EDEBİYAT GÜZEL OLMAK VE GÜZEL OLANI ARAMAKTIR.?

EDEBİYAT GÜZEL OLMAK VE GÜZEL OLANI ARAMAKTIR.?

Türk toplumu Cumhuriyet döneminde, tarihinde benzeri görülmemiş bir kültürel yabancılaşma süreci yaşadı

21 Ekim 2017 - 13:07

Türk toplumu Cumhuriyet döneminde, tarihinde benzeri görülmemiş bir kültürel yabancılaşma süreci yaşadı. Batı karşısındaki üstünlüğünü yitiren Türkiye, üretim gücünü büyütmenin yolunu, yüzyılların birikimi olan kendi kültürünü yeniden üretme yerine, Batı kültürüne dört elle sarılmada buldu.
***
İki dünya arasındaki değer uyuşmazlığı, Türk toplumunun kültürel dokusunda olduğu kadar ekonomik yapısında da onulmaz yaralar açtı. Bunun sonucu, Türk toplumu ürün, hizmet ve bilgi üretim gücü büyük ölçüde yitirdi.Türkiye'de yüzyılı bulan yabancılaşma sürecinin sonunda yönetim ile toplum arasında bir dil farklılaşması ortaya çıktı.
***
Dil ayrılığını gidermede en büyük görev, edebiyat ve sanata düşüyor. Bir kültürünün, bir toplumun yeniden yapılanmasında, Sezai Karakoç edebiyat ve sanatın payını, "ruhun vücuttaki payı"na benzetir. Nasıl vücut ruhsuz diriliğini koruyamazsa, edebiyatsız bir toplum da canlılığını koruyamaz.
***
Sanat ve edebiyatsız toplum, çorak toprak gibi, hiçbir alanda, verimli ve doğurgan olamaz.Bütün dünyada, sanat ve edebiyatın doruklarına, hayatın içinden bakışları, düşünceleri, davranışları ve değerleriyle, insanlar arasında sevgi ve dostluk köprüleri kurmanın, yorulma bilmez ustaları ulaşır.
***
Edebiyatcılar meyvede ağacı gören vizyonlarıyla iç dünyalarında kopan fırtınaları, toplumu dalgalandıran bahar rüzgarlarına dönüştürürler. Toplumun ortak bilincinin yansıtıcısı olarak, onların bir eli yönetenlerde, diğer elleri de yönetilenlerdedir. Düşünce ve duygular arasında kurdukları uyum ve düzenle onlar, sanatlarına hem derinlik, hem de zenginlik kazandırmanın yolunu açarlar.
***
Düşüncesiz sanat sığ, sanatsız düşünce de kaba olur.
Gerçeği aramada olduğu kadar gerçeğe giden yolları açmada da, sanat ve sanatçıların, bütün toplumlarda vazgeçilmez bir önem ve işlevleri vardır. İyilikleri özendirme ve kötülükleri önlemede, sanat Necip Fazıl'ın tanımlamasıyla "mutlak hakikati arama işidir".
***
Sanatçının görevi, insanı görünen dünyadan görünmeyen dünyaya çekerek, "İnsan her şeyi ister, ancak her istediğiniz yapamaz" diye, Schopenhauer'ın ustaca özetlediği, büyük açmazla karşı karşıya getirmektedir.
***
Sanatcılar insanın Allah karşısındaki "acz"ini ayrıntılarıyla anlatabildikleri ölçüde, metafizik dünyanın ışığını fizik dünyaya taşırlar.
***
Sanatcı Allah karşısında her varı yok görmeden,var olamadığı
gibi, kalıcı eserler de veremez.
***
Allah'ın kendileriyle birlikte olduğuna inanlar,hiçbir zaman hiçbir yerde korkuya kapılmazlar.
***
Allah'ın koruduğuna kimse zarar veremez,Allah'ın korumadığına kimse yardım edemez.
***
Allah sevgisini kazananların düşünen aklı,seven gönlü,yazan kalemi olur.
***
Güzel insanlar Allah'ın sevgisini kazanır.
***
Allah güzeldir güzelliği sever.
***
Sanatcı güzelliği arar.

Nazif Gürdoğan / Ülke Postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
GELECEK SEÇİME BAKIŞ?
GELECEK SEÇİME BAKIŞ?
SIRA MİLLET’İN...?
SIRA MİLLET’İN...?