekiyordu.
Peki ne olacak şimdi sorusuna verilecek cevaplar ne olabilir?
Büyük ihtimal Barzani gider.Yerine kim gelir; İran yanlısı Goran ya da Talabani yanlıları ki onlarda İran taraftarı.En kötü senaryo da PKK…
Ki bu işin sonunda Haşdi Şabi’nin Kerkük’te yakında zulüm videoları dolaşır ve Amerika PYD güçlerini Kerkük’ü kurtarmak üzere bölegye sevk edip Kuzey Irak Kürt Federe yapısını tamamen PYD’ye teslim eder.
Ki PYD’nin 60 kişi olduğu söylenen ve binlerce TIR’lık silah ve techizatla donatılması da sırf buna matuftu.
Bu satırların yazarını takip edenler bilirler ki; PYD’nin ilk hedefinin Türkiye değil, Barzani olacağını yazdım hep.
Sonra Kuzey Irak’ın petrolüne de, ticaretine de elveda dediğiniz yetmezmiş gibi, huzura da veda edersiniz.
Böyle yazınca Barzani’yi savunduğumu düşünerek bana saldıranlara tekrar yineliyorum.
Barzani umurumda değil.
Büyük devlet olmak için uzun vadeli plan yapmak gerek.
Başkasının planının taşeronu olmamak lazım.

Orhan Baylan / Ülke Postası

Bu haber 222 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bank Asya İçin Yargıtay Kararı?
Bank Asya İçin Yargıtay Kararı?
Erdoğan Fetö'yü bilmiyor muydu?
Erdoğan Fetö'yü bilmiyor muydu?