MESELE İRAN DEĞİL SİZ HALA ANLAMADINIZ MI?
Binnur Günay

Binnur Günay

Algı uzmanı, Araştırmacı - Yazar
  • Instagram

MESELE İRAN DEĞİL SİZ HALA ANLAMADINIZ MI?

30 Aralık 2017 - 22:14 - Güncelleme: 30 Aralık 2017 - 22:47

İran'da bizdeki "gezi" eylemlerini çağrıştırır gelişmeler ve hareketlilikler var. Nasıl ki bizdeki gösterilerde amaç "ağaç" değilse, İran'daki gösterilerde de amaç demokratikleşme istemleri adı altında demokratikleşme değil.

İlk bakışta benzerlikler bulmak mümkün. Mesela "gezi" olaylarında bir "kırmızı fularlı kadın" tiplemesi tüm medyatik tetikçiler üzerinden dünyaya gösterinin insancıl yönü üzerinden, baskıcı(!) rejim üzerinden servis edilen bir görsel olarak karşımıza çıktı. İran'da ise başörtüsünü çıkararak direnen(!) bir kadın figürünü aynı tetikçi medya unsurları tarafından halk ayaklanmasının simgesi olarak dünyaya servis edildiğine şahit olduk. İki figürün ortak noktası İran ve Türkiye'deki eylemlerde tetikçilik yapan medyatik yayın organlarının demokratik istem taleplerini salt bir figür üzerinden manipule etmeleri.

Seçilmiş aktörler....

Nasıl ki Roosevelt'in satın aldığı aktörler gezi de bu aktörleri kullandılarsa, İran'da da bu aktörler üzerinden eylemin etki boyutunu büyütme hamlesi içindedirler. Gösterilerde Coni'nin bayrağı yakılmaz, lanetlenmez, protesto edilmez, AB ülkeleri için bir şey söylenmez. Demek ki mesele demokratikleşme değil! Bölgedeki yakinen irtibatta olduğum siyasi gözlemcilerin dikkat çektiği bir hususu dile getirmekte fayda var. İran'daki gösterilerde amaç, Ankara'nın yanında mevzi alan İran hükümetini pasifize etmek, Türkiye karşıtlığını ön plana almak olduğuna dair işaretler var. Halk gösterilerinde Türkiye aleyhtarı tavır ve eylemler yapılırsa ki buna Türk bayrağı yakmakta dahil şaşırmayalım. İran'da oyunun rengi belli olmuştur. Askeri operasyondan çekinen Siyonist koalisyon güçleri CIA ajanlarıyla Ruhani'yi devirerek İran'a diz çöktürme hamlesini başlatmışlardır. "Kırmızı fularlı kız", "başörtüsünü çıkarıp sallayan kız", "kırmızı başlıklı kız" hikayesi...

Farklı bir oyun ve aynı aktörler İran sahnesinde.

Yıl 1951...
İran'ın yeraltı kaynaklarını ve halkını sömürmekte olan İngiliz şirketine karşı (BP, British Petroleum) halk ayaklanmalarının başgöstermesi üzerine hükümet başkanı Muhammed Musaddık İngilizlerin bu ayrıcalığına son vererek İran'ın tüm petrol kaynaklarını millileştirecektir.

İngilizler konu hakkında Coni'den yardım isterler. Ancak askeri bir operasyonun Rusya'ya rağmen yapılamayacağı kanaati hakim olunca İran için farklı bir proje hazırlanır. CIA ajanı Kermit Roosevelt (Theodore Roosevelt'in torunudur), İran'da Coni'ye yakın olan muhalifler başta olmak üzere binlerce İran'lıyı halk ayaklanması için hazırladığı görülecektir.

İran sokakları aynen bugün olduğu gibi "Musaddık'a ölüm" sloganlarıyla çınlar. Bu halk ayaklanması Musaddık'ın halk desteğinden kopmuş ve ihanet içinde olduğu manipülasyonlarıyla neticeye varacak ve Musaddık iktidarı CIA eliyle bitirilecektir. Onun yerine Coni'nin bir numaralı aktörü Muhammed Rıza Şah iktidara getirilecektir. Bu operasyon kuşkusuz Coni'nin bölgedeki ilk hükümet darbesi ve Ortadoğu'daki denklemleri Coni'nin eline geçiren en net projesiydi.

O zamandan bu zamana dönük bir tahlil yapıldığında İran'a yapılacak İsrail, Suudi Arabistan ve Coni'nin askeri yaptırım kullanmak yerine tarihle sabit projelerle, CIA ajanlarının gayretleriyle neler olduğunu bize aşikar etmiyor mu?
Fakat burada bir fark var.
1950'lerdeki Türkiye ile bugünkü Türkiye arasında güç ve tavır farkı var. Bu kez Ankara'ya rağmen CIA'nın neler yapacağını göreceğiz.

Binnur Günay / Ülke Postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar