YAKINDA DOMUZ ETİ YİYEBİLİRİZ..!
Şenay Tek

Şenay Tek

Araştırmacı Yazar

YAKINDA DOMUZ ETİ YİYEBİLİRİZ..!

07 Ocak 2018 - 09:03 - Güncelleme: 07 Ocak 2018 - 18:46

Mevzu çok derin, sonuçları itibariyle de bütün ülkeyi ilgilendiriyor aslında, lakin konuyu anlayabilmeniz için size çok kısa bir dip not düşmek istiyorum.

Bakın arkadaşlar!

Yahudiler çok korkak insanlardır bir ülkede herhangi bir konuda söz sahibi olmak istediklerinde  fikir beyan etmek istediklerinde asla direkt olarak kendileri öne çıkmazlar bunun için mutlaka o ülke içerisinde yıllardır besleyip büyüttükleri halk içerisinde kendisine güven telkin ettirdikleri kliklerini kullanırlar, onları konuşturarak istediklerini elde etmeye çalışırlar.

Nasıl mı?

Hemen size küçük bir örnekle durumu izah edeyim.

Hatırlarsanız, yıllardan beri elinde mikrofon arkasında bir kamera yanında da iki tane polis ile, fırın fırın dolaşıp kıyıda köşede gördüğü hamam böceklerini çekerek meşhur olan ve halkın kendisine güven duyduğu böcekçi Uğur D. Adında hepimizin de yakından tanıdığı ve güvendiği bir tane klik vardır. Bu adama yıllarca A. Doğanın kanallarında program yaptırılarak , halkın kendisine güvenmesi ve bel bağlaması sağlandı, onu bütün Türkiye’ye sevdirdiler kendisine, "o ne söylerse söyle sin doğrudur " imajını verdiler,  sıra geldi o zatı muhteremi kullanmaya Gezi olaylarından beri bu klik herif, zaman zaman gerek televizyonlarda ve gerekse sosyal medya hesapları üzerinden, açık açık hükümeti suçlayacak onu töhmet altında bırakacak söylemler ortaya atarak, ortalığı bulandırmaya kalkışıyor ona efendileri ne soyluyorsa, oda kendi kalemiyle, kendi kelamıyla halka iletiyor.

Nasıl olsa yıllardır kendisine güvenen halk, bundan sonrada güvenmeye  onun her dediğine inanmaya devam edeceği için, attığı taşlar yerini buluyor, mantık bu.

Bu klik aslında Yahudi’nin Türkiye’deki ağızlarından sadece bir tanesi sanat dünyasından, gıda sektöründen, sağlık sektöründen aklınıza gelen her türlü sektörden medya aracılığıyla bu türden klikleri halka sevdiren ve halkın onlara güven duymasını sağlayan Yahudi’ler zaman zaman bu kliklerini konuşturarak ve kullanarak istediğini elde etmeyi amaçlar, Nitekim FETO, A. KUYTUL, M. İSLAMOGLU gibi din tüccarları da Yahudi’lerin din alanında ülkemizde yetiştirdiği beslediği ve büyüttüğü din alanındaki kliklerinden sadece bir kaç tanesidir, Bu kliklerin 15 temmuzda yapmaya çalıştıklarına hepimiz alenen şahit olduk.

Şimdi gelelim asıl bahsetmek istediğim mevzuya..

Farkında mısınız bilmiyorum ama, özellikle son bir aydır kanal D'de her üç dört güne bir, KOKOREÇİN VE SAKATATIN FAYDALARINI KONU ALAN PROGRAMLAR YAPILIYOR.

Ülkemizdeki sağlık alanında yetiştirilmiş, halkın güvendiği bir takım klik doktorlarda, bu programlara katılmak suretiyle kokoreç üzerinden atıp tutuyorlar. Hatta hatta durumu öyle bir boyuta getirdiler ki "KOKOREÇ YİYEREK KANSERI YENDİM" diyen bir doktoru bile televizyona çıkartacak kadar işi ileri boyuta taşıdılar, halkın KOKOREÇ’e olan düşkünlüğünü artırmayı hedeflediler" peki.. normalde Kanal D çalışanlarının yabancı menşeili ürünleri sevdirmeleri gerekmez mi.

Bunların maksatları nedir..?? "diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Hemen izah edeyim15 temmuz sonrası bu ülkede sadece duygusal açıdan millileş me oranı artmadı, artık insanlar her alanda millileşmeyi tercih etmeye başladı, çocuklarının elinden tutan insanlar Mc. donalds yerine, Burger king yerine, dönerciye gidiyor, kokoreçciye gidiyor. kola, yerini şalgama ayrana yerli gazoza bıraktı bile, bunu fark eden Yahudi şu anda sakatat başta olmak üzere et piyasasının peşine düştü.

Birde bir ay önce M.A adındaki bir mandanın, kendi dükkanının reklamını yapmak için, pişirdiği bütün kokoreç’i eline alıp ısıra, ısıra yemesi,  bu videonun sosyal alemde patlaması sonucu, bütün insanların sadece meraktan ötürü o dükkana akması ve dükkanın önünde her gün izdiham yaşanması Fetöcülerin de dikkatini celbetmiş olacak ki, bu sektörde dönen büyük paraların kokusunu almış olacaklar ki, şimdide sakatat piyasasının mezbaa ayağını ele geçirmeye çalışıyorlar.

Nasıl mı?

Hayvanların kesimlerinden sonra mezbahanelerdeki etler ve hayvanlardan çıkan sakatatlar mezat, yani açık artırma yöntemiyle belli gün ve saatlerde satışa çıkartılır, buradan etleri satın alan et toptancıları ellerindeki ürünlerin gerekenlerini işleyerek gerekmeyenlerini direk olarak kasaplara, kokoreççilere, dönercilere, marketlere ve lokantacılara satarlar. ha işte bizim masal tam olarak burada başlıyor. o mezatlar yapılırken, hemen hemen her zaman açık artırmalara katılan firmalar ve kişiler bellidir. fakat son günlerde kim oldukları belirsiz firmalar ve kişiler bu acık artırmalara katılarak, fiyatın hiç bir önemi olmaksızın diğer toptancıların verdiği fiyatların iki hatta hatta üç katı farkını vererek bu bağırsak ve sakatat piyasasını ele geçirmeye çalışıyorlar. Bu durumdan mezbahane sahipleri memnun, çünkü fiyat konusunda resmen ihya oluyorlar. lakin küçük toptancıların bir çoğu bu ne idüğü belirsiz şahıs ve kuruluşlarla savaşma gücü olmadığından ötürü yakında bu işi bırakacaklarını dile getirmeye başladılar.

işin daha berbat tarafı bu adamlar, pahalıya aldıkları bağırsak ve sakatatları iç piyasaya da çok fahiş bir fiyattan satmaya başladılar şu anda etlerin toptancı, kasap, kokoreççi ve sakatatçı ayağını ele geçirmenin peşinde olan bunun içinde bu kişilerin dükkanlarını tek tek dolaşmak ve onlara ortaklık teklif etmek kaydıyla "YAV SENİN DUKKANIN KÜÇÜK, GEL ORTAK BİR YER AÇALIM TÜM MASRAFLAR BANA AİT, HATTA HATTA DAHA İŞLEK BIR YERE TAŞIYALIM BU İŞİ SEN SADECE İŞİN BAŞINDA DUR .MASRAFLAR BEN DEN"yalanıyla küçük esnafların akıllarını çalacak böyle ce bu piyasada kendilerine bağlanmayan her kesi hatta tüm küçük esnafı yok etmiş olacaklar.

Bu sakatat piyasasının gerek toptancı gerekse satış ayağını ele geçirmiş olacaklar, nitekim olmaya da başladılar. az önce bahsettiğim önünde izdiham yaşanan sakatatçılar çok çok önemli noktalara şubeler açma hazırlığındalar. yani işin küçük esnaf ayağı tamam gibi.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere.

Bugun toptancı ayağını ve küçük esnaf ayağını ele geçiren Yahudinin Türkiye ayağını temsil eden fetocular, çok değil üç dört aya kalmaz mezbahanelerin neredeyse tamamını ele geçirecekler, satın almasalar da mezbahanenin başındaki zatları zor durumda bırakarak kendileriyle rekabet edemeyecek hale getirmek suretiyle, onları da kendilerine bağlayacaklar bu fetoş cu tayfanın gümrüklerde ne kadar aktif olduklarını hala gümrüklerdeki bağlantılarının ne denli güclü olduğunu bilmeyeniniz yok herhalde.

Eee ondan sonra gelsin domuz etleri, domuz bağırsakları, gitsin yahudi’ye paracıkları. ben buradan olayın vehametini yazdım. şu anda bile ciğer’in kilosunun 65 liraya dayandığını yazdım, kuyruk yağının kilosunun daha şimdiden ilk bir ay içerisin de %50 artarak 45 lira olduğunu yazdım, yarın bunları daha ucuza mal etmek isteyecek simsarların türeyeceğini ve yurt dışından kacak yollarla domuz ürünlerini ülkemize sokacaklarının kesin olduğunu yazdım. bağırsaktan sadece kokoreç değil, ameliyat ipinin de yapıldığını yazdım. Müslüman bir ülkede yaşadığımızı bilmeyen yok zaten, domuz bağırsağından işlenmiş bağırsakla ameliyat esnasında dikilmiş bir organimızın bünyemize ne gibi etkileri olur, onu da bilenler anlatsın ben bilemem.

Haa bildiğim bir tek şey varsa oda devletin derhal bu işe el atarak mezbahanelerin hangi kuruluşlara veya kişilere bağırsak ve sakatat sattığını belirleme si  o kuruluşların eskimi yenimi olduğunu belirlemesi gerektiğidir bunun dışın da sizlere tavsiyem, sakın ha sakin çok fazla şubeleşmiş lokanta Restaurant ve tatlıcıdan uzak durun. çünkü normal şartlarda bir kişinin birden veyahut ikiden fazla gıda kalemiyle hakkıyla ilgilenebilmesi fizik kurallarına aykırı. eski esnafınızdan sakin ha sakin vazgeçmeyiniz, bugünden sonrada açılacak olan yeni ve lüx sakatat satan kurumlara kuruluşlara ve esnaflara şüphe ile yaklaşınız, birden bire çok çabuk büyümeye başlayan küçük esnaftan dahi korkun derim, bunun en bariz örneklerini görmek isteyenler 15 temmuzun hemen ardından göz altına alınan Türkiye’nin yıllar dır ismi şişirilerek en kilit noktalarda şubeleri bulunan meşhur tatlıcılara baksın, yine 15 temmuz sonrası göz altına alınan, seyyarlık yaparken bir den bire farklı kilit noktalarda üç dört katlı yüzlerler ce metre kare büyüklüğünde dönerci dükkanı zincirleri kuranlara baksın.

Et pişerken, atılacak olan baharatı ve tuzu farklı bir el hareketiyle attırarak, medyada ismi şişirilen ve ondan sonra kurduğu Restaurant zincirlerinde pişirdiği etin kilosunu 300 400 liradan millete satanlara baksın.

Daha dun minicik dükkan da sinek avlarken, kokoreci hayvan gibi yiyerek reklamı yapılan ve sonra dükkan’inin önünde her gün izdihamlar yaşananlara ve bugünde kanal D'de onur konuğu olarak baş köşede ağırlananlara baksın. Bunların kimlerle bağlantılarının olduklarına baksın, bu paraların nerelere ve kimlere akıtıldığına baksın.

Bakin. bu türden basın yayın kuruluşları bir şeyi iyi veya kötü sürekli olarak gündeme getiriyorsa mutlaka altında bir bit yeniği arayın, ya birilerini bitirmeye çalışıyorlardır, ya da o sektörü ele geçireceklerinin sinyalidir bu, onlar öpmeyecekleri eşşeğe saman vermezler, uyanık olun, satır aralarını okuyun lütfen arkadaşlar.

Her zaman söylüyorum yine söylemeye devam edeceğim, piyasası ne olursa olsun, her alanda tercihlerinizi, dişiyle tırnağıyla büyümeye çalışanlar dan yana kullanınız yani diyeceğim o ki, et piyasası gitti gidiyor .com. mezbahaneler elden giderse sabah akşam domuz etlerinin dibine vururuz.

Evet ..Sakatat gerçekten sağlığa çok faydalıdır, lakin..fetocular bu ülkedeki her alanda zararlıdır.

Diyeceklerim bu kadar..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar